Hegemonya ve Solcu

Mevcut iktidarın yanında olan ve mevcut iktidara muhalif olanlar arasında güçlü ve ayrıt edici bir çizgi vardır. Bireyin söylemleri ve pratikleri mevcut iktidara bakış açısını kolayca belirtebilir. Ancak kolay belirlenebilen toplumsal çizgilerin özünde bir karmaşıklık olması gerekmiyor mu? Özü insan olan ve toplumsal-bireysel eylemlerle belirlenen çizgilerin bu kadar keskin olması mümkün mü? Mevcut iktidara yanındaki bireyin kişilik özelliklerini muhalif bireyin hareketlerinde görmek mümkündür. Biçimsel olarak pek mümkün sayılmazsa bile öz olarak bu benzerlik bulunmaktadır. Muhalif olan kitle güçlü bir ekonomik eleştiri yaparak iktidara muhalefet örmedi, keza iktidar yanlısı olan bir kitle siyasi objektif bir değerlendirme ardından iktidar yanlısı olmadı.
Mevcut iktidar söylemlerine bireyin kendini yakın hissetmesi, kişinin bireysel çıkarlarına uyumluluğu ile aynı orandadır. Aynı şekilde iktidar söyleminin karşısında duranlar içinde bir çıkar uyuşmazlığı vardır. Peki, nedir bu çıkarlar? Bireyin iktidar söylemlerine kendini yakın hissetmesinin ekonomik, siyasal, sanatsal ve geleneksel-kültürel yanları olabilir. Bu çıkar içinde en önemli olan geleneksel kültürel çıkarlardır.
Bireyin ekonomik çıkarı mevcut iktidarın ekonomi politikalarıyla uyuşuyorsa mevcut iktidarı destekleyebilir. Mevcut iktidar, ekonomi politikalarını belirlerken kendini çıkarlarını en üst seviyede tutarken, büyük patronların çıkarlarını göz önünde bulundurmaktadır. Hitler, iktidarı büyük patronlara gerektiğinde döviz ve ucuz ham madde sağlıyor, buna karşılık onların politik desteğini alıyordu. Savaş başladıktan sonra esirleri de işgücü olarak yine belli başlı patronlara verdi. Mevcut iktidarın ekonomik politikaları ile uyuşmayan kişi muhalif kesimde yer alacaktır. Salt ekonomik nedenlerle muhalif olan birey, sermayesini mevcut iktidar ideolojisi karşıtı bir ideoloji ile elde etmektedir. Bu nedenle kendi ekonomik çıkarlarını iktidara getirecek siyasi hareketleri finanse eder. Ekonomi kadar bir diğer önemli olan unsur ise siyasi çıkarlardır, kişi kendine mevcut siyasi iktidarla siyasi bir kimlik veya bir statü elde edebiliyorsa, bu iktidarı destekler. Sanatsal faaliyetlerini mevcut siyasi iktidar döneminde gösterebilen sanatçılar iktidarı destekler. Sovyet rejiminde Komünist Parti için roman yazan veya şiir yazan “sanatçılar” buna örnektir. Bu sanatsal faaliyetler mevcut iktidar sürecinde varlığını en üst seviyede tutar. Siyasi iktidarın değişmesi ile birlikte yeni iktidarla çıkar ilişkisi yaratan sanatçılar varlığını devam ettirir.
Mevcut iktidara karşı konumlanmada belki en önemli unsur, kültürel-geleneksel çıkarlardır. Evet, söz konusu toplum ve insan olunca kesinkes belirlemelere gidemiyor ve gerekirci bir tarif hazırlayamıyoruz. Bu nedenle salt ekonomik çıkarlar üzerine bir iktidarı desteklemek tek başına mümkün değildir. Kültürel özelliklerin belirleyiciliği üst noktadadır. Hitler rejimi Yahudi iş adamları ile oldukça fazla kâr edebilirdi, ancak bütün sermayelerine el koydular. Bu da gösteriyor ki iktidara karşı konumlanmada salt bir ekonomik çıkar yeterli olmuyor. Sanatsal ve bilimsel olarak iktidara karşı konumlanmanın temelinde kültürel ve geleneksel nedenler olabilir. Kültürel özelliğe göre iktidara karşı konum alan kitleler diğer üç unsurun (ekonomik, siyasi, sanat ve bilim) oluşturmuş olduğu kitleden sayıca fazladır.
Kültürel olarak mevcut iktidarı kendine yakın hisseden ve geleneksel çıkarlar gözeten bir iktidar yanında konumlanır kişiler. Geleneksel çıkara göre, iktidar yanında konumlanan kişiler için mevcut iktidarın bilimsel veri üretmesi, ekonomik olarak iyi bir politika gütmesi, siyasi olarak etik olması pek önemli değildir. Çoğu zaman iktidar karşıtı muhalif hareketlerin yapmış olduğu en büyük hata; geleneksel çıkarlar üzerine konumlanmış bir kitleye bilimsel, siyasal ve ekonomik propagandalar ile gitmek olmaktadır. Nazi Almanya’sında saf Alman ırkını savunan ve üstün ırk olduğunu düşünen, göz ardı edilmeyecek büyük bir kitle vardı. Bu kitle iktidar etrafında geleneksel kültürel değerlerinin, yani kişilik söylemlerinin bir karşılığını bulmuş ve geleneksel bir çıkar elde etmiştir, bundan kaynaklı mevcut iktidarı desteklemektedir. Nazi iktidarına muhalefetin kitleye ekonomik çıkar sağlayan bir kısmın mağduriyeti ile gitmesi pek de yararlı olmazdı. Geleneksel çıkar ile mevcut hükümet yanında yer alan kitle, ekonomik çıkar sağlayan kişilerin gözüyle iktidarı incelemez. Geleneksel çıkar ile mevcut iktidar yanında olan insan, bilimsel bilgi üretip üretmemesine veya sanat politikasına göre desteklemez iktidarı. Geleneksel çıkar ile iktidar yanında olan bireyin siyasi, ekonomik ve bilimsel çıkarlardan kaynaklı iktidarın yanında konumlanan kitleden “geri” bir yanı yoktur. Geleneksel çıkar kültürel bir olgudur.
Geleneksel çıkarları mevcut iktidar ile uyuşmayan kitleler, kendi kültürüne, kendi geleneklerine ait özellikler bulmadığı bir iktidarı desteklemez. Kültürel değerleri “kadının toplumsal varlığını kabul ediyorsa ve iktidar söylemleri “kadını ikinci bir cins olarak görüyorsa, kitle iktidar karşısında muhalif olarak konumlanır. Dilini yasaklayan bir iktidara geleneksel çıkarları uyuşmadığında, muhalif olur. Bireylerin geleneksel çıkar kavramı ise burada kötü algılanmamalı, bu soyut düşünmek için kullandığımız bir kavramdır elbette. Anadil, kültürel haklar günlük dilde konuştuğumuz “çıkar” kavramı ile açıklanmayacak kadar önemlidir.
Geleneksel çıkarlarla iktidar yanlısı veya karşıtı olan kitle birbirine çok benzemektedir. Geleneksel çıkarı uyuşmadığından kaynaklı mevcut iktidarı desteklemeyen bireyler; bilimsel bilgi üretimi politikasına bakmaz. Son süreçte ihraç edilen akademisyenlere karşı geleneksel muhalif kitle “işlerinden edildiler”, “yazıktır”, haksızlıktır” gibi söylemlerle yaklaştı. Bu, oldukça normaldir. Ancak tuhaf olan durum, geleneksel nedenlerle iktidara muhalif olan kitlenin geleneksel çıkarlarla iktidarın yanında konumlanan insanlara “sürü”, “koyun” demesi. Geleneksel nedenlerle iktidar karşıtı olan kişiler bilimsel bilgi aramaz, hükümet iyi politika gütse bile belli pürüzler bulur. Bu oldukça normaldir, çünkü kültürel değerlerimizi hiçe sayan bir hükümetin ekonomik olarak yükselişe geçmesi, iktidarı desteklememiz için pek de geçerli bir neden değildir. Ekonomi politikalarının doğruluğu ve yanlışlığı üzerine tartışmayan geleneksel muhalifler, belli söylemler üzerine yoğunlaşmıştır. Ekonominin kötü gidişatı üzerine iktidar karşıtı bireyin “iktidara oy verenler düşünsün!” demesinin mantıklı bir açıklaması yoktur, çünkü aynı gemideyizdir. Ancak geleneksel kültürel çıkarların mevcut iktidar ile uyuşmaması, onun sistematik bilimsel bir muhalefet örmesini gerektirmez. Ancak kendisi gibi geleneksel nedenlerle mevcut iktidarın yanında duran kişilerin söylemlerini temelsiz, bilimsel olmama, “sırf kültürel değerleri uzlaşıyor diye destekliyor” şeklinde eleştirmek, objektif bakıldığında, yanlıştır.
Sonuç olarak ekonomik, siyasi, bilimsel-sanatsal ve kültürel çıkarlar nedeni ile bir iktidar desteklenebilir veya muhalif olunabilir. Kültürel çıkarların iktidarla uyuştuğu-uyuşmadığı kitle, toplumun sayısal olarak en büyük kısmıdır. Kültürel çıkar doğrultusunda iktidara göre konumlanan kitleler, belli söylemlerle birbirine benzemektedirler.
Ali Eren Demir

Hiç yorum yok: