Kanalizasyon Mizahı

Beyhude gamlanma divane gönül
Cümle âlemin rızkını veren vardır
Derdime vâkıf değil canan
Beni handan bilir
Hakkı vardır şad olanlar
Herkesi şadan bilir
Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil
Çektiğim alamı bir ben bir de Allah’ım bilir
[Fuzuli]
Mizah; siyasal, sosyal ve ekonomik aksaklıklardan bunalan toplumun kaçtığı bir limandır. Bu limanın demiri de muhalifliktir. Çünkü sorunların temelinde, yöneticilerin başarısız politikalarının yanında devleti kendi lehlerine işleyecek şekilde organize etmeleri yatar. Hâl böyleyken, önce sisteme sonra da sistemi ayakta tutan bütün olgulara karşı durmak farz ayn mesabesindedir. İşte mizah da muhaliflik/sistem karşıtlığının güldürü ögeleri, zekâ ve eleştiriyle birleştirilmesinden doğar.
Yukarıda saydığım ögelerden yoksun olan mizah anlayışının da tek bir işlevi vardır. O da muktedirlerin istedikleri şekilde toplumu manipüle etme, halkın dikkatini başka tarafa çekmek suretiyle sorunları görünmez kılmadır. Mizahta aslolan endoktrinasyon yaparak insanları yanıltma değil, gerçekleri güldürü unsurlarıyla süsleyerek halka ulaştırmaktır.
Türkiye’de birkaç mizah dergisi haricinde, bu temel düstura mutabık hareket eden karikatür/mizah dergisi bulmak bir hayli zor ki bu dediğim dergilerde de zaman zaman birtakım sapmalar oluyor. Ancak, genel anlamda olması gereken bir çizginin devam ettirilmeye çalışıldığını görüyoruz.
Son bir yıldır da Misvak isimli bir sitenin karikatürleri dolaşıyor internette. Arada denk geldiğim için bakıyorum. Bilindiği üzere misvak, Hz. Peygamber’in dişlerini temizlediği tahtanın adıdır. Bu tahtayla diş temizliği de sünnettir. Yani görüldüğü gibi, site ismi de ismin çağrıştırdığı mana da bir hayli İslâmî. Fakat görüntünün böyle olması, gerçeğin de aynı şekilde tebarüz edeceği anlamına gelmiyor. Zira, realite başkadır retorik başka.
Örneğin bu sitenin ilk tepki çeken karikatürü, 12-13 yaşlarında katledilen Berkin Elvan’la ilgiliydi. Neredeyse, Berkin’in ölümünü bayram havasında veren karikatürün içeriğini tartışmayı bir tarafa bırakalım. Öncelikle, İslâm’ın temel esaslarından biri, “ölü üzerinden hükmün kalkmasıdır”. Yani, bir Müslüman öldüğü zaman ya hayırla yâd edilir ya da susulur. Sitenin Berkin’in Allah’a küfreden görüntüsünün olduğu kabulüyle kendisini tekfir etmeleri ihtimal dâhilinde. Fakat 12-13 yaşında daha ergenliğe girdiği, akıl baliğ olduğu, bir dini rahle-i tedristen geçtiği şüpheli olan bir çocuğa bu şekilde kıyılması, Mekke kâfirlerine dahi engin bir kucaklayıcılıkla yaklaşan Peygamber’in ümmetinden geldiklerini söyleyenlere yakışır mı?
Bence, sitenin Berkin’e böyle sekter yaklaşmasının altında yatan en önemli neden, Allah’a küfrettiği iddia edilen videonun olması filan değil, bizzat onun Aleviliğidir. Zira Allah’a ne dendiğini bu kadar önemseyen bir topluluk, “bakara-makara” hadsizliğini, “peygamber kibirlendi biz kibirlenmedik” söylemini kimsenin yanına koymazdı. Fakat dediğimiz gibi kazın ayağı öyle değil. Bu tutum, mezhepçilik ateşinin odunu olmayı İslâmî bir görev bilen mantalitenin neticesidir.
Yine, aynı sitenin âmillerinden biri de El Kaide çetelerine güzellemeler yapmasının yanında, Haşdi Şebi çetelerini de mezhebî fitne çıkarmakla suçlayan karikatürleri. Son beş yılda sırf Alevi ve Şii olduğu için binlerce insanın kanını ellerine bulaştıran, Esad canisinden hiçbir farkları olmayan, Haşdi Şebi’nin selefleri sayılabilecek bu çeteleri, Müslümanların iftihar edecekleri neferler kabul edip Suriye’deki Esad mezalimi gündemleştirilirken, Yemen’deki Suudî katliamını görmemek, hangi Peygamber’in sünnetini tatbik üzere olmaktır? Adaleti ve güvenirliliğiyle gönülleri fetheden iki cihan serverinin yolunu takip etmek demek, Haşdi Şebi katillerini görüp kendinden olan cinayet şebekelerini allayıp pullayıp servis etmeyi mi gerektiriyor? Ax daye, dınya xayine.
Son olarak Misvak isimli aklama vasıtasının mültecilerle ilgili çizdiği karikatüre değinmek istiyorum. Karikatürde öyle bir betimleme var ki, sanırsınız mülteciler Türkiye’de yaşayan, her an birilerinin üzerine salınmak için bekletilen, hiçbir insanî vasfı olmayan, arada propaganda yaparken işe yarayan bir yaratık sürüsü. Suriye’de zulümden kaçıp bu topraklara sığınan insanların bu şekilde tasvir edilmesi, hangi kelimeler kullanılarak eleştirilir, bilmiyorum. Yalnız, bildiğim tek bir şey var, neo-İslâmcılığın sıkıştığı her noktada başvurduğu vazgeçilmez retoriklerden biri olan ensar-muhacir kardeşlik ruhunun bu resimdeki kalleşlikle taban tabana zıt olduğu. Sırf Müslüman kardeşleri, zor durumda kalmasınlar diye malını/varını onlarla paylaşan Medine ehlinin geleneğini temsil etmek, muhacirleri bir siyasi şantaj malzemesi olarak tasvir etmeyi mi zorunlu kılıyor?
Temel referansları ve söylemi itibariyle İslâmî bir hat üzerinde olduğunu iddia eden bir sitenin bu denli yaralayıcı, bu denli seviyesi aşağılarda çirkin bir metod ve üslup kullanması hangi gerekçeyle açıklanabilir? Yazık değil mi temsiliyetinde olduğunuzu iddia ettiğiniz değerlere ve insanlara? Yazık değil mi size? Bir gün gerçekten şapkanızı önünüze koyup düşündüğünüzde, eğer öyle bir melekeniz varsa tabiî, utanacaksınız! Bence çok geç kalmadan önce utanın, sonra da Allah’tan mağfiret dileyin.
Behzat F. Çözer

Hiç yorum yok: