Doğu Sudan’da Mehdi Devleti -II

Mehdici Ayaklanmalar
1881’de Avrupalıların başta olduğu yönetime karşı bir halk ayaklanması gerçekleştirilir. Ayaklanmanın başını kendisini mehdi ilan eden Muhammed Ahmed çeker.
Mohammed Ahmed, 1843’te Nil üzerinde bulunan, Dongola yakınındaki bir adada dünyaya gelir. Babası marangozdur. Kardeşleri de aynı işi yapmaktadır. Baba ve çocukları, Nil vadisi boyunca ve Sudan genelinde dolaşırlar. Bu sayede insanların yaşam tarzlarını öğrenirler. Muhammed Ahmed, babasının ölümünün ardından din eğitimi almak için Sudan’ın kuzeyindeki berberi şehri Samaniye’ye gider. Medrese eğitimi sonrası tarikat üyesi olarak Abba adasına yerleşir. Beyaz Nil üzerinde, Hartum şehrinin güneyinde bulunan bu adada kardeşleriyle birlikte çeşitli işlerde çalışır. Ada bir süre sonra dervişlerin merkezi haline gelir. Muhammed Ahmed’in öğrencileri zahidliği telkin etmektedir. Onlara göre, Sudan’daki ahlakî çöküşün sorumlusu Türkler, Mısırlılar ve Avrupalılardır. Bu harekete göre Türkler ve Mısırlılar mürteddirler. Onların politik programı uyarınca, ilk İslam’ın saf haline geri dönmek, evrensel eşitliği ve kardeşliği tesis etmek, tüm mülkü paylaşmak, Türk-Mısırlı ve Sudanlı feodal ağaların elindeki toprakları müsadere etmek gerekmektedir. Türk-Mısırlı paşaların zulmüne ve Avrupalıların yağmasına karşı ayaklanma çağrısı yaparlar. Bu noktada “bin tane mezar kazmak, bir dirhem vergi ödemekten daha hayırlıdır” derler.
Muhammed Ahmed’in vaazları, ahlak ve dinî önermeler üzerine kurulu olsa da ulusal kurtuluş ve sınıf mücadelesi çağrısında bulunmaktadırlar ve temelde Sudan’daki toplam ekonomik ve politik durumun bir ürünüdür.
Ağustos 1881’de Ramazan ayında Muhammed Ahmed kendisini mehdi ilan eder ve Sudanlılardan isyan etmelerini ister. O günlerde Mısır’da politik kriz yoğun bir biçimde yaşanmaktadır. Tüm iktidar kurumlarının bu krizle meşgul olduğu bu dönem kararlı bir eylemlilik için uygun bir fırsat sunmaktadır.
Ayaklanmaya tanıklık edenler, gelişmeleri şu şekilde tarif etmektedirler. Ağustos 1881’de Mısır hükümetine bağlı bir yetkili Abba adasına gelir. Bu isim, Muhammed Ahmed’e muhalif hareket örgütleme suçuyla suçlandığını, kendisinin hesap vermesi için Hartum’a gitmesini söyler. Muhammed Ahmed, buna karşılık Allah’ın ve Hz. Muhammed’in inayetiyle kendisinin ülkenin efendisi olduğunu, özür dilemek, af dilenmek için asla Hartum’a gitmeyeceğini söyleyerek cevap verir. Yetkili Hartum’a gider, kısa bir süre sonra iki bölük asker yanlarında getirdiği bir topla Abba’ya saldırır. Saldıran güce bakıldığında Muhammed Ahmed hareketinin çok ciddiye alınmadığı görülmektedir. Mehdiciler gelen askerlerin tamamını öldürürler.
Sonrasında Muhammed Ahmed, müritleriyle birlikte Kordofan’a geçmeye karar verir. Burada yeni destekçilerle birlikte isyan ordusu birkaç bin kişilik bir güce dönüşür.
Peki mehdinin peşinden gidenler kimlerdir? Mehdi isyanının itici gücü nedir? Müritlerinin önemli bir kısmı köylü, göçebe, köle ve zanaatkârdır. Mehdi’nin sağ kolu olan Abdullah’ın tespitiyle, yoksulların saflara katılmasıyla zenginler mülklerinden endişelendiği için hareketten uzak durmuşlardır.
Mehdi müritlerinden cihad başlatmalarını ister. Tıpkı Hz. Muhammed gibi kendilerini ensar olarak niteler ve savaşta ölenlere cennet vaat eder. Ayrıca hayatta kalanlara ganimetin beşte dördü verilecektir.
Ayaklanmanın detaylı bir değerlendirmesini sunan Selahattin Paşa’nın aktardığı kadarıyla, Sudan altmış yılı aşkın bir süredir Türklerin ve Mısırlıların elindedir. Bu dönem boyunca haraca itiraz edildiği için yaşanan isyanlara tanıklık edilmiştir. Bu isyancılar ağır şekilde cezalandırıldığından, kimse daha sonra isyana yeltenmemiştir. Ama şimdi bir dilenci, ismi cismi bilinmeyen bir fakir, yanına aldığı silahlı adamlarla ortaya çıkmış, zafer üstüne zafer kazanmaktadır.
Mehdi Kordofan dağlarına kamp kurar. Sonrasında tüm Sudan genelinde yoksullar akın akın onların safına katılır. Yanlarında çocuklarını ve eşlerini getirirler. Burada gerilla birlikleri kurarlar, kendi liderlerini seçerler, tahsildarlara, karakollara, vergi toplamak için gönderilen askerî birliklere saldırırlar. Selahattin Paşa’nın aktardığı kadarıyla, yoksullar isyanın hayat koşullarını iyileştireceğini ummaktadırlar.
Millet meselesi de isyanda önemli bir rol oynar. Bir Sudanlının mehdi olması, nihayetinde Sudan’ın yabancılar değil Sudanlı biri tarafından yönetilecek olması isyan bağlamında önemli bir role sahiptir.
Sudanlı ağalar ve köle tüccarları, isyana düşmanca tavır takınırlar. Mülkün ve toprağın eşit biçimde pay edileceğine dair vaatler ve vaazlar onların çıkarlarının aleyhinedir. Ama bir yandan da isyan güçlerini dikkate almak zorunda kalırlar. Bazen Mehdi’yi desteklermiş gibi görünürler hatta bazıları onunla uzlaşır veya malların eşit dağıtımını önlemek adına hareketle birlikte çalışır.
Kordofan halkının tamamı kısa bir süre sonra harekete katılır. Avrupalıların ve Mısırlıların gönderdiği askerî birlikler mağlup edilir.
1881 güzünde Kordofan valisi olan Gigler, isyancıların üzerine Said Muhammed Paşa komutasında bir askerî birlik gönderir. Ancak bu harekât amacına ulaşamaz. Yenilgi yaşayacağından korkan komutanı geri döner.
Aralık 1881’de Faşoda valisi Raşid Bey, Kordofan’da konuşlanmış olan hareketin üzerine Alman Bergchoff’un komutasında başka bir birlik gönderir. Bu harekât da yenilgiyle neticelenir.
Mart 1882’de Yusuf Paşa komutasındaki altı bin kişilik ordu Kordofan’a yola çıkar. Aynı yılın Haziran ayında bu ordu tümüyle yok edilir.
Eylül 1882’de mehdiciler Kordofan’ın başkenti Ubeyd’i kuşatırlar. Şehir 18 Şubat 1883’te düşer. Sonrasında Kordofan fethedilir. Bu noktadan sonra isyan Sudan’ın tüm diğer bölgelerine yayılır.
1883 mehdicilerin nihai zaferlerle tanıştığı bir yıldır. Aynı yılın bahar aylarında İngiliz general Hicks’in komutasında hareket eden İngiliz-Mısır kuvvetleri Kordofan’a gelir. Sekiz ay süren çatışmaların ardından bu ordu mağlup edilir. İsyancılar, bu savaş esnasında Hicks’e karşı toprağı ateşe verilmesi üzerine kurulu taktik türünden gelişkin yöntemlere başvururlar. 5 Kasım 1883’te Ubeyd’in kuzeyinde yaşanan savaşta Hicks’in o bitap düşmüş ordusu bozguna uğratılır. Hicks öldürülür. Bazı askerleri isyancılara katılır. Hicks’in askerleri arasında bir yıl önce İngilizlere karşı savaşmış olan Arap ordusunda bulunmuş çok sayıda Mısırlı vardır. Ceza olarak bu askerler Sudan’a gönderilirler. Politik açıdan söz konusu güç cezalandırma amaçlı operasyonlar için uygun değildir.
Ağustos 1883’te ayaklanma Kızıl Deniz kıyısındaki bölgeye ulaşır. Mehdiciler burada General Baker’ın başında bulunduğu İngiliz-Mısır ordusuna birkaç savaşta mağlup ederler. 1883 sonuna doğru Sudan’ın tüm şehirleri isyancıların eline geçer. Aralık 1883’te Darfur valisi Selahattin Paşa’nın direnişi epey uzun sürer. 1884’ün başında Bahru’l Gazal valisi Lupton teslim olur. Artık Nil vadisindeki dar bir şerit dışında, batıdan doğuya tüm ülke mehdicilerin kontrolündedir. Vadiye müdahale ve muhaberenin kesilmesi çok yüksek bir ihtimaldir.
Öte yandan İngilizler başka bir hamle yaparlar. Ayaklanmanın hedefinde Mısır yönetimi olması sebebiyle Sudan’a bağımsızlık vermeyi ama öte yandan da Gordon’ı Sudan genel valisi atamayı kararlaştırırlar. Başka deyişle İngilizlerin niyeti Mehdi ile uzlaşmak ve onun desteğiyle Sudan’ı İngiliz sömürgesi olarak yönetmektir.
18 Şubat 1884’te Gordon ve yardımcısı Hartum’a gelir ve burada yeni politikayı yürürlüğe sokar. Sudan artık Mısır’dan bağımsızdır. Mehdi de Kordofan sultanıdır. Ayrıca Gordon tüm geçmiş borçları siler, borçlarını ödeyemeyip hapse atılmış kişileri affeder. Vergilerini ödemediği için hapiste bulunan çok sayıda köylü serbest bırakılır. Ama Mehdi bu hamlelerdeki tuzağı görür. Mehdiciler, Sudan’ın İngiliz kontrolüne girmesine izin vermezler ve Mart 1884’te Gordon’ın tekliflerine Hartum’u kuşatarak cevap verirler.
1884 sonbaharında başında Mısır fatihi General Wolseley’nin bulunduğu yedi bin kişilik bir ordu Gordon’ı kurtarmak için yola çıkar ama Hartum’a bile varamaz. 23 Ocak 1885’te kuşatma altındaki Hartum’da direniş sona erer ve mehdiciler tüm kenti ele geçirirler. Saldırı esnasında Gordon ve tüm İngilizler öldürülür. Wolseley ve ordusu Mısır’a geri çekilmek zorunda kalır. 1885’in geri kalan kısmınta mehdiciler tüm Nil vadisini fethederler.
Böylelikle dört yıl içerisinde (Dongola’nın kuzeyindeki küçük bir bölge ve Ekvator bölgesi hariç) tüm doğu Sudan’ın ele geçirilmesi üzerine mehdi devleti de kurulmuş olur.
Vladimir Borisovich Lutsky
Modern History of the Arab Countries [Arap Ülkelerinin Modern Tarihi -1969]

Hiç yorum yok: