Her Şey Biz Yaşarken Oldu

17 Aralık 2010'da Tunus'lu seyyar satıcı Muhammed Buazizi kendini yaktığı ve “Arap Baharı” denilen süreci başlattığında, kendisi ile birlikte Akdeniz kıyı şeridi ve bütün coğrafyayı da yakacağını belki o hesaplamamıştı!
Ama o ateşi ilk yakanlar bunu ve daha fazlasını hesaplamıştı...
Cebeli Tarık boğazından, Süveyş Kanalı’na uzanan kıyı şeridi, işte o Buazizi'nin ateşi ile kontrollü bir şekilde yakıldı ve bu süreç devam ediyor.
Sırasıyla takip edilirse, ateşin dozuyla sonuç netleşecektir...
Tunus, Cezayir, Lübnan, Ürdün, Mısır ve Suriye...
Öncesinde; Afganistan, Irak ve Libya...
Süreç Trump ile kartların yeniden karılmasıyla devam ediyor.
Şimdi sıra, bütün bu süreci izlemekle yetinmeyip her türlü maddi, manevi, silah ve işbirliği ile emperyalist ve siyonist plan ve projeye destek veren “Suudi Amerika'da”.
Coğrafyamızdaki kaos ve kan asla tatil etmiyor!
Suudiler bu kadar zamandan sonra sokaklara çıkıp tıpkı Tunus ve diğerlerinde olduğu gibi "özgürlük ve demokrasi" eylemlerine başladı.
“15 Eylül hareketi” adı altında sokak eylemleri ve yürüyüşlerle sosyal medya üzerinden dünyaya seslerini duyurup destek toplamaya çalışıyorlar. Sarayda yumuşak bir darbe ile başbakan olan veliaht Muhammed bin Salman'ın 100'ün üzerinde âlim ve vaizi (sahve şeyhlerini) tutuklatması olayın başlangıcı olarak görülüyor.
Bu tutuklamalardaki ortak benzerlik ise bu âlimlerin Trump'ın Suudi gezisiyle birlikte başlayan Katar krizinde “itidal” çağrısı yapmalarıdır.
Bundan sonraki süreç tecrübe ettiğimiz gibi sosyal medya hesaplarından muhalefet yapanların ve bu âlimlere destek verenlerin, âlimler gibi “radikal, fitneci ve terörist” olarak görülüp ihbar ve tutuklanmalarını halktan talep etmek...
Tekrar sizleri bu süreci haritaya bakarak, olaylarla birlikte sonucunu düşünmeye davet ediyorum...
Bu olanlar sıradan kendiliğinden gelişmiş olaylar değildir. Başlangıcından bitişine kadar bu olanlar hiçbir ayrıntıyı kaçırmadan yapılmış, sonuç odaklı bir projedir.
Bu projeye “işbirlikçilik, taşeronluk ve tetikçilik” yaparak destek verenler, Suudi üzerinden sonlarını izleyebilirler.
Ama biz dün olduğu gibi bugün de izlemeyeceğiz...
Elbette direneceğiz ve engel olmaya gayret edeceğiz…
Çünkü biz “antiemperyalist, antikapitalist ve antisiyonist” bir fikriyatın bu düzene isyan etmiş ve isyan çıkarmış direnişçileriyiz...
Her şey biz yaşarken oldu!
“Yeni bir dünya” biz yaşarken kurulur mu bilemem, nasip!?
Ama bunun gayretinde şerefle bu emaneti teslim edeceğiz ve direneceğiz;
“Söz verdiğimiz gibi...”
“İnşaallah...”
Mehmet Harputluoğlu

Hiç yorum yok: