Maya

Tarihine, köklerine ve yaratılan değerlere yabancılaşan insan manzarasıdır, gözümüze gözümüze batırılan.
Sanki Deniz tekmelememiş gibi idam sehpasını, sanki Mahir Kızıldere’de halkın çıkarları uğruna ölmemiş gibi, sanki İbrahim zindanı iki sınıfın muharebesine çevirmemiş gibi...
Kapitalizme bilinçsizce teslim olan kitleler değildir tarihin ciddiye aldığı sorun. Esas sorun, kapitalist sistem ve onun tüm değerlerinden kopamadan mücadele yürütmeye çalışan bilinçli öncülerdir.
“Ne yârdan, ne yardan geçilemeyeceği” bir meslek hâline getirilmeyecek kadar berraktır devrimcilik.
“Karınca kararınca” denilmeyecek, “ismim Hıdır, elimden gelen budur” derekesine düşürülmeyecek bir olgudur komünistlik.
Hasımlarının kültüründen köklü bir kopuş, hasımlarının adalet yöntemlerinden uzaklaşmaktır, devrimci kültür.
Mayasını ezilenlerin acılarından alan bu zorlu yürüyüşün gereklilikleri zordur. Zordur, ama yaşamın en güzel uğraşıdır. Kendimizi yenmek, toplumun geri yanlarını yenmek ve sistemi yenmek uzun erimli meşakkatli bir iştir.
Hapishanelere saldırıların gündemde olduğu bu süreçte, herkesin kendini silkelemesi, hakikati görerek konumlanması gerekiyor.
Tutsakları yalnız bırakmamanın en başat yönelimi, kendimizin eksik yanlarını kavrayıp üzerine korkusuzca gitmektir.
“Tek tip elbiseyi parçalayacağız” cümlesinden önceki cümlemiz: “Üzerimdeki geri alışkanlıkları, kaygıları, korkuları parçalayacağım” olmalıdır. İlk cümleyi anlamlı ve geçerli kılacak olan ikinci cümledir.
Selin Kaya

Hiç yorum yok: