La

Evet, karşısında durduğumuz güç hiçbir ahlâkî değeri olmayan, her şeyi yapabilecek kötülük potansiyeline sahip, iktidarın zehirlediği bir insan topluluğu!
Ağızlarından Hakk'ı düşürmüyorlar ama yalandan feyz alıyorlar, bu yüzden gözümüzün içine baka baka yalan söylüyorlar.
Hakk'ın ismi hiçbir ağızda bu kadar eğreti durmamıştır, Hakk'ın değil küfrün ortağıdır onlar. Gözümüzün içine baka baka yalanlarına ve küfürlerine ortak olalım istiyorlar.
Bütün Hak dinler yalandan men eder kendisine inananları, o yüzden hiçbir Hak dinle uzaktan yakından ilgisi yoktur onların!
Hakk'a vakfedilen bir hayatın sahibi ortak olmaz bezirganın yalanına. Hatırlayın, Dolmabahçe Cami İmamı Halil Necipoğlu'nu ve müezzin Fuat Yıldırım'ı. Söyledikleri büyük yalanın ortağı olmayı reddedip “ben görmedim camide içki içeni, nasıl yalan söylerim?” demişti.
Dillerinden düşürmedikleri kitap “Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda infak etmeyenlere can yakıcı bir azabı müjdele” diyordu. [Tevbe:34] Onların evlerinden para sayma makineleri çıktı.
Dillerinden düşürmedikleri kitap “Allâh isrâf edenleri sevmez.” [A'râf:31] diye buyururken, onlar Ebuzer Gıfari'yi değil de Muaviye'yi kendilerine örnek aldılar. İsraf olduğunu bile bile 1000 odalı saray yaptırdılar kendilerine.
Dillerinden düşürmedikleri kitap öldürmeyi yasaklıyor, “birbirinizle tanışmanız için sizi ırklara ve boylara ayırdık." [Hucurât:13] diye buyuruyor. Onlar o kitabın ayetlerini yoka sayıp, kendileriyle aynı dili konuşmayanların evlerini başlarına yıktılar, ölülerini sokak ortasında çırılçıplak teşhir ettiler.
Dillerinden düşürmedikleri kitap “Kesinlikle Allâh, insanlara zerrece zulmetmez!”, "zulmetmeyin" diyordu [Yunus:44], onlar zulmün cisim bulduğu vücut oldular, artık zulümle eşanlamlıdır isimleri.
Ve o zulüm düzeni ebedi olsun diye ülkenin üzerinde durduğu taşları yerinden oynatıyorlar şimdi. İstedikleri hiçbir şeyin, hiçbir hak dinle uzaktan ya da yakından ilgisi yoktur.
Bizim okuyup inandığımız kitap “Zulme sapanlar için hiçbir yardımcı yoktur” [Hacc:71] diye buyuruyor, bizim inandığımız kitabı getiren Peygamber “Allah'ın laneti; gücü ile halka musallat olanın üzerinde olsun" diyor.
Onların dillerinden düşürmedikleri kitap ile bizim sözcüklerini insanda aradığımız kitap, aynı sözcüklerle, aynı sayfalarda yazılmıştır ama aynı değildir ve bizim inandığımız kitap zulme ve zulmün sahibine ortak olmaya “Hayır” diyor!
İsmail Edre

Hiç yorum yok: