Görev Teslimi

ABD'nin yeni başkanı Trump Obama'dan Görevi Teslim Aldı
ABD'nin yeni Başkanı Trump göreve başlar başlamaz ırkçı, milliyetçi, faşist söylemler havada uçuştu.
Dünya bir telâşa düşerken, Avrupa Birliği salvo atışlarından nasibini alırken, Ortadoğu ülkeleri için savaşın işaretlerini verirken, Rusya ve Çin'le az şey söylerken savaş çanlarının yumuşayacağını gösteriyordu.
Ama Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye için gelecek pek iyi gözükmüyordu.
ABD emperyalizminin politikaları her zaman aynıdır. Demokrat Parti yönetimi ile Cumhuriyetçi Parti’nin yönelimi sadece üslup açısından farklı. Cumhuriyetçiler özellikle petrol tekelleri ve silâh tekellerinin desteklediği savaş hükümeti demek.
Demokrat Parti ise, ekonomiyle birlikte diğer sermaye ile küresel sermayenin kazanmasını isteyen bir yönetim şekli.
Sonuçta ikisi de ABD emperyalizminin dünyada süper güç olarak hâkimiyet politikasını sağlamaya çalışacak ve savaşlar çıkacak, yine ABD emperyalizmi başrol sahibi olarak dünyayı dizayn etmek için vazgeçilmez politikalarını uygulayacak.
2008'de ABD seçimleri ile ilgili şunları söylemiştik:
ABD’nin yeni başkanı Obama kapitalizmin krizini aşabilir mi?
Dünyanın gündemi ABD seçimleri ve yeni Amerikan Başkanı Barack Obama oldu. Sanki dünyada yeni bir devrim olmuş gibi, yeni değişimler yaparak dünya ekonomik ve siyasi çehresini değiştirecek gibi umutla bakılmakta. Amerikan türü hayali benzetmelerle ve övgülerle dünya medyası yarış içinde.
Sanki ABD’de şimdiye kadar zenciler bakan olmamış veya seçilmemiş gibi abartılı biçimde ırkçılığın sona erdiğini ve Barack’ın seçilmesini devrim olarak nitelendirenler oldu. Gerçekten öyle mi oldu?
Bugün hâlâ görevde olan Amerikan dışişleri bakanı Rice’ın zenci olduğu unutuluyor.
Demek ki kapitalist-emperyalist sistemin mali sermayenin güvenini kazanmasa ne Rice bakan olabilirdi ne de Barack Obama başkan.
Soruna böyle bakılmadığı sürece düz mantıkla hareket edilerek Amerika’da ve tüm dünyada tüm sorunlar çözüldü. Irkçılık tarihe karıştı, dünyada ezen-ezilen kalmamış havası yaratılmaya çalışıldı.
Amerika, sömürgeci politikasından, dünya halklarına karşı savaşlardan vaz mı geçti? Hayır tabiî, yine savaşlar olacak yine insanlar Amerikan bombalarıyla ölecek, yine insanlar Amerika’nın ekonomik ve siyasi baskıları sonucu açlıktan, yoksulluktan ölecekler. Meseleye yönelik doğru yaklaşım budur.
İlk önce gelişmelere yorum yapmaktan çok, neden Amerika seçim öncesi ve dünya kapitalist sistemi ve medyası Barack Obama’yı neden seçim malzemesi yaptı, dünyanın ilgisini nasıl çektiği ve bir anda seçimlere başlamadan nasıl seçimin favorisi gösterildi, ona bakmak lazım. Dünya Amerikan seçimlerine kilitlendi ve Barack Obama kapitalizmin ve dünyanın barış meleği ve Amerikan politikasını değiştirici olarak lanse edildi.
Neden bir zenci Amerikan başkan adayı olarak seçim favorisi yapıldı? Neden dünya gündemini aylardan beri Amerikan seçimleri meşgul etti?
Bu sorulara doğru yanıt bulmadan, Amerika’yı yeniden keşfetmeye kalkanlar sorunlara eksik yanıt bulmuş olurlar.
Bugün dünya kapitalist-emperyalist sistemi tıkanmıştır. Kapitalizm, yeniden alternatif olma gücünü kayıp etmiştir. Elbette bu krizler içinde çırpınırken o yeni yüzler, yeni kurtarıcı tanrılar yaratmak zorundadır. Bu, kapitalist sistemin ayakta tutma çabasının bir parçasıdır.
Yani dünya küresel kapitalizmi yıllardır kapitalizmin yapısal krizlerini yaşadı, bu noktada yeni değişikliklere gidildi.
Bugün 1929 krizinden daha buhranlı bir küresel kapitalizmle karşı karşıyayız. Dünya kapitalist sistem bir depremle karşı karşıya. Bugün bu kriz kapitalizmin sonu demektir. Bu kriz yeni dünya savaşlarına gebe demektir.
Çünkü artık dünya liberal ekonomik politika iflas etmiştir. Amerika seçimlerinin dünyayı değiştireceğini düşünmek yanlıştır. Barack Obama’nın dünya siyasetine yön vererek demokrasi ve dünyada barışı getireceğini düşünmek kadar tuhaf bir ütopya yoktur.
Dünya halkları, bugün açlık ve yoksullukla, savaşlarla, baskı ve işkence ile yönetilmektedir. Kapitalizmin krizleri ve buhranları hiçbir zaman bitmemiş ve bitmez de. Sınıf çelişkilerinin derinleştiği ve keskinleştiği bir dönemde insanların açlıkla baş başa bırakıldığı, iflas eden fabrikaların kapandığı bir ortamda işsizliğin çığ gibi büyüdüğü bir dönemde Amerikan başkanı seçilen Obama, hangi demokrasi ve hangi ekonomik güçle insanları rahatlatabilir? İnsanların refah seviyesini yükseltebilir? Bu asla mümkün değildir.
Amerikan seçiminde neden Barack Obama başkan yapıldı? Birincisi; Amerika yıllardır ikinci sınıf vatandaş olarak baktığı zenci topluluğu kazanarak krizin en çok vurduğu yoksul zenci toplumunu yanına alarak toplumsal patlamalara karşı tedbir almak ve zenci topluluğu tarafsızlaştırmak istemiştir.
Amerika, dünyada yüz yıllardır beyaz-siyah ayrımının görüldüğü, ırkçılığın yaşandığı, zencilerin köle olarak kullanıldığı yerdir. Tüm bu ırkçılığın yanında dünyaya yeni bir imaj gerektiğinin bilincinde olan Amerika ve tekelci kapitalizm, Barack Obama’yı başkan seçerek Amerika’nın savaşlarla, işgallerle anılmaktan kurtarmak, bir nebze olsun dünyaya güven vermek istemiştir.
Barack Obama, Irak’ta işgale son vereceğini ve savaşların olmayacağını söylüyor. Dünya süper gücü olarak savaşlarla işgal ettiği sömürgelerinden çekilebilir mi? Veya sömürgeci politikasından vazgeçebilir mi? Bu, elbette mümkün değil.
Dünyada kapitalizmin çeşitli yönetme biçimleri vardır. Her zaman yıpranan yönetimini ve hükümetini başka yöntemler değiştirebilir. Bush yönetimi, dünyada Sovyet sosyalizminin çözülmesinden sonra savaş ve işgallerle dünyaya Amerikan gücünü göstermek istemiştir. Bu serüven ve senaryo, 11 Eylül eyleminden sonra hız kazanarak pratiğe geçirilmiştir.
Bugün savaşlarla, işgallerle ve dünya kapitalist sistemin krizi ile çökmüş ve yıpranmış bir Amerika ve Bush yönetimi var. Bunun değiştirilmesi gerekiyordu. Son seçimlerle demokrat görünümlü zenci Barack Obama, dünyada Amerika’ya bir nebze nefes aldırmak için başa getirildi. Kapitalizmin yönetme biçimlerinde bazen diktatörler, bazen liberaller, bazen de sözde demokratlar yönetime gelirler. Bu, devlete ve tekelci kapitalizme nefes aldırmaktır.
Bugüne dair şunlar söylenebilir:
Obama döneminde savaşlar ne yazık ki hız kazanarak devam etti. Bush’tan devraldığı savaş politikasını sürdürdü ve bugün Libya’da, Irak’ta, Suriye’de, Somali’de, Sudan’da yarattığı El-Kaide ve IŞİD canavarı ile yaratarak dünyayı cehenneme çevirdi. ABD yönetimine kim gelirse gelsin ABD emperyalizminin savaş politikası ve çıkarları değişmeyecektir. Yeni ABD Başkanı Trump da aynı yöntemi izleyecektir.
Ama bu çözümlerin ne Amerikan emekçi sınıflarına yararı olur ne de dünya emekçi sınıflarını kurtarabilir.
Dünyada savaşlar, kapitalizmin krizleri gene devam edecektir. Kapitalizm kendini kurtaramıyor ki emekçi sınıflara, insanlığa umut olabilsin! Tek kurtuluş kapitalizmi krizlerden kurtarmak değil, tam tersine çöküşünü hızlandırarak emekçi sınıfların iktidar mücadelesini hızlandırarak, işçi sınıfının iktidarını-sosyalizmi kurmak olmalıdır. Kapitalist sistemin emekçi sınıflara sunacak hiçbir çözümü kalmamıştır. O bitmiştir. Gelecek sosyalizmdedir. Gelecek sosyalist devrimlere gebedir.
21.1.2017
Mehmet Özcan

Hiç yorum yok: