Mister President

1 Mart 2003 tezkeresi öyle fevkalade bir zafer değildi elbet.
Ancak o tezkere geçse idi Türkiye'nin ta o zamanlar ne hale geleceğini bugün anlamayan kalmadı.
Acaba o gün başkanlık sistemi Türkiye'de cari olsaydı, böyle bir meclis tezkeresine gerek kalacak mıydı? Tabii ki hayır.
Memleketin kaderi vakıadan 3-5 sene sonra "kandırıldım" mazeretine sarılacak olan "Mister President"imizin iki dudağı arasında olacaktı.
Bugünün dünyasında, bütün dünyada tek tip bir güce hizmet eden medya ve iletişim teknikleri ile siyasi aktörleri yönlendirmek tabii ki imkânsız değil, ancak yorucu.
Dışarıya asker göndereceksin: TBMM tezkeresi. Alt tarafı bir savaş ilan edeceksin: TBMM tezkeresi. Gâvur askerlerini Türkiye'de konuşlandıracaksın: TBMM tezkeresi. Konuşlandırmaktan geçtik, geçişine müsaade vereceksin: TBMM tezkeresi... Her defasında bir sürü prosedür, konuşmalar, önergeler, gündeme almalar, gündem dışı konuşmalar, konunun kamuoyunda istenmeyecek kadar zaman işgal etmesi. Parti içi dengeler, meclis aritmetiği, yerel dinamiklerin mecliste milletvekillerine birebir temas etmesi, tamamen kontrol altına alınamamış bazı basın organları, mahalli basın vs...
Bütün bu aktör ve mecraların aynı gaye için kısa bir sürede maniple edilmesi her defasında gâvurları hem yoruyor hem de canlarını sıkıyor anlaşılan. İşi tek elden, tek muhatapla, tek mekanizma ile halledip yola daha hızlı devam edilebilecek iken çok bilinmeyenli, birçok formülü aynı anda hesaplama zorluğuna niçin girilsin?
Mister President ve adamlarını hallettin mi gerisi hikâye...
Ferhat Taşdemir

Hiç yorum yok: