Geçtiğimiz
hafta, içlerinde tekerlekli sandalyede engelli bir adamın da bulunduğu, Filistin
yanlısı barışçıl protestoculardan oluşan bir grup, terör suçları işleyecekleri
şüphesi üzerine, İngiliz polisi tarafından tutuklandı. Bu olay, İngiltere’nin
İsrail için otoriter uygulamalara imza attığı dönemin somut bir yansıması.
Muhtemelen
bu protestocular, tutuklandıkları sırada üzerlerinde telefon vardı ve polis, bu
insanların verilerini gelişmiş bir casus yazılım kullanarak ele geçirdi.
Tutuklanmayan protestocular ise İngiltere’deki polis araçlarının üzerinde
bulunan mobil kameralara yakalandılar ve yüzleri, hatta belki de sesleri
kaydedildi, analize tabi tutuldu, polis veri tabanıyla karşılaştırıldı.
İşin
tuhaf yanı şu ki, bugünün gözetlemeci devletinin sinsice kullandığı, giderek
artan yeteneklerinin temelini oluşturan bu casus yazılım teknolojisi, büyük ihtimal,
İsrail’de, İsrailli casuslarca üretildi.
Ancak
bu durum, sadece İngiltere’ye has değil.
Batı
demokrasilerindeki muhtelif kurumlar, eski İsrail casuslarınca geliştirilen
casusluk teknolojisini yaygın olarak kullanıyorlar. Bunlar arasında, emniyet
müdürlüklerinden ulusal güvenlik teşkilâtlarına ve ordulara kadar birçok
kuruluş yer alıyor. Bu teknolojilerin bazıları, yasa dışı ilan edildi, bazıları,
yasal sınırları zorluyor, ama çoğu gizli kalıyor.
Bu
İsrail yapımı casusluk teknolojisinin kullanım alanı ve sunduğu yetenek
yelpazesi, çok geniş. Yüz ve ses tanıma yazılımlarından, dinleme ve gizli konum
takibine, akıllı telefonlardan ve diğer cihazlardan zorla veri elde etmeye
kadar birçok özelliği kapsıyor.
İsrail’in
Filistinliler üzerinde tesis ettiği hâkimiyeti ve onlara karşı uygulanan ırk
ayrımcılığını mümkün kılmak ve uygulamak için kod yazarak deneyim kazanan
yazılım mühendislerince geliştirilen bu teknoloji, batıdaki güvenlik
servislerine, emniyet müdürlüklerine ve göçmenlik kurumlarına satılıyor.
Bu
makaledeki bilgilerin çoğu yeni olmasa da, daha önce tek bir yerde
özetlenmemişti.
İsrail’in
casusluk teknolojisindeki hâkimiyeti, küresel sivil özgürlükler üzerinde önemli
sonuçlara yol açıyor. Geçmişte medyada çıkmış haberlerde bu şirketlerle İsrail
arasındaki bağlantı kimi zaman göz ardı ediliyordu.
Bu
makale, başlıca aktörleri, satıcıları ve alıcıları özetleyecek, ayrıca, İsrail
casusluk teknolojisi ile Batılı alıcılar arasında daha önce belgelenmemiş olan,
son dönemde imza edilmiş sözleşmelere de değinecek.
Öncelikle
belirtmek gerekir ki, İsrailli casus yazılım şirketlerini içeren birkaç skandal,
ana akım medyada yaygın olarak haberleştirildi. Bunların en ünlüsü, NSO Group olayıdır.
Eskiden 8200 Birimi’ne mensup olan subaylar Şalev Hulio ve Omri Lavie’nin kurduğu
İsrail firması NSO, 2019’da Kaliforniya mahkemesinde, hükümetlere WhatsApp
hesaplarını hackleyebilmeleri için Pegasus yazılımını sattığı gerekçesiyle
suçlu bulundu. Kullanıcının haberi olmadan akıllı telefona erişmek için “sıfır
tıklama” saldırısı olarak bilinen bir yöntemi uygulayabilen Pegasus, hükümetlerce
muhalifleri, insan hakları aktivistlerini ve gazetecileri gözetlemek için
kullanıldı. Muhtemelen Suudi ajanlar, Washington Post gazetecisi Cemal
Kaşıkçı’yı öldürmeden evvel onu gözetlemek için bu yazılımdan yararlandılar.
Şirket,
sonunda davaya taraf olan Meta şirketine 167 milyon dolar tazminat ödemeye mahkûm
edildi. 2021’de Biden, şirketi kara listeye alarak, ABD’de iş yapmasını
engelledi. (ABD Dışişleri Bakanlığı, özellikle İsrail hükümetinin tüm casus
yazılımlar için ihracat lisansı vermesine rağmen, ABD’nin İsrail’e yönelik
hiçbir işlem yapmayacağını özellikle vurguladı.)
Biden’ın,
kaleme aldığı aynı başkanlık kararnamesi kapsamında kara listeye aldığı diğer
bir İsrailli yazılım üreticisi ise Candiru’ydu. Ancak bu şirketin siber saldırı
yazılımları, NSO Group kadar dikkat çekmedi. Eski 8200 Birimi mensubu
istihbarat personelince kurulan Candiru, insan hakları aktivistlerini,
gazetecileri, akademisyenleri, elçilik çalışanlarını ve muhalifleri gözetlemek
için hükümetlere casus yazılım satıyordu.
2023
yılında Biden yönetimi, gene sessiz sedasız, İsrail’e karşı herhangi bir işlem
yapmadan, iki İsrailli casus yazılım şirketini kara listeye aldı. Cytrox ve
Intellexa adlı bu iki şirket, İsrail Savunma Kuvvetleri’nde 24 yıl görev yapmış,
8200 Birimi’nin komutanı olmuş Tal Dilian tarafından kurulmuştu. Kıbrıs’ta
yaşayan Dilian’ı 2019 yılında Forbes dergisinden bir gazeteci ziyaret
etti ve ona geliştirdikleri yazılımın bir telefonu saniyeler içinde uzaktan
nasıl hackleyebileceğini gösterdi.
Avrupa’da
Kıbrıs ve Barselona, 8200 Birimi’nin eski üyelerinin casus yazılım şirketleri
kurduğu merkezler haline geldi.
İsrail
merkezli bir diğer casusluk şirketi olan Paragon Solutions, bu yılın başında
WhatsApp, Signal, Messenger ve Gmail’den, kullanıcıyla temas kurma gereği
duymadan, sessizce veri sızdırdığı ve topladığı tespit edildi. İtalyan hükümetinin,
Paragon yazılımı kullanılarak, bir İtalyan gazetecinin hesaplarını hacklemesi ardından
Roma’da Paragon hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Ancak başka bir yasal işlem
başlatılmadı. 8200 Birimi komutanları Ehud Şneorson, İdan Nurik, İgor Bogudlov
ve eski İsrail Başbakanı Ehud Barak tarafından kurulan şirket, AB veya ABD
tarafından kara listeye alınmadı. Bugün faaliyetlerine özgürce devam ediyor.
Bu
şirketler, buzdağının sadece görünen kısmı. Bunlar, yasal alanda dolaşan, en
nihayetinde ya yasanın (o da varsa) yanlış tarafına düşüp yetkililerin radarına
giren ya da yasadışı casusluk faaliyetleri ortaya çıkarılan şirketler.
Daha
da sinsi olanı ise, İsrail merkezli casus yazılım şirketlerinin, cep
telefonlarını ve diğer cihazları gözetlemek ve kırmak için Batılı güvenlik
servisleri ve kurumlarıyla açıktan sözleşmeler yapmaları. Bu şirketler, yasal
devlet kurumlarıyla çalıştıkları için, NSO Group, Candiru ve yasa dışı siber
saldırı hizmetlerine odaklanan diğerlerinden farklı bir modele sahip
olduklarını iddia ediyorlar. Ancak birçok durumda yazılımları benzer, hatta
aynı. Faaliyetlerinin tam kapsamı ise bilinmiyor.
Bunların
başında, eski İsrail Savunma Kuvvetleri askeri Yossi Karmil tarafından kurulan
ve onlarca eski İsrail istihbarat birimi 8200 mensubu personelle çalışan Cellebrite
geliyor. Cellebrite’ı asıl öne çıkartan araç, akıllı telefonlar, tabletler, SIM
kartlar ve GPS cihazları da dâhil olmak üzere, çeşitli cihazlardan kişiler,
konumlar, silinmiş mesajlar ve aramalar gibi verileri çıkaran Evrensel Adli
Veri Çıkarma Cihazı olarak adlandırılıyor. ABD’de Cellebrite’ın ICE ile 30
milyon dolarlık; Gümrük ve Sınır Koruma Müdürlüğü ile sınırda ele geçirilen
telefonlardan veri toplamak için 1,6 milyon dolarlık sözleşmeleri bulunuyor.
Gözetleme firması ayrıca, Trump’a suikast girişiminde bulunan Thomas Crook’un
telefonunun kilidini açmak için FBI ile de çalıştı. Cellebrite, ABD güvenlik ve
gözetleme devletine daha da derinlemesine nüfuz etmeyi hedefliyor. Drop Site
News, geçen yıl Cellebrite’ın 2024 yılında ABD federal hükümetiyle
imzalanan sözleşmelerden 18 milyon dolardan fazla gelir elde ettikten sonra,
daha fazla sözleşme kapmak için bir lobi şirketi tuttuğunu, kendi bünyesinde bu
işe tahsis edilmiş bir birim meydana getirdiğini ortaya koymuştu.
Aralık
2023’te Cellebrite, hangisi olduğunu açıklamadan, “ülkenin en büyük emniyet
müdürlüklerinden biriyle” bir milyon dolarlık bir sözleşme imzaladığını,
övünerek ilân etmişti. “Uzun süreli müşteri” olarak anıldıkları göz önüne
alındığında, en muhtemel aday, yıllardır Cellebrite ile çalıştığı belgelenmiş
olan New York Emniyet Müdürlüğü’dür.
Bunun
da ötesinde, araştırmalarım, Cellebrite’ın ABD Donanması’ndan Uyuşturucuyla
Mücadele Dairesi’ne (DEA), Sahil Güvenlik’ten Balık ve Yaban Hayatı Hizmetleri’ne
kadar birçok ABD kurumuyla aktif sözleşmeleri olduğunu ortaya koydu. Lima,
Bogota ve Asunción’daki ABD büyükelçilikleri de dâhil olmak üzere, birçok ABD
büyükelçiliği de Cellebrite ile sözleşme imzalamış durumda. ABD ordusunun
çeşitli özel operasyon programlarını denetleyen kurum olan ABD Özel
Operasyonlar Komutanlığı da Cellebrite ekipmanları için ödeme yapıyor, aynı
şekilde, nükleer saldırılardan sorumlu ABD Hava Kuvvetleri birimi olan Küresel
Saldırı Komutanlığı da şirketle ilişkili.
Cellebrite,
İngiltere’de de aynı ölçüde faal. Şirket, 2020 yılında Londra Emniyet Müdürlüğü
ile Cellebrite’ın ana ürünü için iki milyon sterlinlik bir sözleşme imzaladı. Üç
yıllık olan bu anlaşmaya imza atan emniyet müdürlüğü, Cellebrite yazılımının
özellikle Android telefonları kırma yeteneğiyle piyasada “müdürlüğün
ihtiyaçlarını karşılayan tek yazılım olduğunu dile getirdi. Bu sözleşmenin
yenilenip yenilenmediği belli değil.
2018’de
İskoçya Emniyet Müdürlüğü, İskoçya genelinde konuşlandırılacak ve yerinde
telefon şifre kırma imkânı sunacak 41 adet mobil “siber kulübe” temin etmek
için Cellebrite ile 370.000 sterlinlik bir sözleşme imzaladı. 2022’de ise Kuzey
Galler Polisi, telefonlarda “şifre baypas etme” ve “kaba kuvvet saldırısı”
yapma imkânı sunan bir dizi araç için Cellebrite’a çeyrek milyon sterlinden
fazla ödeme yaptı.
Geçtiğimiz
günlerde Filistin bayrağı taşıyanları tutuklamakla tehdit eden silahlı
polisleriyle tanınan Kent şehri emniyet müdürlüğü, geçen yıl Cellebrite ile bir
yıllık sözleşme imzaladı. Bu yıl ise İngiltere’deki iki emniyet müdürlüğü daha
Cellebrite ile sözleşme imzaladı. Şubat ayında, Londra’nın finans bölgesinin
polisi olan ve emniyet müdürlüğünden ayrı bir teşkilat olarak çalışan Londra
Şehri Emniyet Müdürlüğü Cellebrite’ın ürettiği aletler için yüz bin sterlin
ödedi. Nisan ayında ise Leicestershire Emniyet Müdürlüğü, Cellebrite ile 328.700
sterline mal olan bir yıllık sözleşme imzaladı. Cellebrite’ın ayrıca İngiltere
Ulaştırma Bakanlığı ile de bir sözleşmesi bulunuyor.
İngiltere’de
Cellebrite, “Dijital Adli Bilişim Dinamik Satın Alma Sistemi” olarak bilinen
sistem kapsamında onaylı bir tedarikçidir ve bu sistem, İngiltere’deki polis
güçleri için ticari anlaşmalar imzalamaktan sorumlu kuruma göre “Cellebrite
araçlarının İngiltere genelinde tedarikini kolaylaştırmaktadır.”
İngiltere’deki
emniyet müdürlüklerinin, Cellebrite’ın ürettiği araçları ne kadar yaygın kullandıklarını
kimse bilmiyor. Daha önce Bilgi Edinme Özgürlüğü Kanunu uyarınca gerçekleştirilen
talepleri üzerinden, İngiltere’deki 47 emniyet müdürlüğünün 26’sının bu
teknolojiyi kullandığına, diğerlerininse denemeyi planladıklarına dair bilgi alınmıştı.
Bu
yıl Güney Galler’den Batı Yorkshire’a kadar birçok emniyet müdürlüğünün
Cellebrite kullanıp kullanmadığına ilişkin, söz konusu kanun üzerinden yapılan
başvurular, “ulusal güvenlik” gerekçesiyle reddedildi.
Cellebrite,
Avustralya polisi ve devlet kurumları tarafından da yaygın olarak kullanılıyor.
2023 yılında yürütülen bir soruşturma, 2011’den bu yana Avustralya Federal
Polisi’nden Savunma Bakanlığı’na ve Avustralya vergi dairesine kadar birçok
devlet kurumunun Cellebrite ile 128 sözleşme imzaladığını ortaya koydu.
Cellebrite,
İsrail’in Gazze’deki soykırımına imkân sağladığını, 7 Ekim’den bu yana İsrail
istihbaratına telefon hackleme hizmetleri sağlama konusunda önemli bir rol
oynadığını övünerek dile getiriyor.
İsrail
casusluk teknolojisi şirketi Cobwebs Technologies, tartışmasız, daha da
gelişmiş araçlar sunuyor. Eski IDF 8200 Birimi mensubu subayları Omri Timianer,
Udi Levi ve Şay Attias’ın kurduğu şirket, kadrosunda çok sayıd eski 8200 Birimi
mensubunu da istihdam ediyor. 2023’te PenLink adlı bir şirkete satılan ama
kendi ekibini muhafaza eden CobWebs, sunduğu hizmetler arasında, sosyal medya
ve derin internet genelinde yüz ve görüntü tanımayı sağlayan yapay zekâ
destekli bir hizmet yanında, kullanıcının seçtiği belirli bir alanda cep
telefonu hareketlerini izlemeyi sağlayan WebLoc adlı bir özellik bulunuyor.
Coğrafi sınırlama olarak bilinen bu özellik, akıllı telefonlardan kişisel
verileri çeken uygulama içi reklâmlar aracılığıyla sağlanıyor ve bu veriler,
daha sonra WebLoc gibi araçlara entegre edilmek üzere, Cobwebs gibi casusluk
teknolojisi şirketlerine satılıyor.
Şirketin
sunduğu hizmetler, artık silinmiş olan 2019 tarihli bir basın bülteninde şirketlere
ait teknoloji diliyle ayrıntılı olarak anlatılıyor. Cobwebs, daha önce ICE ile
2,7 milyon dolarlık bir sözleşme imzaladı. ABD İç Güvenlik Bakanlığı ile 3,2
milyon dolarlık aktif bir sözleşmesi bulunmakta ve geçen Haziran ayında Teksas
Kamu Güvenliği Dairesi ile 5,3 milyon dolarlık devasa bir sözleşmeye imza attı.
2024 tarihli bir raporda ayrıca, Los Angeles Emniyet Müdürlüğü’nün Cobwebs’in gözetleme
ve takip araçları paketini uzun yıllardır kullandığı tespit edildi.
Şirket,
casusluk teknolojisini İngiliz polis ve güvenlik servislerine sağlamak amacıyla
2020 yılında Londra’da bir ofis açtı, ancak Cobwebs ile çalışan İngiliz
kurumları hakkında kamuya açık herhangi bir bilgi bulunmuyor.
Batı’daki
güvenlik servisleri, polis güçleri ve devlet kurumlarıyla çalışan bir diğer
İsrail casusluk teknolojisi firması da Cognyte. Verint adlı başka bir İsrail
casusluk teknolojisi şirketinden ayrılan firma, tamamı İsrail Savunma
Kuvvetleri ve 8200 Birimi mezunu olan Elad Şaron, Jil Kohen ve Roni Lempel
tarafından yönetiliyor. İcra kurulu başkanı Şaron’un LinkedIn profilindeki
fotoğrafı, şirketin İsrail’in yanında olduğunu ilan eden Cognyte markalı bir
görsel.
Cognyte,
4G/5G kulelerinden geçen her şey, telekomünikasyon meta verileri, mesajlaşma
platformları, telefon görüşmeleri ve ağ sinyalleri de dâhil olmak üzere, çok
büyük miktarda bilgiyi toplayan, iletişimdeki şablonları ve anormallikleri
tespit eden “ağ zekâsı” araçları üretiyor. Bu bilgiler, kullanıcıların
noktaları birleştirmesini ve bilgileri analiz etmesini sağlayan bir veri
platformu “çözümüne” aktarılıyor. Bunların hepsi, güya yasal, ancak işin
niteliği ve Cognyte ile sözleşme yapan kuruluşlar hakkında bilgi epey az.
Cognyte aldığı ödülleri duyuruyor ancak son kullanıcıları asla açıklamıyor.
Bildiğimiz
kadarıyla, son 18 ayda Batı’daki kolluk kuvvetleri, ulusal güvenlik kurumları
ve ordular, Cognyte ile toplamda yaklaşık 60 milyon dolarlık anlaşma imzaladılar.
Bunlar arasında, Avrupa’daki bir ulusal güvenlik kurumuyla yapılan 20 milyon
dolar tutarındaki üç yıllık bir anlaşma, ABD’deki bir emniyet müdürlüğüyle
yapılan 3 milyon dolarlık bir anlaşma ve geçen hafta açıklanan, bir Avrupa
ordusuyla yapılan 10 milyon dolarlık bir sözleşme yer alıyor. Askeri anlaşmaya
ilişkin basın bülteninde, “Cognyte, ön saflardaki askeri ekipleri operasyon
yapmaları için ihtiyaç duydukları eyleme geçirilebilir istihbaratla
güçlendiren, sahada kanıtlanmış çözümler sunmaya devam ediyor” deniliyor.
ABD
hükümetinin tedarik sitesinde listelenen, benim tespit edebildiğim iki alıcı,
ABD Gizli Servisi ve El Salvador’daki ABD Büyükelçiliği. Ayrıca 2023’te Reuters,
Cognyte’nin, Rohingya halkına karşı soykırım yapan cunta yönetimini iktidara
getiren askeri darbeden hemen önce Myanmar’ın devlete ait telekomünikasyon
şirketine dinleme yazılımı sattığını ortaya çıkardı.
Linkedln’de,
eskiden 8200 Birimi mensubu iken bugün Cellebrite ve Cobwebs gibi Cognyte’de
çalışanların isimlerini arattığınızda, karşınıza düzinelerce isim çıkıyor.
Cognyte’in
ana şirketi olan Verint de İsrail merkezli olup, eski istihbarat subayları
tarafından kurulmuş, Batı güvenlik kurumlarıyla da çalışmıştır. Verint, 2014
yılında İsviçre’nin dinleme ve gözetleme altyapısını kurmuş, 2017 yılında ABD
Savunma Bakanlığı tarafından büyük ve gizli bir proje için 35 milyon dolar
ödeme almıştır. 2018 yılında Verint, İngiliz polisine yeni siber istihbarat
yetenekleri sağlamak üzere 50 milyon sterlinlik bir anlaşmanın bir kısmını
üstlenmiştir. Verint, o zamandan beri iş modelini müşteri etkileşim
platformlarına odaklanacak şekilde değiştirmiş, askeri ve güvenlik casusluk
teknolojisinin büyük bir kısmı Cognyte’ye devredilmiştir.
İngiliz
polis güçleriyle ortaklık kuran bir diğer İsrail şirketi ise, yüz tanıma
teknolojisini Essex Emniyet Müdürlüğü’ne satan Corsight AI’dır. İnsanların
yüzlerini tanımlamayı ve çapraz referanslamayı sağlayan Corsight yazılımı, ilk
olarak Gazze ve Batı Şeria’daki Filistinliler üzerinde geliştirildi Byline
Times’da çıkan makaleye, bu teknoloji, Gazze soykırımı sırasında kullanıldı.
Corsight’ın ana şirketi Cortica’nın kurucusu ve başkanı, eski bir İsrail
istihbarat subayı olan Igal Raichelgauz’dur. Corsight, ayrıca yüz tanıma
teknolojisini Sao Paulo askeri polis teşkilâtına ve Bogota emniyet müdürlüğüne
de sattı.
İsrailli
yüz tanıma şirketi Briefcam’in, İngiltere’dekilerin yanında ABD’deki emniyet
müdürlükleriyle de sözleşmeleri bulunuyor. İngiltere’de Cumbria emniyet
müdürlüğü, il genelindeki kapalı devre kamera sistemi (CCTV) ağlarında Briefcam’in
analiz sistemini kullanıyor, ancak müdürlük, yüz tanıma bileşenini devre dışı
bıraktıklarını iddia ediyor.
Fransa’da
ise, ülke genelindeki birçok emniyet müdürlüğünün Fransa’daki gizlilik
yasalarını ihlal ederek, Briefcam’i yasadışı bir şekilde kullandığının ortaya
çıkmasının ardından, Briefcam’in sözleşmeleri 2023 yılında iptal edildi.
Brüksel
ve Varşova polisleri de Corsight yüz tanıma sistemini kullanıyor. ABD’de Şikago,
Springfield ve Beverly Hills emniyet müdürlükleri de Corsight kullandıklarını
teyit ettiler.
Eski
İsrail Savunma Kuvvetleri askerleri tarafından kurulan İsrail şirketi NICE,
finansal dolandırıcılığı tespit etme pazarını ele geçirmiş durumda. Fortune
dergisinin ilk 500 şirket listesinin yüzde 85’ine ve bir dizi Avrupa
düzenleyici kurumuna hizmet veriyor. Milyarlarca dolarlık bir şirket olan NICE,
ayrıca şehirler için plaka tanıma, yüz tanıma, el tipi GPS tabanlı video
terminalleri ve vatandaşları izlemek için mobil video sensörleri gibi gözetleme
araçları da temin ediyor. 2015 yılında Buzzfeed’in yaptığı bir araştırma, NICE’ın
bir dizi ülkeye gizli gözetleme yazılımı sağladığını ortaya koydu.
Bu
noktada İsrail’in Black Cube adlı kuruluşuna da değinmek gerekiyor. Bu kuruluş,
eski 8200 Birimi mensubu istihbarat görevlileri Dan Zorella ve Avi Yanus
tarafından kuruldu. Kendisini “kalben ve zihnen İsrailli” olarak tanımlayan Holivudlu
tecavüzcü Harvey Weinstein, davacılarla ilgili bilgi toplasın ve casusluk yapsın
diye Black Cube’u tuttu. Adı bir dizi casusluk skandalına karışmış olan şirket,
geçmişte Kanada’nın eski İsrail büyükelçisi Vivian Bercovici de dâhil olmak
üzere, Batılı diplomatları istihdam etmişti.
Bu
derleme çalışmasının da ortaya koyduğu biçimiyle, İsrail ve onun ırk ayrımcısı
ekonomisi, tümüyle gözetlenen, muhalefetin olmadığı bir dünyaya doğru ilerleyen
sürecin merkezinde duruyor. Dünya genelinde, İsrail’in ürettiği casus
yazılımları, casusluk, muhalefeti ezme ve egemenlik kurmayı amaçlayan, sınanmış
ve denenmiş bir çerçeveye yeni kontrol teknolojilerini entegre eden, kendine
özgü bir yirmi birinci yüzyıl faşizminin tesis edilmesini sağlıyor. Vatandaş
güvenliği ve suçla mücadele kisvesi altında, İsrail teknolojisi, otoriterliğin
çarklarını yağlıyor.
İsrail’in
yürüttüğü kesintisiz savaş ve ırk ayrımcısı ekonomisi, bu ekonomiden doğan,
İsrailli istihbarat görevlilerince yönetilen casus teknolojisi firmaları, bugün
dünyadaki sivil özgürlüklere yönelik en büyük tehdittir. İsrail’in bu pazarı
ele geçirmesi hiç de şaşırtıcı değil. İsrail, hâkimiyet için tasarlanmış
bireyler ve projeler üretiyor, çünkü İsrailliler, cezasızlık üzerine kurulu bir
askeri kültür içinde yetiştiriliyor, bu kültürün sınırları dâhilinde yaşıyor.
Teknolojinin yalnızca hâkimiyet için imal edildiği, deneklerin bol olduğu ve
çatışma sürecinde askerlerin sınırlarına ve hareketlerine dair kuralların
bulunmadığı bir kültür bu.
Irk
ayrımcısı bir devletin ürettiği güvenlik ve asayiş teknolojisiyle ilgili
araçları satın alan, bunlara bel bağlayan Batılı hükümetler, dört başı mamur
güvenlik devletlerine dönüşme çabaları dâhilinde ırk ayrımcısı ve soykırımcı İsrail’den
hiçbir şekilde vazgeçemiyorlar.
Dünyamız
giderek daha otoriterleşip faşistleşiyor, çünkü otoriter ve faşist rejimlerin geliştirdikleri
araçlar, kamusal ve özel alanlarda yaygın olarak kullanılıyor.
Bu
nedenle, son yazımda da dile getirdiğim gibi, dünyayı Siyonizmden arındırmak zorundayız.
Gözetleme
ve casusluk teknolojisi endüstrisi, İsrail’in Batı üzerinde ördüğü derin ve
zararlı nüfuz ağının sadece bir başka halkası. Bu ağ, siyasetimizi boğuyor, temel
hak ve özgürlüklerimizi kısıtlıyor. Bu endüstri, soykırımda kullanılan bir
silah.
Filistinlilerin
geleceği gibi bizim geleceğimiz de bu ağı parçalamamıza, İsrail’in
toplumlarımız üzerindeki nüfuzunu ortadan kaldırmamıza bağlı.
Nate Bear
29 Temmuz 2025
Kaynak

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder