Halep'te Direniş'in Yolu

Tasalanmayın, Halep'e Yolu -Allah’ın İzniyle- Direniş Açtı Zaten
İşgalin; tüm vahşiliğini, acımasızlığını, yıkımını/yakılmasını, talan edilmesini, barbarlığını, zulmünü çirkefliğini, namussuzluğunu, orantısız güç kullanımını iliklerine kadar hissetmiş, ahu zarlar etmiş olan Halep'in tekrardan emperyalistlere ve Siyonistlere karşı onurlu bir direnişle özgürlüğüne ve azadlığına, kurtuluşuna kavuşan Halep…
Bu kazanılan özgürlük sonrası ülke de günlerdir Halep üzerinden bin bir türlü alçakça iftiralara, mezhep kışkırtıcı açıklamalara Şii ve Alevileri hedef gösterenlere, kin ve nefret söylemlerini vahdet ve ümmet bilinci olarak topluma enjekte etmeye çalışanlara, halkı birbirine karşı tahrik emellerine, mezhep savaşı çıkartmaya çalışanlara, BOP'a gönüllü bir toplum oluşturma çabalarına, kavgayı, kaosu, yıkımı önerenlere, ülkenin altını oymaya çalışanlara toplumun sinir uçlarıyla oynamaya, âdeta pimi çekilmiş bombayı halkın içine atmaya çalışan ve bunlara gayret sarf edenlere evet şahit oluyor ve bunları görüyoruz.
TV ekranlarında, gazete ve internet haber sitelerinde yazar, çizer, ilahiyatçı, kanaat önderi, cemaat lideri ve sözde ülke sevdalısı geçinen NATO'nun veya BOP'un gönüllü savunucuları ülkeye nifak tohumlarını aleni bir şekilde ve yandaş medyanın yardımıyla en üst düzeyde ekmeye çalışmaları ortada iken maalesef bir savcının çıkıp; ismen vatansever, ülkesini düşünen, Müslüman aydın olan fakat cismen ruhları Amerika, İsrail, NATO ve BOP'a esir düşmüş, hain, nifak ehli hakkında soruşturma başlatmamaları ülkenin içinde bulunduğu durumu ve ne hale geldiğimizi ve ülkenin kimler tarafından yönetildiğini ortaya koyuyor…
“Cemevi, Ali, insana saygı, Madımak, hoşgörü diyenleri” namussuzluk ve mezhepçilikle suçlayan, katil olarak gören, lanetliler topluluğu olarak ilan eden, sözde Suriye direnişinin başarısız olması durumunda Anadolu'da ne kadar Alevi ve Suriye sorununda farklı düşünen kesim varsa âdeta onlarla savaşılması gerektiğini ve herkesin buna göre hesap yapması gerektiğini söyleyip açıkça tehdit edenleri, bu savcıların ve hukukçuların ya da vicdan sahiplerinin görmemeleri mümkün mü?
İsimleri Ayşe, Ömer olanların Halep'te kurşuna dizildikleri yalan ve iftiraları halka anlatıp mezhepçilik yapanları ciddiye almamaları ve görmüyor, duymuyor olmaları ne ile izah edilir?
Halep'in özgürlüğüne kavuştuğu saatlerde “Halep'te şu saat itibariyle resmen katliam yaşanıyor, rejim güçleri esir aldıkları Sünni sivilleri kadın erkek demeden kurşuna diziyor” diyen ‘âdem olamamış ‘aşağıların aşağısı' olanların, ülkeyi Şii-Sünni savaşına sokmaya çalıştıklarını görmüyorlar mı?
Bu söylemler tam da, Suriye'de olayların başladığı zamanlardaki söylemlerin aynısı değil midir? Bu meselede ta başından beri yapılan algı operasyonları ile Suriye'de bu şekilde olaylar çığırından çıkmadı mı? 2011'de Suriye'deki söylem ve üslup bundan farklı mı idi? O günün konuşan yazar ve çizerleri ile bugünün yazarçizerleri aynı zevat değil mi?
Şimdi Halep'i alanın Suriye'yi de aldığı ve alacağı gerçeği göz önünde bulundurulursa -ki bulundurulması gerekli- Suriye'de istediğine kavuşamayan, kaybeden İsrail ve Amerika'nın Türkiye'de kazanmaya çalıştığını, Suriye'deki kaybını, yenilgisini Türkiye'de telafi etmeye çalıştığı gerçeğini ortaya çıkmıyor mu? Bu bağlamda olayları okusak -ki öyle okumamız gerekiyor- kimin kime hizmet ettiği, kimin kime Ortadoğu'yu peşkeş çekmeye çalıştığı ortaya çıkmıyor mu?
Kimler kimlerin ipiyle kuyuya indi, kimler kimlerin desteği ve fetvası ile cihada kalkıştı görünmüyor mu? Kimlerin mümin, kimlerin Amerika ve İsrail'e kul köle olmaya, onlara yaranmaya çalıştığı gözler önünde faş olmuyor mu?
“Halep'te insanlık ölüyor, Halep'e yol açın, Halep'te soykırım var” diye yalan iftira ve algı operasyonları ile halkı kandırmaya çalışanların, Halep üzerinden rant devşirmeye çalışanların olduğu aşikâr olmuyor mu?
Sözde Halep'i dert edinenlerin, Halep'e üzgün olduğunu iddia edenlerin, Halep üzerinden rant devşirdikleri, NATO'cu/BOP'cu oldukları net olarak ortaya çıkmıyor mu? Bu cenahın yalan ve dolanları ta ilk başlardan beri halkın duygularını suiistimal ederek Ortadoğu'yu kan gölüne çevirip Suriye'yi Amerika ve İsrail'e altın tepside hediye etmek olduğu gerçeği ortaya çıkmadı mı? Amerika ve İsrail’in çıkarlarına uygun bir yol ve yöntem izlenilmedi mi?
Hani en büyük stratejik derinliğe sahip hoca efendi ta 2014'te “Halep düşerse büyük bir mülteci sorunu yaşanır” demiyor muydu? Bu söylemler Amerikancı söylemler değil de neydi?
İşte -bunların deyimiyle- “Halep düştü”. Kapımıza dayanan bir mülteci oldu mu? Mülteci sorunu yaşandı mı? Mülteciler Suriye ordusunun hâkim olduğu alanlardan mı geldi, yoksa öfke sonucu bir araya gelen/getirilen ‘Sünni devrimci' veya eğitip donatılan silahlandırılan alçakların hâkim olduğu alanlardan mı geldi?
Mülteciler, Suriye ordusunun hâkim olduğu alanlardan mı yoksa çok uluslu Amerika ve İsrail'e hizmetkâr olan dinsiz dindarların korkusundan mı geldi?
Suriye olaylarının başlamasıyla “Suriye hükümeti değişecek, biz de ona göre pozisyon alacağız” diyenler Şiiler ve Aleviler miydi? Kimlerdi?
Şimdi pozisyonları ters yüz olanlar, halkın samimi duygularını kullanarak halkı yanlış bir yöne ve uçuruma kanalize etmeye çalışıyorlar. Pozisyonları hava yapınca da âdeta deliye döndüler. Gerçi akıllı oldukları da pek söylenemez, o da ayrı bir durum. Akıllı olmuş olsalardı, rakının haram olduğunu ama uyuşturucu kullananların ‘cihatçı' olabileceği saçmalığını savunur ya da bunu argümanlaştırırlar mıydı? Cihat adı altında cenneti -haşa- kerhane gibi tasavvur ederler miydi? Canlı bomba olup, masum halkı patlatıp hurileri düşünürler miydi? Cihada giderken uyuşmuş bir şekilde Amerika'nın elinde bulunan akılla işe koyulurlar mıydı?
Suriye halkının %90'nının, Suriye ordusunun elinde bulunan %20'lik kara parçası olan alana neden sığındığını, Suriye toprağının %90‘nına sahip olmuş tekfircilerin yanına sığınanların neden %10 civarında bir oranda olduğunu düşünmezler miydi?
Haleplileri Halep'te kutlama yaparlarken, bunlar burada utanmadan “Halep yanıyor, Halep'e yol açın” derler miydi?
Suriye'yi yakmaya, yıkmaya Amerika ve İsrail'e peşkeş çekmeye çalışanların ızdırap içinde olduklarını, Suriyelilerin ise işgalden kurtulan her metre kare toprak için kutlama yaptıklarını görmüyorlar mı?
Bu oyunu bozan ‘DİRENİŞ'e dua eden Suriyeli halkların sesini ve zafer çığlıklarını duymuyorlar mı? Suriye hakkında masa başı haberler yapan Amerika ve İsrail tarafından çekilen videoları yayınlayarak hiç utanmıyorlar mı? Algı operasyonlarıyla artık gerçekleri örtemeyeceklerine göremiyorlar mı?
Algı operasyonları bitti artık, yenildiniz. Kabul edin. İlahi tokadı yediniz beyler… Sırılsıklamsınız… Artık neyden ıslandıysanız!? Tüm ıslaklığınız ortada olduğu gibi, o ıslaklık artık etrafa koku veriyor beyler… Sizler yaydığınız o kötü kokuyu hissetmiyor olabilirsiniz ama millet o kokudan maske takmış, haberiniz olsun. Suriye'de muhalif ve mücahit olarak tanıtmaya çalıştıklarınızı tanımasak Esad'ın tank, top, füze ve uçaklarla saldırısına rağmen muhalif ve mücahitlerin orduya ve Esad'a gül attıklarını, hayatları boyunca ellerine silah almadıklarını, bırakın insanları diri diri boğazlamayı karıncaların yuvasının olduğu bir alandan uzaklaşıp Esad bomba yağdırır endişesiyle karıncaları bile düşündüklerine inanıyor olacaktık neredeyse ama!.. Görünen köy kılavuz istemiyor beyler…
İmam Ali’nin (a.s.) mescitte namaz kılarken şehit edildiğini duyan bir kesimin, “Ali namaz kılar mıydı ki namazda şehit edilsin” diyebilecek kadar kandırıldıkları dönem bitti. Dün Ali hakkında milleti yanılttınız ama bugün halkı ve milleti Halep hakkında yanıltamayacaksınız. Artık bu algı operasyonları ile halkı kandırmada sınıfta kaldınız. Kabul edin. Nasıl olsa tövbeye niyetiniz yok. Bari battıkça battığınızı kabul edin, bitsin bu rezillik. Sizler ne Şii ne de Sünni’siniz, olsa olsa Amerika ve İsrail'in vârisi olmaya yemin etmiş kindar ahlaksızlarsınız… Suriye'nin yıkım projesine milyar dolar yatırım yapıp karşılığında beddua ve tadacağınız çetin bir azabı seçen ahmak tüccarlar oldunuz... Çıkarları uğruna Sioemperyallerin yatağına uzanıp yarın kürtaj olup “bakireyim” diyenlerin durumuna düştünüz. “Halep'te çocuklar ölmesin” deyip Halep'i batıranlar oldunuz. “Halep ölüyor” deyip Halep'in dirilmesini istemeyen şeytanî güçlerin taşeronları oldunuz.
Halep'i, sivilleri, çocukları, kadınları düşündüğünü söyleyen sizler, aslında Halep'teki psikopat ve teröristlerin imhasını engellemeye çalışan ve yüzüstü kayığa oturanlar oldunuz. Direnişin olmadığı bir Ortadoğu'nun yüksek gerilim hattından derme çatma bir eve elektriğin sigortasız çekilmesi gibi bir gerçekle yüzleştiniz. “Bilmiyorum” sözünü terk eden bir toplum oldunuz. Ve hiçbir şey bilmediğinizi, okumadığınızı, sezemediğinizi topluma gösterdiğiniz. Basiretsizliğiniz ve ferasetsizliğiniz ayyuka çıktı beyler…
Halep'i düşürmeye çalıştınız ama ilahi adalet Halep'i yeniden diriltti ve yeniden yeşertip inşa edecek inşallah.

Hiç yorum yok: