İnanmışlığımızın Filistin’i

Ali Devabşe’ye ve nicelerine…
Tanımsız bir kötülük bu sevgilim
Çocukların oyun bahçelerine tam tekmil silahlarla giriyor
Bir defa vurduğuna dönüp bin kurşun daha sıkıyor
Omuzlarımda sütten kesilmemiş ölümlerin yarası
Uzaklarda hep Rachel’ın yüzü
Kalbi buldozer altında
Kemikleri kırgın
Salıncakları delik deşik canımın
-Duvarlarında intikam yazılı bir mezarlıktı bizi yutan
Filistin,
Benim güzel insanlığım…
Söylesene kaç yüzyıldır
Taşlaşmış bir öfkeyi avuçlarına sığdırıyor çocuklar
Artık kimse dokuztaş oynamıyor mu?
En masumumuz en önce ölenimizdir, istisnası yok!
İnsan kanı vişne şerbeti değildir bayım, yanıldınız!
Ya öfkemizi bir gün karşılayabilecek mi yanılmışlığınız?
Bu tanımsız bir kötülük sevgilim
Bu Allahsız bir azap
Korkma, kırıldığı yerden bir daha kırılsın kemiklerimiz
Biliyorsun insan olmakla yetinmeyeceğiz
Biliyorsun insan ölmekle övüneceğiz
Varacağız bir gün çok hırpalanmış toprağımıza
Yorgun atların yüzünü okşamaya
Kederinden başlayacağız
Ve güzellikle yıkayacağız kanla yıkanan bayrakların vahşetini –evet güzellikle
Temiz çarşaflara yeniden inanacağız
Kaygısız uykulara yeniden inanacağız
Tabutsuz, sıradan hüzünlere
Yeryüzünün erdemine
Yeniden
İnanacağız
Hiç yoksa, inanmışlığımıza
İmgesu Ünal
İştirakî Dergisi, Sayı 7-8, s. 79.

Hiç yorum yok: