Yeşil Hareket Bildirgesi

Yeşil Hareket Bildirgesi[1]
Bismillahirahmanirahim,
Kırbaçlanmış, onca yaraya ve hapisliğe dayanmış bedenlerimiz, buna rağmen onuncu cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk yıldönümünde bizler boyun eğmiş değiliz ve hâlâ mağruruz. Taleplerimiz bugün de aynı: özgürlük, sosyal adalet ve [meşru] ulusal yönetimin oluşturulması. Zaferden eminiz, Allah’ın rızası ve inayetiyle, zaferin bizim olacağını umut ediyoruz, çünkü biz, ulusal haklarımızın geri verilmesinden başka bir şey istemiyoruz. “Suyun yüzeyindeki tüm köpük kenara itilir ve yok olur. Yeryüzünde geriye kalan, halkın yararına olan olacaktır.” [Kur’an: Ra’d: 17]
Seçim esnasında söylenen yalanlar, yaşanan düzensizlikler ve yapılan hile şu soruyu sordurdu: “Benim oyum nerede?” Siz, o büyük halk, bu soruyu tüm çıplaklığıyla haykırdınız ve 15 Haziran’daki o tarihî ve olağanüstü yürüyüş esnasında ikirciksiz biçimde şiddete asla başvurmaksızın yürüdünüz. Ulusal ve uluslararası düzeyde herkes sesinizi işitti, mesajınızı gördü, cehaletin, batıl inancın, özçıkarın ve yalanların kör ettiği insanlar hariç. Peki ama onlar nasıl bir cevap verdiler? Herkesi ihanetle suçlayıp damgaladılar, askerî tedbirlere başvurdular, katliam yaptılar, insanları hapse attılar, tutsakları zincirlediler ve kampüslere saldırdılar.
Şüphesiz, halk Kahrizak Hapishanesi’ndeki zulümleri asla unutmayacak. 15 ve 20 Haziran’daki cinayetleri de. Aşura’da öldürülen insanları da asla unutmayacak. Esasında halk onların masumların ve şehitlerin kanına ihanet ettiklerini unutmayacak. İnsanlara gerçek mermilerin sıkıldığını, üzerlerine polis araçlarının sürüldüğünü nasıl unutabiliriz?
Ancak kan lekeleri ve işkence yaraları, totaliterlerin insanların gözlerine bağladıkları bağları yırtıp attı. Halk, o ikiyüzlü “kutsal” peçenin ardındaki kurumsallaşmış yozlaşmayı gördü. O dönemde yaşananlar ve farklı halk sınıflarına hükümetin layık gördüğü muamele sorunların kökenlerini ayrıca o sorunların etkilediği insanları, emekçileri, öğretmenleri, gazetecileri, öğrencileri, profesörleri, din adamları, müteşebbisleri, kadınları, erkekleri, gençleri, yaşlıları, mazlum, fakir ve orta sınıf dâhil tüm sosyal eylemcileri ortaya çıkardı.
Bugün bizim ülkemiz, tüm gezegende kişi başına düşen idam sayısında birinci sırada. Bunun nedeni, ülkemizin en yüksek sayıda günahkâra sahip olması değil, bunun nedeni, adaletin, yönetimin ve iyi idarenin ülkemizden çekip gitmiş olması. Ülkenin yönetilmesine dair en acil ve günlük ihtiyaçlar bile totaliter hükümetin yalan söylemesine, yozlaşmaya ve batıl inanca mani olmadı (ayrıca onlar, anayasanın ve diğer düzenlemelerin altını oymaya da son vermediler), tüm bu gerçekler müesses nizamın tüm katmanlarında yozlaşmanın ciddi boşluklar yarattığını gösteriyor. Petrol ve ithalattan gelen milyarlarca dolarla beslenen özel çıkarlarını korumak için bu güçlü yapı dilediğini yapıyor. Bu yapı, parasal ve mali kurumlarca gözetlenip denetlenmiyor.
Bugün vergi mükelleflerinin parası kutsal görünümlü hırsızlarca yağmalanıyor. Milletse hâlâ hükümetin muhtelif mali dolandırıcılık suçları işlemiş kişilerin tanımlamasını ve mahkeme önüne çıkartmasını bekliyor. Mecliste başlayan ve bir anlaşma ile birden sona erdirilen o büyük soruşturmaya ne oldu peki?
Anayasa’nın 44. Madde’sine dayanarak yapılan o büyük “özelleştirmeler”le ilgili olarak, ekonomimizin tekelleşmesini ifşa etmek için iktidar merkezlerini kim soruşturmaya cüret edecek? Orduya, istihbarata ve ekonomimizi ayakta tutan o yarı resmî kurumlara dönük mali denetim olmamasına bağlı olarak oluşan bu krizden bahsedecek cesaret kimde var? Milletimizin aklında hâlâ aynı soru dolanıp duruyor: Bu, tüm o yıllar boyunca aradığımız adil ve İslamî düzeni mi vaat ediyor? Şeffaflıktan kaynaklanabilecek sorunlar var mı, bu sorunlar gizlilik peşinde koşup iltica için koşturmamızı gerektirecek kadar korkunç mu? “Gerekçesini halka sunamadığınız hiçbir şey yapmayın” diyen Ayetullah Humeyni’nin, o Cameranlı büyük yaşlı bilgenin altın kuralını unuttuk mu?
Umudun yeşil yolunun değerli yoldaşları,
Bu öngörülemeyen hareketin yaratılmasının üzerinden bir yıl geçti. O dönem boyunca Yeşiller uzun bir yol aldılar, bunu hükümetin yardımını alma umudundan mahrum kalarak yaptılar. Evlerde toplandılar, hedefleri için örgütlendiler ve sosyal ağlarını genişlettiler. Milletin geniş bir kesimi arasında kalıcı ve istikrarlı bağlar kurdular. Bilgi yayma ve bilinçlendirme amacıyla kurdukları o güçlü sosyal ağlar gerçekten mucizevîydi. Bunu görmek için farklı toplumsal akımlar arasında analizlerin, haberlerin ve bilgilerin demokratik bir biçimde yayılmasına ve sanat üretimine bakmak tek başına yeterli olacaktır. Yeşil Hareket, geleceğimizle ilgili önemli sorular hakkında bir diyalog dalgasından sorumlu bir hareket. Bu olay modern tarihimizdeki diğer hiçbir olayla kıyaslanamayacak düzeyde önemli bir olay.
Bugün halk, milletin temel haklarını kimlerin ayakları altına aldığını biliyor. Halk, yargı ve istihbarat alanında insan haysiyetinden yoksun çevrelerin olduğunun, insan haklarının sürekli ihlal edilmesinin farkında. İnsanlar, özellikle temel insan hakları ile ilgili olarak milletin müşterek miraslarına hakaret etme konusunda totaliterlerin nasıl ilerleme kaydettiğini biliyorlar. Bunun sebebi, geçmişin tüm o acı ve kanlı olaylarına karşın, halkımız içerisindeki irfanın ve muhakemenin duygusallığı her daim aşabilmesi, toplumsal bir uzlaşmanın ve diyalogun oluşturulabilmesi. Sonuç olarak kanları dökülmüş, sevdiklerini kaybetmiş, hapse atılmış insanları kışkırtmak için çokça çabalamalarına karşın, fitneciler insanımızı şiddete sürüklemeyi beceremediler. Şiddete başvurmayan direniş, gayri medeni çetelerin elektrikli coplarından ve mermilerden daha güçlü bir silâh.
Milyonlarca insan, bugün bıçaklarını kimlerin bilediğini, genç, yaşlı erkek ve kadınları kimleri kovaladığını görüyor. Onlar, kültür ve terbiyeden yoksun grupların yürüyüşlere gelip insanların arkasından en çirkin kelimeleri kullandığını, en berbat sloganları attığını görüyor. Bizim halkımız, bu tarz kelimeler kullanmak yerine sembolik sanat çalışmaları yaptı. Bizim insanımız, renkli afişleri birbirlerine hediye etti, kendi hayatları ve mücadeleleri ile ilgili sayısız film ve döviz dağıttı. Onları tahammül etmek zorunda oldukları acı ve çileyle dolu hatıraları işte bu şekilde oluştu:
Bir çocuk, ismi neşe
Gözler ışıl ışıl
Saçları umudun dağları kadar
Kayıp son zamanlarda.
Ondan kim haber getirirse
Basra’dan Hazar’a
Söylesin herkese.[2]
Umudun yeşil yolunun destekçileri,
Sabır ve azim dolu bir yıl boyunca dostların verdiği tavsiyeler üzerinden hareketin müşterek kimliğini pekiştirmek ve Yeşil Hareket üyeleri arasındaki işbirliği ile iletişimi daha iyi duruma getirmek için yeni bir program hazırlandı.
Şurası açık ki önerilen belgenin herkesin beklentisini ve talebini karşılaması mümkün değildir. Bu çıkmaza bir çözüm bulmaya çalışan önemsiz bir destekçi olarak ben, ilhamımı önceki seçim kampanyası süresince Rah Ahan’dan Tacriş’e[3] insan zinciri oluşturan seçmenlerden aldım. İyi ile kötü arasında bir tercih yapmakla yüzleşen o seçmenler kötüyü seçeceklerini söylediler. Bu hatırlanmaya değer zincirin kurulmasını ve devamlılığını mümkün kılan, işte bu seçimdi. Gerçek reform, bu tercih anlayışı ve bir seçenek karşısında diğerini seçme sorumluluğuyla ilgili önermeyle başlar.
Bu belge sadece ilk adımdır, geçirdiği evrim süresince Yeşil Hareket, daha iyi ve daha eksiksiz bir rehber hazırlayacaktır.
“İşte orada bir de ahret yurdu var! Biz, orayı yeryüzünde büyüklük taslamayan ve fesat çıkarmak istemeyen kimselere tahsis ederiz: zira mutlu son sorumlu davrananların olacaktır.” [Kasas: 83]
Kökler ve Hedefler
1. İran halkının ve ülkemizi önemseyen insanların çoğunluğu arasında muhalif bakış açılarının oluşumuna sayısız etmen katkı yapmıştır. Bu görüşlerin en güçlü tezahürüne onuncu cumhurbaşkanlığı seçimi ardından oluşan İran Yeşil Hareketi içinde rastlanmıştır. Bu etmenler şu şekildedir: Adalet, bağımsızlık, özgürlük ve oluşturulması için o muhteşem İslam Devrimi’nin yapıldığı İslam Cumhuriyeti’nin kurumsallığı gibi ideallerin gerçekleştirilmesi önündeki planlı olarak yerleştirilmiş engeller ve o ideallerden birçok kez sapılmış olması.
2. Bu ilkelere ve temel insanî, dinî, ahlâkî ve millî değerlere bağlı olan Yeşil Hareket kendisini Devrim sonrası İslam Cumhuriyeti’nin içine girdiği yolu temizleyen ve yeniden biçimlendiren güç olarak görmektedir. Bu nedenle hareket, anayasanın çerçevesine dönük çabalara odaklanacak, halkın verdiği oylarla onun görüşlerine saygı duyulmasını sağlayacaktır.
3. Yeşil Hareket, geçmişte İran halkının Anayasa Devrimi, 1951 Petrolün Millîleştirilmesi Hareketi ve İslam Devrimi’nde ifadesini bulmuş özgürlük mücadelesinin bir uzantısıdır.
4. Açığa çıkartılmış toplumsal ideallere ulaşılması için milletimizin ortaya koyduğu çabalarla dolu yakın tarihe yeniden göz atmak, Yeşil Hareket’in hedeflerinin ancak bizler sivil toplumu güçlendirip toplumsal diyalog zeminini genişlettiğimizde, bilinç düzeyini arttırdığımızda, bilginin özgürce dolaşımını kolaylaştırıp partilerle derneklerin aktif katılımını teşvik ettiğimizde ve hem aydınlar hem de millî çıkarlara sadık politik ve toplumsal eylemciler için serbest bir ortam oluşturduğumuzda gerçekleşebilecektir. Bu hedeflere ulaşılması, kendi özgül kimlerine karşın şemsiye altında yan yanda toplanmış ve hareketin doğasındaki çoğulculuğu benimsemiş Yeşil Hareket’in muhtelif üyeleri arasında işbirliği ile koordinasyonu kolaylaştıracak müşterek taleplere vurgu yapılmasını gerekli kılmaktadır.
Temel Stratejiler
1. Yeşil Hareket, kendisini yanılmaz görmeyen, geniş bir toplumsal harekettir. O kâfirlerdeki mutlakçılığı reddeder ve eleştirinin önemiyle hareket içi ile dışı arasındaki diyaloga vurgu yapar. Eylemcilerin ayrıca aydınlarla düşünürlerin hareketin yürüdüğü yolu ve geçirdiği evrimi denetlemesi önemli bir husustur. Bu, totaliteryanizme ve yozlaşmaya doğru bir kayma yaşanmasına mani olacaktır.
2. Yeşil Hareket eylemcilerine göre, İran halkı gururlu, onurlu ve gelişmiş bir ülkenin parçası olmak istemektedir. Hareket, çoğulculuğu desteklemekte ve onun tek bir kişinin hükmüne sokulmasına dönük tüm gayretlere karşı koymaktadır. Bu nedenle bizler, herhangi bir toplumsal gruba yönelik husumete veya kötü niyetli yaklaşıma hoşgörüyle yaklaşmıyoruz. Kendisini Yeşil Hareket’in parçası gören tüm bireylerin hareketin hedefleri ve ilkelerinin bilincinde olmak için harekete karşı olanlarla (sağlıklı bir atmosfer dâhilinde) bir tür diyalog içine girmeye çalışması gibi bir sorumluluğu vardır. Hepimiz İranlıyız ve İran’a aitiz.
3. Sanal ya da gerçek, tüm sosyal ağların genişletilmesi ve hareketin hedefleriyle kimliğine dair derin tartışmaların başlatılması, Yeşil Hareket’e mensup eylemciler için önemli hususlardır.
4. Yeşil Hareket, ülkemizin bağımsızlığının korunmasının önemli olduğunu ısrarla dile getirir ve yabancı güçlerle kapsamlı ilişkiler kurulması noktasında gerekli çizgiyi çeker. Ancak hareket, diğer ülkelere doğrudan düşmanlık ya da kendisini tecrit etme peşinde koşmaz. Ayrıca dış politika konusunda önyargılı eğilimlerin esiri olmaz. Adaletin, özgürlüğün, bağımsızlığın, insan haysiyetinin ve maneviyatın evrensel değerler olduğuna inanır. Yeşil Hareket’in görevlerinden biri bu değerlere sahip olmaya çalışmış milletlerin tecrübesini öğrenmekse diğeri de insan özgürlüğü ve haysiyeti için mücadele eden tüm özgürlükçü ve barış âşığı bireylerin görüşlerini ve eleştirilerini baş tacı yapar.
Yeşil Hareket’in Kimliği:
İranî-İslamî Hazine
1. Yeşil Hareket, bağışlama, maneviyat, ahlâk ve insan haysiyetinin takdir edilmesi gibi niteliklere sahip merhametli dinin varlığının sürmesi konusunda ısrarcıdır. Dahası o İslam’ın ve İslam Cumhuriyeti’nin ahlâkî ve merhamete dayalı yönlerine vurgu yapmanın dinî değerleri güçlendirmenin yegâne yolu olduğuna işaret eder. Yeşil Hareket’in temel ilkeleri kalkınma ve ilerleme arzusu ile millî-dinî mirasımızı dikkate almak zorundadır; bu ilkeler insanları belirli bir ideoloji, hizip ya da kliğe mecbur etmekten uzak durmalıdır; bu noktada dinin politik bir aygıt olarak kullanılmasına karşı çıkılmalı, dinî kurumlarla din adamlarının bağımsızlığının dinin önemli konumunu korumak için devletten korunması şarttır; son olarak bu ilkeler toplumumuzda dinin önemli olan ve hâlâ devam eden rolünün sürmesini sağlamak zorundadır.
2. İran-İslam kültürünün korunması için gerekli sır, uzun süredir yaşayan dinî ve millî değerlerin birlikte varolmasındadır. Bu bağlamda Yeşil Hareket, İran kültürüne ait geleneklerinde mevcut olan, bugüne dek yüksek tutulmuş değerleri yayma, bağnaz davranışa yol açan tabu yıkma, gerçek millî ve dinî kimliğimizi tanıtma hakkını muhafaza eder.
3. İran milleti, özgürlük mücadelesiyle yüklü tarihinde özgüvenli olduğunu ve dayanışma içerisinde hareket edebileceğini göstermiştir. Bu zengin geçmişe, kolektif muhakemeye sırtını yaslayıp kendisini merkeze koyan tutumdan uzak durmak suretiyle Yeşil Hareket, millî düzeyde müşterek meselelerle ilgili kolektif bir anlayış oluşturmak ve hedeflerine ulaşmak için yolunda ilerlemektedir. Hareket, sadece kolektif muhakemeye ve tevhidî mantığa sırtını yaslamaktadır.
4. Yeşil Hareket, gerçekten özgür ve ileri bir İran için mücadele eden İranî-İslamî bir harekettir. Bu nedenle kendi milleti için daha iyi bir gelecek peşinde koşan her İranlı bir Yeşil Hareket eylemcisi kabul edilir. Bizim gözümüzde İran tüm İranlılara aittir.
Halkın kendi kendisini yönetme hakkı
1. Kendi kendini yönetme hakkı Yeşil Hareket’in tartışılmaz bir ilkesidir. Bu ilkenin hayata dökülmesi için en uygun fırsat önümüzdeki seçimler olacaktır. Yeşil Hareket, halkın oyunu koruma mücadelesine ülkede müdahaleye açık olmayan, özgür ve adil bir seçim rejimi oluşana dek devam edecektir. Halkın onayı politik iktidarların meşruiyetlerinin kaynağıdır. Yeşil Hareket, adayların kişisel veya grup tercihleri üzerinden, adayın seçilebilirliğine dair incelemeye bağlı olarak araştırılmasına dönük her türden çabayı anayasaya aykırı ve halkın kendi kendisini yönetme hakkının engellenmesi olarak görür.
2. Eğer bizler, bağımsızlığımızın ve millî çıkarlarımızın altını oyarsak, özgürlük ve adalet de mümkün olamaz. Millî çıkarlarımızı korumak, Yeşil Hareket’in ilkelerinden biridir.
Yeşil Hareket’in Değerleri:
İnsan haysiyetine saygı ve şiddete muhaliflik
1. İdeolojiden, dinden, cinsiyetten, etnisiteden ve sosyal statüden bağımsız olarak insan haysiyetine ve insan haklarına saygı duyulması Yeşil Hareket’in asli taleplerinden biridir. Yeşil Hareket, en önemli kazanımlardan biri olan insan haklarının korunmasına dönük çabaları tümüyle destekler.
İnsan haklarını bahşeden Allah’tır, dolayısıyla hiçbir yönetici, hükümet, meclis ya da başka bir güç bu hakları devre dışı bırakamaz, kendisini koruma pahasına bu hakların işleyişini kesintiye uğratamaz. Söz konusu hakların korunması, eşitlik, hoşgörü, diyalog, barış ve barışçıl yoldan sorun çözme gibi temel ilkelere saygı duyulmasını gerektirir. Bu temel ilkeler, bağımsız basını özgürleştirdiğimiz, sansürü durdurduğumuz, bilgiye erişimi sağladığımız, sivil toplumu güçlendirdiğimiz, yurttaşların özel hayatlarına saygı duyduğumuz, STK’ların özgürce hareket etmesi için gerekli zemini oluşturduğumuz ve toplumdaki her türden ayrımcılığı ortadan kaldıracak kanun ve yönetmelikleri reforma tabi tuttuğumuz ölçüde desteklenebilecek ilkelerdir.
2. Yeşil Hareket, şiddete başvurmama konusunda kararlı bir toplumsal harekettir. O, faaliyetlerini anayasal çerçeve dâhilinde yürütmek niyetindedir. İnancına göre, halk her türden şiddetin aslî mağdurudur, bu nedenle hareket, kendi gündemini ilerletmek için diyaloga ve barışçıl direnişe dayanır. Şiddete dayalı olmayan direniş bu hareketin taviz verilemeyecek bir değeridir. Yeşil Hareket, hedeflerine ulaşmak için şiddete dayalı olmayan direnişin tüm imkânlarını kullanacaktır.
Eşitlik ve özgürlük
3. Eşitlik, Yeşil Hareket içerisinde yüce tutulan bir değerdir. Politik, ekonomik veya toplumsal kaynakların adil biçimde dağıtılması hareketin gerekli her şeyi yapacağı inkâr edilemez bir hedeftir.
Toplumda adaletin yayılması ancak idarî yapı içte ve dışta kendi kendine hizmet eden örgütlerden, politik güçlerden veya halk gruplarından tümüyle bağımsız olmalıdır. Hükümetin ekonomiyi geliştirmesi, halkın refahını ve rahatını güvence altına alması, sosyal adaleti tesis etmesi bu koşullarda mümkün olacaktır.
4. Tüm toplumsal kesimlerin ve grupların taleplerini görmenin gerekliliğini anlamış olan Yeşil Hareket, sosyal ve politik baskı altında zarar göreceği şüphesi taşıyan alt gelir gruplarıyla orta sınıfı birleştirmenin önemine vurgu yapar. Anayasanın 9. Madde’sine atıfta bulunan Yeşil Hareket, bağımsızlığın veya toprak bütünlüğünün korunması adına insan haklarının ihlal edilmesine kesin olarak karşı çıkar. Yeşil Hareket, politik, kültürel, ekonomik ve askerî bağımsızlığın bir değer olduğunu koşulsuz kabul eder ve tüm boyutları dâhilinde “halkın kendi kendisini yönetme hakkının korunması”nı sınırlarımızın ve millî çıkarlarımızın korunmasının yegâne yolu olarak görür.
5. Özgürlüğün ve eşitliğin güvence altına alınması, Yeşil Hareket’in kesin olarak sahiplendiği İslam Devrimi’nin inkâr edilemez hedefleridir. Her türden tek parçalı veya dışlayıcı düşünce tarzının ortadan kaldırılmasına karşı çıkılması, aynı ilkenin basına ve politik gruplara uygulanması ve her türden görüşün veya bakış açısının fiziken imha edilmesine karşı çıkılması Yeşil Hareket’in gündeminin başında yer alır. Halkın tüm yüzeylerde hâkimiyet altına alınmasına karşı çıkmak, hareketin aslî kabul ettiği bir ilkedir: bu yüzeyler, politik (totaliteryanizm), sosyal (ayrımcılık ve sosyal eşitsizlik) ve kültürel (ideolojik bağımlılık) gibi alanlara işaret etmektedir. Yeşil Hareket, kadın hareketini tümüyle destekler, cinsiyet temelli her türden ayrımcılığı kınar ve etnik azınlıkların haklarını her şekilde destekler.
6. Yeşil Hareket, güvenliğin sadece hükümetin güvenliğinden ibaret olduğuna inanmaz; burada söz konusu olan her bireyin ve her İranlı yurttaşın güvenliği olmalıdır. Güvenlik hukukun eşit koruması altında olan tüm yurttaşlara korku ve bağımlılık ilişkisine yol açmaksızın verilmesi gereken bir konudur. Silâhlı güçlerin ve güvenlik birimlerinin siyasete müdahalesi, sorumlu olmayan güçlerin ordu (ve güvenlik) meselelerine müdahalesi ve ordu ile güvenlik güçlerinin yargı üzerindeki hâkimiyeti hükümetin ve halkın güvenliği konusunda karşımıza çıkan engellerdir. Yargının bağımsızlığı, ordunun politik ve ekonomik faaliyetlere müdahale etmemesi ve sivil polislerle ve örgütçülerin cezalandırılması Yeşil Hareket’in en acil talepleri arasında yer alır.
7. Yeşil Hareket, bilhassa halkın haklarına atıfta bulunan, anayasanın tüm maddelerinin (3. Bölüm) uygulanması yönünde çağrıda bulunur. Bu, Yeşil Hareket’in kesin ve değiştirilemez talep ve hedefidir.
8. Tüm politik tutsakların serbest bırakılması, politik partilere, kadın hareketi, sendikalar vb. sosyal gruplara ve hareketlere dayatılan kanunî sınırlamaların ve güvenlik merkezli yaklaşımın ilgası şarttır.
Bu sonuca ulaşmak için aşağıdaki stratejilerin açık biçimde uygulanması gerekir. Fiiliyatta hileli seçim yapanların, göstericileri katledenlerin, onlara işkence yapanların ve bu konularda yetkili olanların adil biçimde yargılanması zorunludur. İktidar hiyerarşisi ve hükümetin muhtelif düzeylerinde şiddeti savunup onu teorize edenler açığa çıkartılıp yargılanmalıdır.
Kişisel ve Toplumsal Yaratıcılığa Saygı ve Ahlâkî Davranış
1. Maalesef kabul etmeliyiz ki hükümetin yanlış politik, sosyal ve ekonomik politikaları ahlâkta çöküş ve toplumumuzdaki sosyal sermayede azalmayla sonuçlanmıştır. Yeşil Hareket, bu noktada sosyal ahlâkı İran toplumunun birleştirici unsuru ve müşterek zemini olarak diriltilmesi gerektiğine vurgu yapmakta, insan haklarının uygulanması mücadelesinde ahlâkî ilkelere tümüyle uyacağına söz vermektedir.
2. Yeşil Hareket, ne merkezî bir partidir ne de örgütsüz, amaçsız bireyler toplamıdır. İran milletinin tarihsel deneyimlerine genel bir bakış attığımızda bu deneyimlerin her zaman halkın bilinç düzeyini, becerilerini ve zor tarihsel koşullara dair derin bir anlayışa sahip olduğunu göstermektedir. Hedeflerine ulaşmak için halkın yolu açacak gerekli yaratıcılığa her daim sahip olmuştur.
Kurucu ilkeleri, kökenleri ve sosyal ağlardan istifade edişi üzerinden Yeşil Hareket, İran halkının düşüncesine, kavrayışına yeniliklerine dayanır. O, adalet ve özgürlük gibi hedeflere sadece söz konusu güçlerin ortaya çıkması suretiyle ulaşılabileceğine inanır. Kampanya sloganımız, “her İranlı bir olarak kampanya yürütür”, bugün “her İranlı bir olarak hareket eder” şeklinde değiştirilebilir.
Hukuka Riayet Etmek ve Müzakere Yürütmek
1. Yeşil Hareket, bilhassa devletle millet arasındaki ilişki bağlamında devrimden beri meydana gelen gelişmelere dönük eleştirel bir yaklaşım sergileyip İslam Devrimi’nin kalıcı hedef ve ilkelerine bağlı kalır, öte yandan da anayasa ile müşterek akde dayalı olarak İran halkının parlak bir geleceğe sahip olmasını istemektedir.
2. Bu bağlamda “anayasanın kusursuz biçimde uygulanması” Yeşil Hareket’in ana temel stratejisidir. Bu hareket, bugün yüzleştiğimiz krizlerin aşılması ve milletimizin ilerlemesi ile gelişmesinin ancak hukuka geri dönüp onu tüm kurumlarda tatbik etmek ve hangi konumda olursa olsun, hukuka riayet etmeyenlerin cezalandırmak suretiyle mümkün olabileceğine inanmaktadır.
Ayrıca Yeşil Hareket, hukuka riayet etmenin onun iktidarda olanlarca kurumsallaştırılmasından farklı bir şey olduğunun bilincindedir. Bizim bu noktada hukukun haksız ve onur kırıcı şiddetin tatbik edilmesine dönük bir silâh olarak kullanılmadığı, onun en temel hakların ihlali için bir araç olmadığı ve şiddetin, adaletsizliğin ve ayrımcılığın yasadışı kabul edildiği bir noktaya ulaşmaya çalışmamız gerekmektedir.
3. Anayasa dâhil tüm millî kanunlar, ebedî ve değişmesi mümkün olmayan belgeler değillerdir. Her milletin genel yönelimini düzeltmek için verdiği mücadele dâhilinde kendi mevcut kanunlarını reforma tabi tutma hakkı vardır. Ancak bu noktada not etmek gerekir ki anayasanın değiştirilmesi ancak bu değiştirme işlemi toplumda tüm grup ve partilerin katılımıyla, her türden dogmatizm, dışlayıcılık ve zorbalıktan kaçınarak yürütülecek bir müzakere ve diyalog süreci üzerinden gerçekleştirildiğinde geçerli bir husustur.
4. Sivil toplumun genişletilmesi ve kamusal alanın güçlendirilmesi Yeşil Hareket’in ana ilkelerindendir. Bu hareket, millî çıkarlarımızı korumak, İslam Devrimi’nin hedeflerine ulaşmak ve mevcut krizin kötü etkilerini gidermek için muhtelif düşünce okulları ile politik gruplarının temsilcilerinin müzakerelere ve diyalog sürecine katılması gerektiğine inanmaktadır. Bu anlamda biz, sosyal çelişkilerin çözülmesini ve halkın haklarının savunulmasını amaçlayan söylem ile şeffaf müzakerelere dönük her türden talebi hoşnutlukla karşılamaktayız.
5. Bu hareket, uluslararası platformda ve yatırımlar alanında İran ekonomisinin güçlendirilmesini talep etmektedir, burada asıl hedef, İranlıların alım gücünü artırmaktır. Yeşil Hareket, dünyayla şeffaf ve yapıcı bir ilişki üzerine kurulu makul ve saygın bir dış siyaset talep etmekte, her türden maceracı ve popülist diplomasiyi reddetmekte, dolayısıyla büyük tarihî İran milletinin dünyadaki itibarının daha da artmasını istemektedir.
Yeşil Hareket’in mütevazı yoldaşı,
Mir Hüseyin Musevi
Çeviren: Hordad 88
12 Haziran 2010
[The People Reloaded: The Green Movement and the Struggle for Iran’s Future, Ed. Nadir Haşimi ve Danny Postel, Melville House, s.326-338]
Dipnotlar
[1] Ayrıca Mir Hüseyin Musevi’nin On Sekizinci Beyanatı olarak da bilinir, 15 Haziran 2010. Bu çeviri, Musevi’nin resmî web sitesinden alındı. Bu belgeyi Muhammed Sahimi Tahran Bürosu için çevirdi.
[2] Muhammed Rıza Şafiyeti Kazhani önemli bir İranlı yazar, şair ve edebiyat eleştirmenidir.
[3] Tahran’ın güney ve kuzey sınır noktaları.

Hiç yorum yok: