HDP İçi Tartışma

Dün akşam başlatılan ve bugüne de sirayet ettiğini gördüğüm tartışmaya dair birkaç şey söylemek istiyorum.
Hasip Kaplan, sıkıntılı (belki de “sarhoş”) bir anında kötü bir üslupla, HDP içerisindeki bir tartışmayı kamuoyuyla paylaştı. Evet, Hasip Kaplan'ın tweetlerini bir çılgınlık hâli olarak okumaktan ziyade, HDP içerisindeki bir tartışma olarak okuyorum.
Hasip Kaplan, kendi argümanlarını güçlendirmek için Demirtaş'ı yanına bir siper arkadaşı edinmişti. Peki bu esas gerçekliği ne kadar yansıtıyor? Çünkü Demirtaş Kürd olmasına rağmen kemalistlerin, ulusalcıların ve Türk solunun sevdiği bir Kürd'dü. Yani sömürgecinin, tepemizde Demokles’in kılıcı gibi duran başöğretmen Türk solcularının ve her Kurdistanî çıkışa ayar veren makbul Türklerin uzlaşabildiği bir Kürd’dü. Kürd halkı da, ezilmişlik duygusunun getirdiği bütün “mahcubiyetin” arkasına saklanarak Demirtaş'a destek çıktı ve onu çok sevdi. Çünkü sonunda Türkler tarafından sevilen, üzerinde uzlaşılan ve kabul gören bir Kürd vardı.
Yani Hasip Kaplan'ın derdi, aslında Demirtaş'tan sonra bir Kürd'ün olması meselesi değil; SSÖ'nün eşbaşkan olması “tehlikesi”.
Tartışmanın başına dönersek; Hasip Kaplan'ın ifadesi bence şu olmalıydı: "HDP'de Kürd özgürlük mücadelesi içerisinde yetişmiş bir Kürd'ü genel başkan olarak görmek istiyorum.” Fakat Hasip Kaplan daha provokatif bir söylemi tercih etti. Bunun nedenlerine değiniriz.
HDP içerisindeki teamül de aslına bakarsanız bu yöndedir; Kürd ve erkek asli eşbaşkan, Türk solundan bir kadın da diğer eşbaşkan. Bu gerçekliğe itirazımız var mı? Bu zamana kadar bu böyle oldu arkadaşlar. Evet, cinsiyetçi bir yaklaşımdır. Erkeği dominant seçmek, eşbaşkanlık anlayışına uymaz. Ama eşbaşkanlık kurumu maalesef henüz kurumlarımızda içselleştirlemedi.
Konu ister istemez başka noktalara geliyor çünkü çok etkeni olan bir mevzu. Bir de şöyle bir mesele var örneğin; HDP bir Kürd partisi midir, Türkiye partisi midir? Kanaatimce HDP; Kürd siyasal hareketinin kültürüyle bugünlere taşınmış ve Türkiye'deki kesimleri de Kürdlerle dayanışması için içerisine kabul etmiş bir Kürd partisidir. Yani bugüne kadar Kürdlere abêlik/ablalık etmiş Türk soluna, başöğretmen kemalistlere ve makbul kimliğe ait olmanın gücüyle Kürdleri siyasi mücadelede özneleştirmeyen anlayışlara karşı “bakın, biz Kürdler de siyasi bir figür olabiliriz. Motor gücümüz Kürdlerdir, siz de gelip bize destek verin” demektir. HDP, içerisindeki bütün gruplara bir mücadele alanı açar. Fakat HDP'nin bir Kürd partisi olmadığını söylemek hem doğruyu yansıtmaz, hem de büyük bir haksızlık yapmaktır. Çünkü kitlesi %99 Kürdlerden oluşuyor. Örgütlülüğün kahır ekseriyetini Kürdler sağlıyor. 40 yıllık bir siyaset geleneğine dayanıyor. Bu uğurda binlerce insan cezaevine kondu, işkenceden geçti, katledildi.
Sosyal medyada da bazı Kürdler, hemen ayaklanıp Hasip Kaplan'ı hedef tahtasına oturttu. Ki bu kişiler sürekli Fanon, Biko, sömürgecilik üzerine atıp tutan kişiler. Beyaz maskelerini indirmekten imtina ediyorlar, hatta korkuyorlar. Çünkü Türklerin onlara kızması, bir babanın çocuğunu azarlaması gibi. Bu sağlıksız ilişkinin sona erdiği günleri, HDP içerisinde dahi eşitlik hukukunun oluşmadığını, hâlâ Türklerin “daha eşit” olduğunu gördüğümüz günler diliyorum.
Peki HDP’nin başına bir Türk eşbaşkan geçebilir mi? Eğer eşbaşkanlık kurumu tamamen içselleştirilmiş bir mesele olsaydı, bu tartışmayı gereksiz bulurdum. Fakat 100 yıldır ezilen bir halkın siyasi arenadaki temsiliyetini elbette yine Kürdler yapmalıdır. Sinn Fein'e bir İngiliz başkan seçerler miydi? KDP, bugün Arap bir başkanla yoluna devam edebilir mi? Örnekler çoğaltılabilir. Meselenin dayandığı nokta, ezen-ezilen çelişkisinde yatıyor. Ezilenlerin hakkını ararken ezen kimlikte birinin önderliğini tercih etmek, akla ve izana uymaz. Ezen kimlikten olup da bütün çelişkilerinden sıyrılmış bir insan bile bu göreve uygun değildir. Kaldı ki bütün çelişkilerinden sıyrılmış bir Türk, zaten kendisine bu görev dayatılsa bile bunu kabul etmez.
Evet, Hasip Kaplan'ın üslubu eleştirilebilir, yanlış bulunabilir. Fakat aslında bir hakikatten bahsediyor. HDP'nin teyakkuza geçip açıklama yapması, HDP vekillerinin Hasip Kaplan'ı kötü bir üslupla hedef alması ve nihayetinde SSÖ'nün çirkinlik dolu cevap yazısı da bence çok abartılı çıkışlardı. SSÖ, yazısında bütün Kürd halkını incitmiş, Kürdlük bilincini ayakları altına almış ve Kurdistanî hassasiyetlere ağzı alınmayacak küfürler etmiştir.
Yazının başında bu tartışmaların aslında HDP'nin içerisinde olduğunu söylemiştim. Umarım bu tartışmalardan ne Demirtaş-SSÖ ekibi ne de Hasip Kaplan tarzı galip çıkar.
Berzan Amed Aykaç

Hiç yorum yok: