Muhammed’in Allah’ına Sığınmak

Nasıl bir duygu mu?
İşte İstanbul Reina’dan kurtulan bir bayanın sığındığı sığınak.
Hangi halet-i ruhiyeyle, hangi bilinçle söylediğini elbette bilecek durumda değiliz. Ancak söyleyene değil söyletene bakın. Gönle inşirah veren, çağlatan sözler… Ve o cümle beni ağlattı. Kahırlandırdı.
Evet, evet, ben de ben de Muhammed’in kitapla birlikte bize bildirdiği, tanıttığı, sevdirdiği, mabudum Allah’a sığınıyorum. Allah adına öldürmekte olan makineleşmiş zihinden Muhammed’in Allah’ına sığınıyorum. Aç aguşunu ya Muhammed, aç kucağına tut elimizi, sana sığınmaya geldik. Vahşi dünyanın vahşi, cahil, zalim insanlarından kaçarak merhametine sığınmaya geldik.
Herkes ama herkes Allah’ın merhametine muhtaç, herkesin iç dünyasında Muhammed’in Allah’ına arayan bir cihet var. Ona silah çekip kendi dünyan ve ahretinle birlikte onun dünyasını yıkarken aklındaki, gönlündeki Allah tasavvuru neydi? Ona iman ikram etmek varken, ona yeni bir dünya kazandırmak varken neden dünyalarını kararttın behey insafsız, behey merhametsiz, cahil ve zalim!..
Evet, ben de Muhammed’i ve O’nun Rabbi olan Allah’ı çok özledim. O’na sığınma duygusu gönle ne kadar büyük bir sürûr veriyor… Evet, ben de o bayan ve diğer milyonlarca Allah’ını arayan insanlara Muhammed İkbal’in diliyle yol işaret ediyorum: “Kaçın Müslümanlardan, Sığının Muhammed’in dinine.”
Fahrettin Dağlı

Hiç yorum yok: