Alexis, Nikos ve Sokak

“hayaliniz yok, sevdalanmıyorsunuz,
yaratmıyorsunuz
yalnız satıp alıyorsunuz.
her yerde maddiyat
sevgi hiçbir yerde, hiçbir yerde gerçek”
[Alexis'in cenazesinde dağıtılan mektuptan]
6 Aralık 2008 günü Alexandros Grigoropoulos, Yunanistan'da sokak eylemleri sırasında polis tarafından ateş açılarak öldü. IMF, kemer sıkma politikaları, sömürgeci Avrupa Birliği ve onla işbirlikçi dar bir sınıf olan oligarşinin iliklerine kadar sömürüp, batırdığı bir ülkenin faturasının halka çıkarılmasına karşı isyanlar ve barikatlarla kuşanmıştı Yunanistan. Alexis de bu mücadelenin parçası olan bir devrimciydi.
Alexis'i yaşı üzerinden çocukluk ve masumlaştırma gibi liberal kategorilerin aksine, direnişçiliği ve militanlığı üzerinden hatırlamak önemli. 16 yaşında ölmüş olması, bizim açımızdan, henüz “erken” sayılabilecek bir yaşta militanlığı kuşanmış olması sebebiyle önemlidir.
Alexis'e Yunan toplumunun sahip çıkmasını da bu bağlamda bir çocuğu sahiplenmekten öte sömürgeciliğe karşı savaşta devrimci bir militanı, yoldaşı sahiplenmek, yaşının getireceği eksikliği veya ayrıcalıkları arkasında bırakmış birini sahiplenmek olarak okumalı.
Alexis'in ölümünden sonra yoldaşına sahip çıkan Yunanistan, bir ay boyunca sokakları ateşe verip, tarihinin en büyük ayaklanmalarından birini gerçekleştirdi. Öfkenin bir kez daha yazılacak yazılar veya sosyal medya paylaşımları değil hayatın, hakikatin yeri olan sokakta gösterileceğini, sadece yakıp, yıkarak, sokakları ateşe vererek muktedirlerden hesap sorulabileceğini gördük.
Alexis, Yunanistan isyanı için bir taşıyıcı olurken, Yunan halkı da her sokağa çıktığında onu hatırladı, her 6 Aralık'da sokakları ateşe verdi ve vermeye devam ediyor. Tüm bu mücadelenin etkisiyle Alexis'in katili olan polis müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Bunda bazı liberallerin Yunanistan burjuva demokrasisini görmesini değil mücadelenin devleti zorlayıcılığını görmek gerek. Kuşkusuz Alexis için verilen mücadele, bir polisten öte, asıl fail olan devlete karşı olan mücadeleyle devam ediyor.
Sokağın etkisini görmek için Alexis'in arkadaşı Nikos Romanos'u da hatırlamamız gerekiyor. Nikos Romanos, Alexis vurulduğunda onun yanındaydı ve Alexis'in en yakın arkadaşlarından biriydi. Bir devrimci olan Nikos, banka soyduğu gerekçesiyle süreç içinde Yunan devleti tarafından hapsedildi.
Hapishanedeyken üniversite kazanan Nikos kendi ve tüm tutsakların eğitim hakkı için mücadeleye başladı. Kasım 2014'de Nikos'un açlık grevine başlamasının ardından, grevle birlikte, sokak mücadeleleri de hareket kazandı. Nikos'un içerideki açlık grevine, sokak savaşları, 6 Aralık 2014'de Alexis'in hayatını kaybettiği tarihin yıl dönümünde parlamentonun önünün ateşe verilmesi eşlik etti.
Açlığının 30.gününe geldiğinde Nikos su almayı da keseceğini ilân etti. Direnişin başında hiçbir uzlaşma göstermeyen Yunan devleti, devrimci irade ve militan sokak mücadelesi karşısında geri adım atmak zorunda kaldı. Nikos ve onun durumundaki tüm devrimci mahkûmların elektronik bileklik takarak üniversiteye gitmesi kabul edildi. Tıpkı Alexis'in katilinin militan sokak mücadelesiyle müebbet hapis cezasına çarptırılmak zorunda kalması gibi, Nikos'un eğitim hakkı da direnişle kazanıldı.
Yineleyelim; tüm bu kazanımlarda Yunan burjuva devletinin demokratlığını değil, devrimci mücadelenin yoğunluğunu ve bunun getirdiği kazanımları görmemiz gerek. Yunanistan'da silâhlı eylemler, sokak mücadelesi ve toplumsal hareketler arasında bir bağ var. Bu üç olgu birbirini tamamlayan ve önünü açan bir yapıda.
Buradan bizim de çıkarmamız gereken dersler var. Alexis ve Nikos için sokakların ateşe verildiği gibi bizim de Nuriye ve Semih için sokakları ateşe vermemiz, Berkin, Dilek ve öldürülen tüm yoldaşlarımızın katillerinin hak ettiği cezayı alması için devlete karşı mücadeleyi pasif eylemler ve sosyal medya çağrıları yerine, militan bir mücadeleye dönüştürmemiz, bu militan mücadelenin ortaya çıkmasını sağlayacak ve geliştirecek karşı şiddet üretiminin örgütlenmesini gerçekleştirmemiz gerek.
Yunanistan'da görüldüğü gibi zafer mücadeleyle geliyor. Mücadeleyi büyütmedikçe, devletin karşısından erimeye ve ezilmeye devam edeceğiz.
Bekir Sami Paydak

Hiç yorum yok: