Siyoemperyalizm

İran ve Hizbullah'ı Düşman Görenler, Amerika ve İsrail'i Dost Görmekten Kaçamazlar
En son tiyatro oyunu oynanmadan bir gün önce,
Amerika'nın Suriye'deki askerleri olan bir grubun TV muhabiri yarın kimyasal maddeler kullanımı ile ilgili twit kampanyasını başlatacaklarını…
Sabah Namazıyla dünya haber kanallarına geçen ‘zalim Esed İdlib'de kimyasal madde kullandı' haberleri...
Ve hemen devamında Türkiye ve İsrail'in Suriye'ye müdahale çağrısı...
Yani anlayacağınız tarihin bir döneminde “Osman'ın kanlı gömleği”ni sokaklarda gezdiren grubun Osman'ın katillerini isteriz diye oynanan tiyatronun 21. yüzyıl versiyonu.
O gün Osman'ı katleden katiller, Osman'ın intikamını ve kanını talep ederlerken,
Bugün Suriye'de mazlumların kanını dökenler ve Suriye'yi yıkmaya çalışanlar, mazlum halkların kanını ve Suriye'yi inşa edeceklerini haykırıyorlar.
“Zalim Esed!!” dedikleri adam, 6 yılı aşkın bir süredir dünyanın her yerinden uçaklarla özel araçlarla Suriye'ye gelmiş,
Aklı kıt saç ve sakalları uzun cehennemlik vampirlere karşı kimyasal madde kullanmayıp,
Koklamaya bile kıyamadığın cennetlik sabilere karşı kimyasal madde kullanacak.
Hem de 6 yıldır tüm zorluklara rağmen kimyasal madde kullanmayan ve sivilleri canlı kalkan olarak kullanan vahşilere karşı çoğu kez geri çekilmek zorunda kalan Esad.
Tam da ülkesinin topraklarını gün geçtikçe teröristlerin elinden almaya başladığı zaman kimyasal madde kullanacak öyle mi?!
Yani dünya çapında zafere koşan Esad kendi ayağına sıkacak…
Esad o kadar iş bilmez ise, nasıl oldu da Suriye meselesini bugünlere kadar taşıyabildi?
Bu durum bir iş bilmez nasıl oldu da ülkesini 6 yıl dünyanın tüm emperyal güçlerine karşı savunabildi sorusunu akla getirir.
Kimyasal saldırı haberlerinin hemen ardından:
Erdoğan olayı kınıyor ve uluslararası güçlerin Suriye'ye müdahalesini istiyor hem de çok acil.
Netanyahu, masum Suriyeliler üzerinde kimyasal silah kullanılmasını kınıyor.
Radikal Siyonist hahamlar Suriye'ye müdahale çağrısı yapıyor.
“Kadınlar insan mı değil mi” tartışmasını yapabilecek bir kafa yapısına sahip, hakkında Yemen'de kimyasal silah kullandığı iddiaları bulunan ve binlerce çocuğu katleden Suud yönetimi, olayı kınıyor ve bir an önce müdahale çağrısını yapıyor!
Büyük reis Trump da, benim “Suriye ve Esed'e karşı bakışım çok değişti. Bu olay kırmızıçizginin ötesinde benim için birçok çizgiyi aştı” diye açıklama yapıyor.
Bu açıklamadan sonra,
“Ümmetin son kalesi Türkiye” bu yaklaşımı olumlu buluyor!
İnsan haklarının teminatı olan İsrail (!) destekliyor!
İslam ordusunun başında bulunan şeriat devleti Suud yönetimi “yerinde bir açıklama” diyor!
Geçmişte de hak ve özgürlükler ülkesi Müslüman (!) Amerika, Irak'ta kimyasal var deyip Irak halkının yardımına koştuğu (!) gibi, bu sefer Suriye'de kimyasal silahlardan dolayı Suriye halkının yardımına koşuyor!
Hem de BM'den izin çıkmadan veya olayın aslı ortaya çıkmadan.
Amerika'nın BM daimi temsilcisi Nikki Haley, BM'de İdlib görüşmeleri sırasında öldürülen bir çocuğun fotoğrafıyla şov, pardon insanlık görevini yerine getiriyor!
İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Tzipi Hotovely de İdlib'de gerçekleştirildiği öne sürülen kimyasal saldırı ile ilgili twitter hesabında kadeh kaldırarak İsrail dışişleri bakanlığını kutluyor.
Erdoğan da “Suriye'ye müdahale açıklaması lafta kalmasın. İcraat olursa Türkiye olarak ne gerekiyorsa yaparız. İcraat lazım” diyor.
Tabii dünyanın özellikle Müslüman dünyanın gözbebeği, sarışını, reisi hak ve özgürlüklerin savunucusu (!) Trump gecenin ilerleyen saatlerinde mazlum halkların hakkının hasbını sormak için Suriye'ye 59 füze saldırısını yapıyor!
Bu saldırıdan sonra Trump yönetimi özellikle İslamcı bilinen lider ve bürokratlar tarafından tebrik ve teşekkürlere boğuluyor!
Netanyahu, Trump'ın Suriye'yi vurma kararına tam destek verdiğini söylüyor.
Erdoğan da “Trump'ın bu kararına, yani ABD'nin Şayrat hava üssüne düzenlediği füze saldırısına ilişkin “sarin, klor gazlarını kullanan o katil Esed'in attığı adım ilk cevabını buldu. Ama yeterli mi, değil. Bunun devamı gerekir” diyor.
Başbakan Binali Yıldırım; ABD Başkan Yardımcısı Michael Pence ile telefon görüşmesinde ABD tarafından yapılan saldırıyı, insanlık vicdanına ve dünya kamuoyunun hislerine tercüman olduğu için teşekkür ediyor!
Suud ve Katar olayı ayakta alkışlıyor.
Fatih İslamcıları ise ilk defa cuma namazlarının sahih olduğuna inanır bir eda ile Cuma çıkışı dua seanslarına başlıyor.
İslamcı medya âdeta Amerika'ya övgüler diziyor.
Türkiye, Trump'ın bu saldırısını kendileri için yaptığını ve Trump'ın Reis'i geçte olsa anladığını hesaplıyor.
İslamcılar Trump'ın kendileri için yaptığını düşünüyor!
Milliyetçiler Trump'ın Türkiye için yaptığını anlıyor!
Radikal ve tekfirciler ise Allah'ın kendilerine Trump eliyle yardım ettiğini düşünüyor!
İktidar ise Ortadoğu'da Türkiye'nin ortaya çıkan gücü olarak okuyor...
Anlayacağınız her kesim bu işte Trump'ın kendilerine değer verdiğini düşünüyor.
Ama işin aslı yine Trump'dan geliyor. Washington Post:
Trump yönetimi, “saldırılar hayatî ve ulusal çıkarlarımız içindi” diye gerçeği söylüyor.
İşin garip tarafı;
Yıllardır Amerika'yı şeytan ve İsrail'i gasıp güç gören sazanlar,
Hac ve Umre'ye giderken lebbeyk ya Resûlallah deyip
Suriye saldırılarıyla “lebbeyk ya Trump”.
“Ya Allah” deyip şimdi “ya Trump”.
“Kahrolsun Amerika”dan “yaşa Amerika”ya.
Artık Trump ve Netanyahu için kaside, naat hatta münacaat yazıp seslendirme arayışı!
Allah'ın adaletinden yüz çevirip ABD’nin adaletine güvenmek!
Allah'ı yeterli görmeyip Amerika ve İsrail'e bel bağlamak!
“Müslümanız” dedikten sonra, Trump'ı rehber edinmek!
Amerika ve İsrail bayraklarını yakmak yerine, İran ve Hizbullah bayraklarını yakmak.
Filistin’i unutup, Tel Aviv'i dert etme evrelerine geçtiler. Hem de öyle hızlı bir geçiş ki Amerika ve İsrail füzelerinin hızından daha hızlı bir hızla terfi ettiler!
Oysa biz biliyor ve inanıyoruz ki Suriye'deki olayların aslı, İsrail'in korunması ve ömrünü uzatmaya yönelik kirli bir savaştır.
Amerika ve İsrail bu gün Suriye'ye saldırmış değil, 6 yıldır saldırıyor.
Suriye'de Savaşan El-Kaide, Nusra, IŞİD, Ahrar uş-Şam, ÖSO vb. yapıların Amerika ve İsrail adına savaştıkları ortada.
Bu vekâlet savaşı ile galip gelemeyen şer güçler sahaya inmek zorunda kaldılar.
“2011 yılıydı... Suriye ihvanından İHH’ya misafirler gelmiş bizi de çağırdılar.
Cihad başlatacaklarını söylediler. Biz de ‘bu cihad değil BOP projesidir’ sadece İsrail'e yarar dedik. ...
İhvan yetkilileri alenen vallahi ‘İsrail bize Esad'dan daha sevgili’ dediler.
‘Biz konuşacak bir sözümüz kalmadı’ dedik, toplantıyı terk ettik” diyen Saadet Partisi genel başkanı Temel Karamollaoğlu'nun sözlerini hatırlayın istiyoruz...
Ama her şeye rağmen tek dilin silah olmadığını ispat etmek için 6 yıldır Suriye ve direniş bedel ödedi.
Yalnız bu bedeli kötüye yoran kesim bir türlü kana doymak nedir bilmedi,
Akan kana doymadı.
Amerika'nın bu son terörist saldırısı bölgesel savaşa âdeta davetiye çıkardı.
6 yıldır Suriye'deki savaşta tek taraflı kan kaybeden Suriye olacaksa;
Bölgesel savaşı istenmemesine rağmen, bölgesel savaşın çıkması daha adil ve yerinde olacaktır.
Çünkü 6 yıldır savaşı çıkaranlar, bu savaşa benzinle gidenler ve perde arkasında savaşı yürüten ve oradaki vahşilere her türlü yardımı sağlayanların burnu bile kanamadı.
Ölenlerin çoğu sadece Suriye devletinin güvenlik güçleri ve Suriye devletinin çağrısı ile yardıma gidenlerden ve sivil halktan oluştu.
Bu saatten sonra Suriye'ye yapılacak bir saldırı sadece Suriye sınırlarıyla sınırlı kalmayacaktır.
Bu saldırı tüm bölgeyi ateş topuna çevirecektir.
Yazın kavurucu sıcaklığında ormanda çıkan yangın gibi her tarafa sıçrayacaktır.
Başta ömrünü uzatmaya çalıştığınız İsrail'e sıçrayacaktır. Sıçramayacağına inanmanız ahmaklıktır.
O yangına benzin döken komşu ve uzak ülkeler de nasibini alacak ve döktükleri kanda boğulacaklardır.
Özgür akan petrol boruları özgürlüğe hasret kalacaktır.
İlla da gözüne kan girmiş olanlar kanda boğulmamak için kaçacak delik arayacaklardır.
Siyonist ve emperyalistlerin iradesine teslim olmayan Direniş'in her türlü füzelerinden nasiplenmeleri olacaktır.
“Allah'ı yeterli görenler”, “Amerika ve İsrail'i yeterli görenleri, görecekleri” hayrete düşüreceklerdir.
Ama tüm bunları hayal olarak değerlendiriyor ve inanmak istemiyorsanız,
O zaman hayırlı olmayan bu şerli pazarlığınızdan da hayır değil buyurun şer görün...
Bizden de size...
Biz İslamî İran ve Hizbullah'ı dost, Amerika ve İsrail'i düşman,
Siz Amerika ve İsrail'i dost, İslamî İran ve Hizbullah'ı düşman görün.
Biz Aziz Hamaney'in siz Trump'ın,
Biz Nasrallah'ın siz Bağdadi'nin peşinde.
Biz Muhammedî bir İslâm ve Direniş'i,
Siz Emevi İslâmı ve sioemperyali destekleyin.
Biz ‘Hatt-ı İmâm'ı,
Siz hatt-ı Trump'ı tercih edin.
Bize Allah yeter.
Size Trump ve Netanyahu yetmeyecek.
Biz ‘Direniş Ekseni'ne
Siz BOP projesine umut besleyin.
Biz ‘inşa'ya
Siz ‘imha'ya ağırlık verin.
Biz İran'a
Siz Amerika'ya
Biz Suriye'ye
Siz İsrail'e destek verin.
Biz ‘Vaad Edilen'e
Siz Trump'a kurtarıcı deyin.
Biz iman gücüne
Siz sayısal güce itimad edin.
Biz gaybi yardıma,
Siz görünen güce inanın.
Biz ‘dosdoğru' diye işaret edilen yola
Siz devlet başkanının işaret ettiği yola koyulun.
Biz Kerbela ruhuna,
Biz ruhumuzdaki açlığı giderme derdine,
Siz mide derdine düşün.
Biz mazlumdan yana,
Siz zalimden yana yer alın.
Biz İsrail'in yıkılacağına,
Siz Suriye'nin dağılacağına sevinin.
Biz Allah'ın ipine,
Siz Amerika halatlarına tutunun.
Biz evrensel liderlik şuuruna,
Siz ‘İmâm'sız ümmet şuuruna koşun.
Biz İsrailli yetkililerin uykusunu zehir edenleri,
Siz İsrailli yetkililerden madalya alanları sevin.
Biz Siyonizm'i,
Siz Şiiliği tehdit görün.
O hesap gününde; kimin yüzünün kararacağı, kimin yüzünün ak olacağı belli olur.
Amerika ve İsrail'in jandarması olmayacağız. İran ve Suriye'ye kardeş olacağız.

Hiç yorum yok: