Hakikati Örgütlemeye Çağrı

“Kendi adına değil, Allah adına! Siyaset adına değil, hakikat adına!” [Ali Şeriati]
Ülkemizde fakir bebeğin içemediği sütü, zenginin köpeği içiyorken biz müslümanlar neredeyiz?
Ülkemizde yaşam alanlarımız Ali Ağaoğlu gibi açgözlülere peşkeş çekilirken ve etrafımız beton yığınına dönerken biz müslümanlar neredeyiz?
Ülkemizde 46 milyon insan açlık sınırının altında yaşıyorken biz müslümanlar neredeyiz?
Ülkemizde aylık ortalama 150 işçi, patronların kâr hırsından öldürülüyorken, kötü çalışma koşulları, çocuk işçi çalıştırma her işletmede görülüyorken biz müslümanlar neredeyiz?
Ülkemizde bu kadar sıklık ile kadın tacizleri veya kadına şiddet yaşanıyorken biz müslümanlar neredeyiz?
Ülkemizde emperyalistler bu kadar hâkimiyet içerisindeyken, Türkiye bugün bölgede NATO ve ABD'nin jandarmalığını üslenerek bölgede pay alma mücadelesi içerisinde olmasına karşılık biz müslümanlar neredeyiz?
Ülkemizde, Filistin halkını bombalayan, imha etmekle uğraşan, İslam ümmetinin baş düşmanı Siyonist İsrail ile ticaret hacmimiz her geçen yıl artıyorken biz müslümanlar neredeyiz?
Ülkemizde, yoksullar daha da yoksullaşıyor, zenginler daha da zenginleşiyorken biz müslümanlar neredeyiz?
Ülkemizde, İslam algısı egemenler tarafından her geçen gün bozuluyorsa, hakikatin, hareketin, aşkın dini, kitleleri uyuşturma dinine dönüştürülmeye çabalanıyorsa biz müslümanlar neredeyiz?
Mazlumların cephesinde değiliz, çünkü daha oluşturmuş değiliz, o zaman neredeyiz?
Açıkça ortadaki, bu sessizliğimiz-hareketsizliğimiz-cüretsizliğimiz egemenlerden başkasına hizmet etmiyor. Ülkemiz adaletsizliğe, yolsuzluğa bu kadar gömülmüşken, biz müslümanlar iyiliği, hakikati, adaleti örgütlemeyerek sorumluluğumuzu yerine getirmiyoruz. Bu düzen “Allah yapısı” değil “kul yapısı”dır. Kutsal, değiştirilemez, mutlak doğru düzen değildir. “Düzenin sahipleri”, “Tanrı’nın yeryüzündeki gölgesi” de değildir. Dolayısıyla eğer bir yerde “bozuk düzen” varsa, “cahiliye dönemi” yaşanıyorsa ve bu mevcut düzen bir “kader” değilse buna karşı muhteva yaratmak kendine müslüman diyen herkesin görevidir. Egemenler, silâh-petrol baronları, firavunlar kendi aralarında bizlere karşı örgütlüyken, bizlerin de mazlumların cephesinden örgütlü olmamız gerekmektedir. Emin olunmalıdır ki, ezen-ezilen, zalim-mazlum mücadelesi, şirk-tevhid mücadelesinin toplumsal yansımasıdır. Mazlumlar ile birlikte mazlumların cephesini inşa etmediğimiz sürece, toplumsal olarak şirk ile mücadele etmiş olamayız. Bundan kaynaklı her devrimci, müslüman olmak zorunda değildir ama her müslüman, devrimci olmak zorundadır.
Gelin, haksızlığa boyun eğmeyelim, haksızlığa boyun eğmek insanı kendine ve Allah’a karşı yabancılaştırır. Tarihin bu asrında ziyan olanlardan olmayıp [ASR-2], İbrahim’in şirki parçalayan devrimci balyozunu elimize alalım.
Gelin, Malcom X, Ali Şeriati gibi aydınları okumak ile yetinmeyelim, onların yaşamlarını hayatımıza geçirelim, hepimize hastalık gibi bulaşmış olan bu hareketsizliği rahatsız edelim, aksi takdirde sadece okumak entelektüel gevezeliğin önüne geçemeyecektir.
Gelin, anti-kapitalist, anti-emperyalist, anti-siyonist, zamanımızın Ebu Leheb’lerine, firavunlarına karşı devrimci, tevhidî bir muhteva yaratalım. İslam coğrafyasını yağmalayan devletlere-şirketlere karşı mazlumların cephesini inşa edelim.
Gelin, köklerimizi peygamberlerin tevhid mücadelesinden alarak, Spartaküs’lere, Zapata’lara, Robin Hoodlara, Çakırcalı Efe’lere, Karmatilere, Şeyh Bedreddin’lere, İnce Mehmed’lere, dünyanın herhangi bir köşesinde zalime karşı ilk taşı atan kişiye kadar genişletelim, cüretimizi tarihimizden alalım.
Gelin, bulunduğumuz bütün şehirlerde, birbirimiz ile buluşalım, toplantılar, okumalar, paneller düzenleyelim. Hep beraber kafamızı kumdan çıkaralım, hareketsizliğimize son verelim, bu toprakların iyiye, doğruya, hakikate ihtiyacı var. Bu ihtiyacı mazlumlar ile omuz omuza örgütleyelim.
Gelin, hep birlikte dünyayı bir kez daha Türkiye’den sarsalım!
Yasir Demiroğlu

Hiç yorum yok: