Şimdi Demokrasinin Tarihini Yazmak Lazım

Tarih önceden yazılır, ondan sonrası uygulamadır. Ulus devletlerin tarihi önceden yazıldı ve yaşama ultra ulus devletler olan ABD, İngiltere, Almanya, Fransa Wilson doktrini gereği ulusların kaderini tayın hakkını bir devlet olarak yaşama geçirdi. Ondan sonraki devletlerde “her halka bir devlet” anlayışı hâkim oldu.
Önceliği ulus devletler tarihi yazılması ve uygulaması “ultra ulus devletler emperyal kapitalist ilişkileri üzerinden, devleti iktidarı güç ilişkilerini, dünyayı bir ahtapot gibi altına alarak sömürdü. Ulus devletlerin uygulaması ise Nato’su, Fifa’sı, uluslararası ilişkileri sportif karşılaşmalarından başlayarak, her ulus devlet bayrağı ve marşların çalınması, bayrakların çekilmesi-indirilmesi, her devletin spor müsabakalarında o ülkenin marşları çalınarak şoven toplum anlayışı uygulamaya konuldu.
Bu ulus devletlerin, ulusal orduların, Soğuk Savaş dönemi politikaları, reel sosyalizm dâhil önündeki engelleri aşarak dünyayı verilen ulusal ölçekli mücadeleleri devleti ele geçirmeye indirgendiğinde, ele geçirmeye çalıştığı ulus devlet tarafından ele geçirildi. İnternette ulusların tarihi ile ilgili çok bilgiye ulaşılır. Oralarda sadece demokrasinin tarihi ile ilgili bir bilgiye ulaşamazsınız.
Meselenin gösterdiği arıza tam burada başlamaktadır. Türkiye’de Türklere, Müslümanlara, Sünnilere demokrasi, diğerlerine anti demokrasidir. Bu Fransa, Almanya, İngiltere, Rusya, Çin için de geçerlidir. Menşei ulusal olanı anlatır.
Mesela Kürtler konusunda da internette ulusal olanla ilgili bir şeyler aradığınızda gene ulus tarihiyle ilgili bilgilere ulaşabilirsiniz.
Sadece yazılmayan, demokrasinin tarihidir. Yazılı hâle gelmeyenin ne tarihi ne de uygulaması olur. Öncelik yazılması gereken demokrasinin tarihidir. Demokrasinin proje olarak ortaya konulması, demokrasi olarak programlaştırılması gerekmektedir. Devletlerin ara malzemesi durumundaki, demokrasi tarihi yazılmamışsa, uygulamaya geçmesi, pratiğe geçmesi mümkün değildir. Ülkemiz de bu konuda birçok girişim vardır. Mesela demokrasi için birlik, demokrasi için güç birliğini ele alalım. Demokrasi için birliğin önüne koyduğu temel argüman, tek adam rejimine karşı direnme, mücadele etme anlayışını “öne çıkartmaktadır’. Demokrasinin tarihi ve onun ortak programıyla ilgili bir başlık ortalıkta yok. Burada birlikteliğin ideolojik olmaması gerektiği deklare edilmiş, gerekçesi de farklılıklarla beraber bir güç odağı oluşturmak şeklinde ifade ediliyor. (Rıza Türmen)
Eski vekil Ufuk Uras ise referandum yolunda toplumsal muhalefeti ortak harekete geçiren, Kürtleri, Alevileri, sosyal demokratları bütün renkleriyle içeren bir demokrasi meclisi önerisi ortaya atmıştır. Burada şöyle tersten bir açıklama yapalım: dille, dinle, soyla, sopla, ırkla, kültürle tanımlanmasına ulusalcı milliyetçi demokrasi denir.(din egemenlerin elindedir)
Yani gerçek demokrasi değil. Bugün dünyada demokrasiyle, tarihiyle ilgili bir anlam bir yüklemi yok, sadece ulusalcı veya devletçi anlayışın bir ara malı konumundadır. Demokrasinin ortak tarihe, ortak programa kavuşturulması gerekmektedir. Ortak demokrasinin tarihini yazmak için önceliği demokratik anlayışı temel almak gereklidir.
Ülkemizdeki muhalefetin güçsüz olması, demokratik olmamasından gelmektedir. Mesela Aleviler diyanette kendilerine cemevi yapma müsaadesi istemektedirler. Ama bu noktada Türklükle tanımlananlar konusunda herhangi bir karşı çıkış gerçekleştirmiyorlar. Bizdeki yapıların, muhalefet hareketlerinin güçsüzlüğü demokrat ve demokratik olmamasından kaynaklanmaktadır. Tüm siyasi partiler adaylarını Ankara’dan belirler. AKP-CHP-MHP de aşağı yukarı böyle, HDP ise demokratik özlemli bir anlayışla hareket etse de adaylarını Ankara’da veya bir havuzda toplanmış yetkililerce belirlemektedir.
Yöntemler iktidarda da muhalefette de aynı, devletin bürokrasisine atama tarzının yerini seçimin alması gerek. Ne kişiliklerin ne de iktidarın atama yetkisi olmalı. Bunun için de demokrat ve demokratik yöntemleri temel almak şart. Demokratik özlemlere karşın aynı yöntemlerle hareket etmek, mevcut iktidara karşı duruşu sakatlıyor. Muhalefetin güçsüzlüğünün buradan kaynaklandığını görmek gerek.
İşe koyulurken, demokrasiyi tarif ederken, onu dille, dinle, soyla, sopla kültürle tanımlamamak şart.
1- Demokrasi tarihi ortak programa muhtaçtır.
2- Yukarıdan aşağıya anlayışı terk edilerek, tabanda, yerinden, komünler, komün kooperatifleri, meclisler eliyle yönetim esas alınmalıdır.
3- Zihniyetin ortaklaşması esastır. Tüm alanlar seçimlere tabidir. Görevden alma, geri çağırma, yine seçimle olmalıdır.
4- Zihniyeti ortaklaşmacı olmayanları bile ortaklaşmacı zihniyete kavuşturmak gerekir. Bunun gerekli ortam oluşturulmalı, insanın bireyin kabileden, soyundan, sopundan, sınıfından, katmanından kopartılmalı, hukuku bireysellik üzerinden ortaya koyulmalıdır.
5- Yerinden yönetim anlayışı, sağlığı, eğitimi, savunmayı ihtiyaca göre yaşama geçirmelidir. Eğitim-öğretimin dil konusunda ortak dilden başlayarak tüm dillerin kendi tarihlerini, edebiyatlarını öğrenebilecekleri ortam sadece sınıflarını ayıracak şekilde, ortak eğitim-öğretim planlaması ile yapılmalıdır. (Her etnisitenin okulu ayrı değil, sadece sınıfların ayrılması sağlanmalıdır)
6- Tabanda yerinden yönetim şekli olan yerel demokrasi anlayışı, eğitimi üretime ve paylaşmaya dönük zihniyette olmalıdır.
7- Üretim alanında, paylaşma temelli anlayışı, biriktirmenin suç olduğu zihniyete dayandırmalı, bu zihniyet bireye ve topluma yerleştirilmelidir.
8-Toplumsal yapıda örgütlü birey-örgütlü toplumun tüm kademelerinde seçimle gelmek, seçimle gitmek, geri çağırmak seçimle yapılmalıdır. Toplum, insanlık, kimi insanların diğerlerinden üstün olduğu anlayışını reddetmeli, toplumsal yapı eşitlik temelinde düzenlenmelidir.
9- “Milletim insanlık, vatanım yeryüzü” anlayışı kabul edilmeli, eşitlik temelli yerinden demokrasi teşkil edilmeli, üretim araçlarının toplumsal mülkiyeti gerçekleştirilmeli, din, mezhep, etnisite, ulusçuluk gibi anlayışların herkesin özeli olduğu, bu konuda diğerlerine tehlike arz edecek anlayışlar aşılmalı, eşitlik temelli meclisleşme üzerinden her konu tartışılmalı, hiç bir şeyin öne konulmaması sağlanmaı, tehlike yaratacak her anlayış konuşulmalıdır.
10-Bu çalışma, demokrasi tarihi ortak programı taslak çalışmasıdır. Ucu acıktır. İçi hep beraber doldurulacaktır. Tüm önerilere açıktır. Her şey ihtiyaç temellidir, biriktirmenin olmadığı, üleşme-paylaşma üzerinden hareket edilmelidir. Buradan ortak cumhuriyete, demokratik devlete oradan da sosyalizme-komünizme doğru gidilecektir. Ülkede muhalefetin güçsüzlüğü ortak programının olmamasının bir sonucudur.
Veysel Saka

Hiç yorum yok: