Afrika Dahil

Kim küserse küssün ama hakikat söylenmesi gerekir. İsterse beni ya da başkasını yaralasın...
Bazı arkadaşlar Filistin ve Suriye’yi, bazı arkadaşlar Yemen’i, bazı arkadaşlar Doğu Türkistan'ı, bazı arkadaşlar Kürdistan’ı savundu ve savunuyor.
Hepsinin haklı gerekçeleri olduğu gibi, bünyesinde biraz pragmatist politikaları da barındırmıyor değil.
Ümmet perspektifli her bireyin zulmün olduğu yerde mazlumdan yana olması gerekir, amenna!
Peki Afrika ülkelerinde, dünyanın farklı coğrafyasında yaşayan mazlum/mustazaf, biçare insanlara kim sahip çıkıyor? Acaba bu ülkeler üzerinde kimsenin pragmatist ve menfi hesabı olmadığı için mi kimse sahip çıkmıyor?
Herkes, kendine yakın sese-soluğa kulak veriyor da, kendisine yakın görmediği mazlum insanlara neden sahip çıkmıyor?
Fakir ve sömürülmüş ülkelerde kaç tane şehir, kaç tane insan, kaç tane ölen/katledilen insan tanıyor ve gündem yapabiliyoruz?
Dünya sadece Ortadoğu’dan mı ibaret ki biz Ortadoğu coğrafyasına takılıp çakılmışız?
Hani kurdun kaptığı kuzudan da sorumlu idik, bu inanç ve reflekse sahiptik?
Yoksa kurt ve koyun, bizim sosyal-siyasal düşüncelerimize ırak olduğu için mi? Biz duymayan, görmeyen taklidini uyguluyoruz.
Bana göre bütün savaşlar iç savaştır. Çünkü tüm insanlar kardeştir.
Bizi kutuplaştırıp/ayrıştırıp mikro bir dünyaya hapsettikleri için kendimizden başka mazlum-mustazaf tanımıyor, görmüyoruz.
Acıdır ama silkelenip kendimize gelmemiz gerekir. Yoksa tarihin tekerrürü bize, bizim üzerimize ya virgül ya da nokta işareti ekleyecektir.
Biz, ezilenlerin/sömürülenlerin sesi-soluğu olmadığımız sürece, çağ kapatıp çağ açsak, yine de akıtılan çocukların gözyaşlarına değmez.
Sinan Özdil

Hiç yorum yok: