İdamlar Siyasi Karardır

İdamlar Siyasi Karardır, Keyfi ve Konjonktüreldir
2012 yılından bu yana her fırsatta “idam geri gelsin” tartışmaları yapılıyor ve bu konuda kamuoyu oluşturulmak isteniyor. İdamların kısa bir tarihine baktığımız zaman Türkiye'de idamların çoğunluğu siyasi ve bir kısmı da adli suçlarla ilgili olduğu görülür.
Türkiye’de 1920'de meclisin kuruluşundan bu yana Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanan ve infazı gerçekleştirilen ölüm cezası kararı sayısı toplam 712 ve bunun 15'i kadındır. Ancak bu rakama İstiklal Mahkemeleri’nin, meclisi devre dışı bırakarak aldığı idam kararları dâhil değildir.
1923-1960 döneminde idamların toplam sayısı 95 ve hepsi siyasidir. Şeyh Said, İzmir suikastı ve menemen olayı. 1961-1972 arasında idamlar toplam 22. Bu idamların 8’i siyasi, 14'ü adli suçludur. 1980-1984 yılında toplam 50 idam infazı yapıldı. 32 siyasi ve 18 kişi adli suçlulardı. Kalan diğer rakamlar liste halinde var ve buna tahminen söylenen 1500-2000. Meclis kararı olmadan idam kararını da eklersek, çoğunluğun siyasi olaylardan dolayı verilmiş idam kararları olduğu görülür.
Siyasi olan idam kararı devletin kendisine karşı yapılmış olabilir, bir dönem doğru gibi gözüken başka bir dönem de doğru olmadığı, keyfi ve konjonktürel olduğu anlaşılır. Örneğin; Şeyh Said ve arkadaşları, Adnan Menderes ve arkadaşlarının idam kararı ve 12 Mart’ta Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam kararı ve Necdet Adalı, Mustafa Pehlivanoğlu, Serdar Soyergin, Erdal Eren çok sayıda siyasi idam kararları ve infazların yapılması örnektir.
Kim kime karşı ne için bu cezayı vermek durumundadır? Devletler bu anlamda siyasi bakış nedeniyle idam kararı veremez ve böyle bir hukuk yoktur, varsa orada demokratik hukuk devleti yoktur.
Adli suçlarda bireyin bunu isteme hakkı vicdanen olabilir, burada ölümü ölümle cezalandırmak yine sorunu çözmez. Suçların ceza vererek azalmadığı, aksine geliştiği yaşanarak görüldü. Bu nedenle toplumsal yapıda bataklıklar kurutulmadan sonuç almak mümkün değildir. Birçok alanda toplumsal gelişmeler sağlanarak eğitimle insanın doğasına yönelik çabalar arttırarak bu suçlarda azalmalar sağlanabilir.
İdam çözüm değildir ve idam kalktığı halde onu tekrar gündeme getirmek başka hesapların var olduğunu ve gene küçük hesaplar uğruna yanlış politikalarda ısrar edildiğini gösterir.
CB. Erdoğan'ın geçmişte başbakan iken birkaç kez idamı diline dolamıştı, bunu o zaman siyasi bir şantaj ve bir seçim yatırımı olarak milliyetçi tabandan oy devşirmek adına dillendirmişti. Son zamanlarda cumhurbaşkanı olarak defalarca “idam”dan bahsetmesini "Fethullah Gülen"i getirmemek için olduğu söylemine katılmıyorum. Bu idam söylemi, gene Kürtlere şantaj ve başkanlık sistemine geçişte milliyetçi ve muhafazakâr oyları bir blok olarak tutabilme gayretidir.
Ülkemizin yıllardır küçük hesaplar yüzünden neler kaybettiğinin farkındayız ve ülkemizin içinde bulunduğu süreçte sorunlarımızı kendi içimizde çözmek ve dış kışkırtmalara zemin bırakmadan toplumsal barışı gerçekleştirmek gerekiyor.
Akan kanın durması ve toplumsal bir barışın sağlanması için yapılan bunca zulme rağmen gene de geç kalmış değiliz, savaş hem bölgemizi hem de ülkemizi tarumar edecek ve acılarını herkes yaşayacaktır.
Sadece siyasi hasmı için idam isteyenler gün gelir devran döner o yağlı urgan onların da boynuna dolanır. Çifte standarda düşmeden “idam” kelimesini bir daha anmayalım ve “idama hayır!” diyelim.
Tevfik Özkorkmaz
09.11.2016

Hiç yorum yok: