Sömürge Tipi Başkanlık

Hakkını yemeyelim.
Başörtülü öğrenci, başörtülü memur, Kur'an kursu, imam-hatiplerin orta kısmı, sakal serbestisi, kıyafet serbestisi, seçmeli siyer ve seçmeli Kur'an-ı Kerim dersleri, Osmanlıca...
Sosyal yardım alan milyonlarca aile, destekleme (yer parası) alan çiftçiler, fonlanan STK'lar...
Asfalt ve beton... Açılan yollar, yükselen binalar...
Birileri olup biteni inkâr etse de biz yapılana “yapılmadı” diyecek değiliz...
Şimdi gözümüzün önüne Irak'ın işgali, Libya'nın işgali, Suriye iç savaşı geliyor.
Dinlerarası diyalog-medeniyetler ittifakı toplantıları, Ergenekon operasyonları, Patriot rampaları, Kürecik radar üssü, İsrail'in OECD üyeliği, İsrail ile normalleşme süreci, Mavi Marmara davasının düşürülmesi aklımızdan çıkmıyor.
Bankaların kâr rekorları kırmasını, emperyalizmin ev ödevi çözüm sürecini, tohum yasasını, petrol yasasını, ithal samanı, ithal buğdayı, angusu unutacak değiliz.
Montaj sanayi ve transfer teknolojide ısrar devam ediyor.
İç göçü önlemeye dönük bir çabanın olmadığını görüyoruz.
Borçlanarak, yol, köprü, viyadük, tünel yapılıyor.
Borçlanarak yüzme havuzu, kapalı spor salonu, stadyum yapılıyor.
Sömürge tipi kalkınma (kentleşme) politikaları ve batı ile stratejik ortaklık terk edilmediği müddetçe bu ülke düzlüğe çıkacak değildir.
Teklif edilen cumhurbaşkanlığı sistemi, bu ülke insanının emeğinin sömürülmemesi ve geleceğinin çalınmaması kaygısının epey uzağında duruyor.
Muammer Bilgiç

Hiç yorum yok: