Medya ve İktidar

Kapatılma, baskı, savaş, ölüm, yasa, OHAL, silahlı birlikler, askerler, polisler, gözaltılar, işten çıkarma, hakların gasp edilmesi, tecavüz, taciz, işkence, hapis, ceza, yaptırım, popülizm, milyon dolarlar, ihaleler, büyük arsalar ve devasa yapılar, alım gücü, dolar, euro, Suriye, Orta-Doğu, savaş, linç, katliam, soykırım...
Üzeri çizilerek sansürlendi.
Sansürledik çünkü nefes almaya ihtiyacımız var!
Haberin ne olduğu konusu ve içeriğini çizen kavramlar, başlıklar ve şemalar.
“Haber” kelimesi Arapçadan gelirmiş ve kökeninde bilgi, birinci elden edinilen bilgi anlamını taşırmış.
Günümüzde habercilik başlıklı kitaplarda bu kavram 5N1K sorularına alınan cevap niteliğini taşıyor.
Peki nasıl oluyor da haber aldığımız kanallar sürekli bir olumsuzlama, daha kötüsü “yaşam”ı azaltan bir niteliğe bürünmüş söz üretme sanatına dönüşebiliyor?
5N1K'nın cevabı gerçekten ezici bir orantısallıkla nasıl oluyor da ölüm, savaşlar, şiddet üzerine bu kadar rahat kullanılan bir söz dizimine ulaşabiliyor?
Etik'te bunun karşılığı nedir bilemiyoruz ama günümüzde acılarımızdan beslenen bir niteliğe sahip olduğu gözlemlenebilir. Üzüntü uyandıracak duygusal terimlerin insafsızca savurganlaşması "Habercilik" başlığının altını dolduruyor görünümünde.
Medya ve İktidar derken iktidarların bu dilden nasıl beslendiğine işaret etmeyi elzem gördük. Direkt olarak mevcut iktidarın elinden servis edilmiş haberler haricinde alternatif medyanın da bu dili kullandığı görülmekte.
Korku'nun örgütlenmesi, toplumlar üzerindeki baskı biçimlerinin en temel dayanağı.
Guernica resmedilirken siyah-beyaz bir kartuş kullanılması, resmin göbeğinde gazete yazılarını anımsatan o sıralı noktalı desen, bir savaşın renkleri ve tüm canlıları nasıl yok ettiğini gazete sayfalarına benzeşimleyerek resmetmiş. Geriye kupkuru bir çığlık bırakmış. Haberleri İspanya dışından, gazetelerden takip etmiş Picasso. İnsanlığın durumuna duyduğu renkleri tabloya bu biçimiyle resmetmiş.
Ne diyelim şimdi, Türkiye medyasındaki haberleri de şehirlerde patlayan bombalar, silahlı milisler, yakılan yıkılan kentlere mi benzettik. Hayır sanatın gücüne inandık!
İktidardakilerin eril şiddeti öyle bir tablo oluşturuyor ki, kendi atını yiyen ve belki de ouroboros'daki kendi kuyruğunu yiyen yılan şeklindeki figür tüm bu şiddet sarmalının ve nefretin kendini çözümlemesi olarak yorumlanabiliyor. Geriye kalanları tüketiyoruz, çünkü sizinle var olduk!
Şenlik durumunda değiliz muhakkak ama OHAL içinde evlerimizde sıranın bize geleceği günü beklerken küçük telefon trafiklerinde yahut kahve ve çay sohbetlerinde, küçük sohbetlerde birbirimize sarılıyoruz. Buna ihtiyacımız var!
Sesinize ihtiyacımız var!
Mücadele edenlerin sesine de, yaşamı kurmaya çalışan hücrelerin sesine de, şenlikleri ve paylaşılan güzellikleri görmeye, duymaya, hissetmeye.
İyi insanların, Peter Pan'ların dünyasını “tekrar!” görmeye ihtiyacımız var!
Bu nedenle Özgür Basın susturulamaz!
(Yazı içerisinde çağırdığımız basın organlarına da eleştirilerimiz mevcuttur.)
Sevgiyle,
Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Bilimler Kulübü

Hiç yorum yok: