Direniş Güncesi (5. gün) ve Çağrı

Bugün yine heyecanla evden çıktım. Acaba bugün ne olacaktı? Biraz derdimi anlatma fırsatı yakalayabilecek miydim? Yüksel Caddesi’ne geldiğimde, önceki günlerdeki gibi polis yığınıyla karşılaşmadım. Anıtın etrafı da boştu. Sevgili Hüseyin elinde "Nuriye Gülmen Yalnız Değildir" yazılı bir dövizle gelmişti. Güzel insanlar Eyüp ve Yağmur'u hemen arkamda beklerken gördüm. Çok güzeldi yalnız olmamak. Hiçbir zaman yalnız değilim, biliyorum. Ama anıtın önüne geldiğimde tanıdık yüzler görmek, desteği ve sahiplenmeyi soluğumda, heyecanımda, yanıbaşımda hissetmek bana ayrı bir güç veriyor. Direnişten haberi olan, belki çok yeni tanıdığım, yüzü ile ismini birleştirmeyi henüz başaramadığım insanlar da oluyor her gün etrafımda. Bu güncenin isimsiz kahramanları onlar. Onları da selamlıyorum buradan.
Anıtın önüne geçer geçmez konuşmaya başladım. Keyfi bir şekilde açığa alındığımı, akademisyen olduğumu, hakkımı aramak, uğradığım adaletsizliği insanlara anlatmak istediğimi ama Ankara polisinin buna izin vermediğini, 4 günde 3 kez gözaltına alındığımı vs. söyledim. Kısa süre içinde 7-8 sivil polis geldi ve sözlü müdahalede bulunmaya çalıştı. Gözaltı yapacaklarını söylediler. Etrafta kalabalık oluşmaya başladı. Bir taraftan bildiri dağıtıyordum. Polisler tahammülsüzlükle dinleyen insanları dağıtmaya çalışıyor, yanıma gelip sürekli gözaltıyla tehdit ediyorlardı. Kalabalık giderek arttı. Bu arada keyfi bir şekilde açığa alınan ve bir gecede işlerinden atılan KESK'li kamu emekçilerinden ve kadro güvencelerini kaybeden ÖYP'lilerden de bahsetme fırsatım oldu. Kamu personel rejiminin değiştirileceğini, devrimci, demokrat, muhalif kamu emekçilerinin kamudan tasfiyesinin bunun zeminini hazırlamak için yapıldığını, kamu emekçilerinin iş güvencesinin ellerinden alınacağını anlattım.
Hak aramanın, işine ve emeğine sahip çıkmanın suç olmadığını, OHAL uygulamalarıyla bizleri işimizden attıklarını, açığa aldıklarını; hakkımızı aramak istediğimizde yine OHAL uygulamalarıyla engellenmeye çalışıldığımızı söyledim. OHAL'in ya da eylem yasaklarının hakkımızı aramamız önünde bir engel olamayacağını anlattım. Söylediklerimi buraya da yazıyorum. Çünkü şu an benim için dünyanın en önemli şeylerinden biri, bunları insanlara anlatabilmek. Gerçekten aklım almıyor; binlerce devrimci, demokrat, yurtsever kamu emekçisi işten atıldı, açığa alındı ve kimse bilmiyor ne olup bittiğini. Bugünlerin motivasyonu "anlatmam lazım".
Ben sustuğum zaman Hüseyin devreye girdi. Eyüp de artık tarihe karışmış olan ÖYP'den atanmış bir akademisyen olarak, ÖYP'lilerin kadro güvencelerinin KHK'yla ellerinden alınmasından bahsetti tekrar. Gözaltı tehdidinden dolayı insanların ilgisi çok yoğundu. Belki normalde hiç dönüp bakmayacak insanlar, ortamdaki olağanüstülüğün dikkat çekiciliğine kapıldılar. Polisler görüntü alan insanları engellemeye, tek tek müdahalelerle insanları uzaklaştırmaya çalışıyordu. Uzaklaştırılmaya çalışılan bir arkadaşla polis arasında tartışma yaşandı. Arkadaşı tanımıyorum ama cüretine, haksızlık karşısındaki boyun eğmezliğine çok saygı duydum. Cüreti ve baş eğmezliği karşısında polisler çok öfkelendi ve arkadaşın üstüne yürüdüler, darp etmeye çalıştılar, küfrettiler. Polisin müdahalesini önledik, arkadaşı sahiplendik. Polisin küfrettiğini duyan Yağmur ortalığı ayağa kaldırdı. Keşke kelimelerden daha elverişli araçlar olsa Yağmur'un tertemiz, hesapsız öfkesini anlatmak için. Bugün en çok ondan, bu katıksız öfkeden öğrendim. Ve diyorum ki, insanlığın onuruna çok yakışan bu öfke kurtaracak bizi. Onları, yaptıkları her adaletsizlik, ahlaksızlık karşısında pişman edecek bu öfkeye hepimizin çok ihtiyacı var.
Yine hiç tanımadığım bir kadın arkadaş direnme hakkımızı savunduğu için sık sık polis tarafından sözlü taciz ve tehditle uzaklaştırılmaya çalışıldı. O da içindeki kurda sahip çıkanlardan. Çok selam olsun ona da.
Yaklaşık yarım saat alanda kaldık bugün. Yine çevik getirdiler. Yine hepimizi zorla aldılar. Gözaltı işlemi yapmadan, yakalama işlemi yaparak bıraktılar. Para cezası kestiler her birimize kabahatler kanunundan. Gözaltı ile yakalama arasındaki farkı bir başka gün anlatayım. Uzun tutarak metni okunmaz kılmak istemiyorum.
Yarın özel bir gün. Sevgili dostum, 29 Ekim KHK'sı ile işinden atılan Acun, Öğretmen Okulu’nun (Halim Şaşmaz Ortaokulu) önünde direnişe başlıyor. Halk çocuklarına derinden bir sevgiyle bağlı olan, onlara iyiyi ve doğruyu anlatmak için 20 yılını vermiş Acun'un direnişi gücüme güç katacak.
Büyüyoruz. Daha çok büyüyeceğiz, buna tüm kalbimle inanıyorum.
Yarın saat 12:30'da, dövizimle anıtın önünde olacağım. Herkesi beklerim.

Hiç yorum yok: