Çark Başından Bozuk

Bu ülkede bir düzen var ki düzensizlik üzerine kurulu. Çark başından bozuk veya balık baştan kokar. Nasıl ifade edilirse edilsin, ortada bir sorunun olduğu apaçık belli.
Acı dolu tecrübeler bu ülkeye hiçbir şey getirmiyor. 17 Ağustos depreminde onbinlerce ölü ve yaralı vardı. Bazı deprem düzenlemeleri oldu ve/fakat kontrol mekanizması işletilmedi. Yakın bir zamanda Marmara bölgesinde yeni ve büyük bir depremin beklendiği herkesin malumu ama 17 senedir yüzbinlerce tehlikeli yapı iyileştirilmedi, yeni imarlara sıkı kontroller getirilmedi.
Soma'da 301 işçi öldürüldü ve iş cinayetlerini yaşamın bir parçası olarak kanıksamış bu toplumda bile sarsıcı bir etki yaratmasına rağmen sorumlular cezalandırılmadı, önlemler alınmadı, sıkı kontroller işlemedi. Akabinde Şırnak'ta ve Bitlis'te maden faciaları yaşandı ama medya kanalları sadece bulunan iş makinelerini haberleştirmeyi seçti. Mevzubahis Kürdlerin ölümü olunca haber değeri taşımaz zaten.
Diyarbakır/Kulp'ta Kuran kursu yandı ve 6 çocuk öldü. Ölen çocukların bedenleri balkon kapısının önünde üst üste yığılmış halde bulundu. Çünkü balkon kapısı kilitliydi, yangın merdiveni yoktu, yangın söndürme sistemi ve teçhizatları yoktu, herhangi bir kazaya karşı geliştirilmiş bir önlem de bulunmuyordu.
Dün akşam da Adana'da bir yurtta 15 kişi can verdi. Çünkü... Kulp'taki yangınla aynı nedenlere sahip. Bir facianın nedenleri zaten her zaman aynıdır. Faciadan sonra nedenleri anlayabiliyorsak, öncesinden de bilebiliriz. Yahut devlet, yaşanan bir facianın tekrar yaşanmaması için ülke genelinde önlemler alıp zorunluluklar getirebilir.
Fakat heyhaaaattt! Ölenler yoksulsa kimin umurunda? Hem bu ülkede yoksulun ölümü ne zaman içtenlikle facia veya felaket olarak görüldü ki? İktidarları başsağlığı mesajı iletmeye zorlayan ve birkaç gün kem küm etmelerine mecbur eden "kader hikâyeleri" sadece. Çünkü deprem Allah'ın -haşa- verdiği bir bela, iş cinayeti "işin fıtratı", yanan çocuklar "kader"...
Bunlar gibi sihirli sıfatlar çoğunluğu ikna etmeye yetiyor ama biz ikna olmayalım. Bu devletin vergi ve asker/sivil çete toplayan gaspçı, mafyöz, yamyam bir terör örgütü olduğunu unutmayalım.
Devletin vatandaşından topladığı vergilerle en azından onun güvenliğini sağlama zorunluluğunu talep edelim. İşyerinde, okulda, yurtta, AVM'de, kamusal alanda veya evlerimizde bütün olası kazalara ve tehlikelere karşı güvenle yaşayacağımız düzenlemeler isteyelim. Çünkü bu en temel hakkımızı, yaşam hakkımızı ihtiva eden bir durum. Bunun için örgütlülüğe ve evimizden başlayarak her alanda güven cepheleri oluşturmaya ihtiyacımız var. "Kaderimizi" mevcut düzensizliğe değil, örgütlülükle oluşturulacak düzene emanet edelim.
Ve eğer bu gibi ölümler kaderse, Allah katbekat iktidar ve mülk sahibi firavunlara, karunlara, hamanlara çevirsin inşaAllah.
Berzan Amed Aykaç

Hiç yorum yok: