Gayri Makbul

Demokratik ritüeller beni bağlamaz ama demokratik düşünme biçimiyle hareket edenlere birkaç kelamım olacak.
İktidarın her şeyini seferber ederek gayri ahlaki, gayri adil, gayri eşit yürüttüğü bu süreçte, (başarı olarak lanse ederek) elde ettiği sonuçlar gayri makbuldür.
Seçim kampanyasının gayri eşit yürütüldüğü aşikâr iken, devlet ve belediye imkânlarının hepsinin Tayyip adına kampanyayı yürüten AKP’nin hizmetine sunulmuşken… Medyanın tamamına yakını evet için canhıraş çalışarak, “hayır”a boykot uygulandığı bir vasatta...
Ülkede OHAL uygulaması sürdürülüp ahali psikolojik baskı altına alınmışken…
Politik arenadaki üçüncü büyük partinin etkin bütün vekilleri hapisteyken…
Ülkede korku imparatorluğu içinde yapılan bu seçimlerin makbuliyeti zaten tartışmalı iken bir de bu denli baskıya rağmen %1 oy farkla alınan bu karar gayri makbuldür.
Tabii YSK'nın nedenini ve amaçlarını kimsenin bilmediği, seçim başladıktan sonra aldığı şaibeli kararını da değerlendirmeye almak gerekir sanırım.
Başka bir açıdan bakacak olursak; AKP ve MHP’nin bir önceki seçimde aldıkları oyların toplamı %60 iken, 60’ın altında kalması aslında kaybettiğinin göstergesidir. Demek ki kendi seçmenlerini bile ikna edememişler… Ankara ve İstanbul’un 50'nin altında kalarak “hayır” dediği de dikkate alınmalı.
Ayrıca bu denli önemli bir mevzuda, teklif sahibinin lehine alınacak kararın makbul olması için 50+1 değil de 2/3 çoğunluk aranarak karar alınması icap ederdi. Seçimden öncede vurguluyordum, hatta seçime bu şartla girilmesi gerektiği belirtilip kabul görmediği takdirde tanınmayacağı deklare edilmeliydi. Tabii ki bu saatten sonra iş işten geçti, seçim hukukuna göre (bazı sandık itirazları haricinde) yapacak bir şey yok.
Sonuç olarak 1 kişi “evet” derken, diğer bir kişi de “hayır” demiş durumda. Şimdi ne yapacağız?
Önem atfettiğim bir diğer husus ise; hayat içerisinde “evet” demek için ekstra bir şeye gerek olmadığı; “hayır” demek ise düşünmeyi, itiraz etmeyi, efor harcamayı gerektirir ve “evet”e nazaran iki katı değerlidir nezdimde… Yani baskılara rağmen itiraz ederek “hayır” deme oranı eşit bir tabloda değerli olan hayırdır…
Boykot edenlerin %80'ininde “hayır”dan yana olduğunu farz edersek, onların tepki, düşünce ve reylerini de baz alarak düşünmek icab eder. Rey bildirmeyi salt sandık başına gidip oy vermeye indirgersek, bu sözlerimin hiçbir anlamı yok tabii ki ama şahsen toplumdaki siyasi, sosyal bir mevzuda rey bildirmeyi salt oya indirgemiyorum, öyle olmaması gerektiğini de düşünerek “ne hâliniz varsa görün” deyip protesto mantığıyla boykot edenlerin düşüncelerini de değerlendirmeye almak elzemdir. Hukukî meşruiyetinden ziyade, toplumsal meşruiyeti aranmalıdır.
Ve bütün bunların yanı sıra; İslam’ı istismar ederek, geleneksel de olsa tek değer yargısı İslam olan teyzelerimizi, dedelerimizi; “ahiretinizi tehlikeye atarsınız” diyerek, “evet demek farzın bir cüzüdür” diyerek, “başkana itaat farz” diyerek, “evet mührünü basmak imanî bir vecibedir” diyerek, cehennemle korkutarak oy almaları da cabası…
Şimdi izanlı arkadaşlarıma soruyorum, bu ve buna benzer daha birçok husus dağ gibi önümüzde dururken; bu karar meşru, makbul ve makul karşılanabilir mi?
Bir de merak ediyorum, iki kişiden birinin “terörist” olduğu bir toplumda ne yapacaklar şimdi?
Haydi hayırlısı...
Yusuf Şanlı

Hiç yorum yok: