Kime Entelektüel Denir?

Kime Entelektüel Denir? Entelektüel Kimlik Ne Zaman Yitirilir?
İçinde yaşadığımız yüzyılın temel çıkmazlarından biri olan dünyanın, yani maddenin insan kalbini tahakküm altına alması sonucunda, insan, kendi öz varlık bilincini yitirdi. Bu yitiriş toplumların yapısında tahribatlara neden olurken, akrabalık ve dostluk ilişkilerinde de ciddi hasarlara neden oldu. Dolayısıyla insanın maddeye teslimiyetinin toplam sonuçlarına baktığımızda, insan için koca bir mağlubiyet ve yaratılıştan sapma sonuçlarıyla karşılaşıyoruz.
Dünya, insanın kalbine sığmaz; insan bu bilinçten koptuğu, Allah’ın kendisini tanımladığı “Eşref-i mahlûkat” sıfatından da uzaklaştığı için günümüz şartlarında insanı farklı bir şekilde tanımlamak kaçınılmaz oldu. Elbette bütün bir insanlığı bu kategoriye sığdırmak yanlış ve haksız bir eleştiri olur. Dolayısıyla bu kategorinin dışında kalan bir avuç azınlığı, yani entelektüelleri tanıyalım.
Geniş bir yelpazeden “entelektüel” kavramı
Düşünce, insanın doğuştan edindiği bir güç değildir. Kâinata bakış açımız mensubu olduğumuz toplumun şekillendirici etkisiyle var olur. Nitekim toplum olmasaydı birey, düşünsel olarak var olamazdı. Toplumun düşünceyi şekillendirici etkisi her birey üzerinde aynı ölçüde değildir. Bundan dolayı toplumun refah seviyesini ve huzurunu en üst düzeye çıkarmak için fikir üreten belirli bir sınıf var ve bu sınıfa “entelektüel” diyoruz. Buna karşın aydın diye nitelendirilen başka bir sınıf da var ki; entelektüel kavramıyla sürekli karıştırılıyor.
Ali Şeriati’ye göre “aydın”, toplumsal değişimde üstlendiği rol ile toplumun içinde kendisine hayat bulur. Yani toplumun hakikate ulaşması için topluma liderlik eder. Dolayısıyla aydın, toplumu yeniden inşa etmek için; entelektüel ise, toplumun yaşam standartlarını iyileştirmek ve toplumu daha güçlü hale getirmek için üstlendiği rollerle birbirinden ayrılırlar. Bu ayrımı yaptıktan sonra entelektüel sınıfın çizgisini takip ederek entelektüel kavramının bütün sınırlarını belirleyecek ve kamuya karşı entelektüel vicdanın sapmalarını inceleyecek bir eser takdim edeceğim sizlere.
Geçtiğimiz aylarda Avangard Kitap tarafından, çevirisini A. Erkan Koca’nın yaptığı Frank Furedi’nin Nereye Gitti Bu Entelektüeller kitabı okur karşısına çıktı. Kitap, toplamda altı bölümden oluşuyor ve her bölümde entelektüel kavramının farklı yönleri anlatılıyor. Entelektüel kavramını geniş bir yelpazeye yayan Furedi, aynı zamanda entelektüel vicdanın ve aklın noksanlığına da değiniyor. Çünkü “entelektüelin yaratıcı rolü, herhangi bir özel kimlik veya çıkara mesafeli durmayı gerektirir.” Bu mesafe ya siyasi bir otorite karşısında yok oluyor ya da toplumsal otorite içinde yok oluyor. Dolayısıyla entelektüel, bu süreçten sonra entelektüel kimliğini yitirmiş oluyor.
Entelektüelin kendi toplumuna yabancılaşması
Entelektüel kişiliğin toplumsal otorite karşısında kendisini var etme sürecinde ne tür sorumluluklar üstlenmesi gerektiğini ve düşünce sınırlarını da belirliyor Frank Furedi. Bu sınırları belirlerken entelektüel için evrenselci yaklaşımın tehlikelerine geniş örneklerle yer veriyor. Düşünce toplumla birlikte vardır ve her toplumun düşüncesi birbirinden farklı olacağı için evrensel bakışın toplumda kargaşaya neden olacağına değiniyor. Zira, düşünce toplum bedeninde emeklerken entelektüel kişide yürüme seviyesindedir. Dolayısıyla entelektüel, toplumun içinde şekillendirdiği düşünceye toplum yararına işlevselcilik kazandırmalıdır.
Entelektüelin kendi toplumuna yabancılaşmasını kitaptan alıntılayarak evrenselciliğin tehlikelerini örnekleyecek olursak; Edward Said’in şu sözleri konuyu daha da somutlaştıracaktır: “Evrenselcilik ilkelerinden yola çıkarak hareket etmek riskli bir iştir. Evrenselcilik, bizi çoğunlukla başkalarının gerçekliğini görmekten alıkoyan geçmişimiz, dilimiz ve milliyetimizin önümüze koyduğu, hazır bulduğumuz kemikleşmiş fikirlerin ötesine geçmek üzere risk almak demektir.” George Orwell de evrenselci bakışı “Milliyetlerinden utanırlar” diye tanımlar nitekim. Kendi toprağından kopan bir ağaç nasıl ki başka bir toprakta hayat bulamıyorsa, kendi toplumunun meydana getirmiş düşünce sisteminin dışına çıkan entelektüel de kimliğini yitirir.
Entelektüel rolünde yaşanan değer kaybı
Entelektüel, toplum içerisinde ayrı bir yer tutar ve entelektüel uğraşlar içerisinde diğer bireylerden ayrılır. Entelektüel için “insan doğar, yaşar, ölür” değil de “insan doğar, okur, seyahat eder ve ölür” şeklindedir yaşam biçimi. Onun diğer bireylerin aksine temel gereksinimi bilgidir. Fakat günümüz koşullarında “entelektüel tembelliği” entelektüellerin kayboluşuna ya da azalmasına neden oldu. Frank Furedi bu tembelliğin yıkıntılarını şöyle anlatıyor: “21. yüzyılda klasik entelektüelin kahramanvari imajı, soyut işlerden uzak ve pragmatik, o kadar önemli bir işi olmayan bir kimse görüntüsüne yerini bırakmıştır. Entelektüelin rolünde yaşanan bu değer kaybı, bugün bilgiye gösterilen tavırla yakından ilişkilidir. Eğer bilginin arayışında olma, daha fazla kültürel tasavvuru harekete geçiremeyecekse; o takdirde entelektüellik statüsü, sahip olduğu özel ve özgün nitelikleri artık koruyamayacak demektir.”
Sonuç olarak Nereye Gitti Bu Entelektüeller kitabı, Frank Furedi’nin bireyin toplum içerisinde kendisini var etme ve güçlü kılmasına rehberlik edecek güçlü tezler içeriyor.

Hiç yorum yok: