Ayağımızda Diken Yarası

Sevgili Dostlarım,
Dün ilân etmiş olduğum gibi, yarın (Cumartesi) saat 13:00’da Yüksel Caddesi’nde direniş alanım olan İnsan Hakları Anıtı’nın önünde olacağım. Duyurur, yaygınlaştırırsanız çok mutlu olurum.
Bugün suç duyurusu ve işkence raporu işleriyle uğraştım. Bir yıllık tedaviden sonra atlattığım sol kolumdaki kemik iliği ödemi dün tekrar oluştu. Yaptıklarını yanlarına bırakmayacağım elbette ama şunu da biliyorum: “Ayağında diken yarası olmayan, sinesine gül kokusu süremezmiş”. Kazanacağız ama direnerek, hiç boyun eğmeden, irademizi teslim etmeden.
Gözaltındayken polisler yaptıkları her şeyi kabul edeyim istiyorlar. Ben de onlara yaptıkları gözaltının meşru olmadığını, suç işlediklerini söylüyorum. Bir kadının işine geri dönme talebiyle yaptığı bir eyleme hangi gerekçeyle saldırıyorlar? Eylem yasağı varmış. Onları rahatsız eden, direnişimin meşruiyeti, sürekliliği, taleplerimin yakıcılığı ve emekçilerde bulacağı karşılık. Binlerce insanın emeğini, onurunu, mesleğini bir gecede harcamanın gayri meşruluğu, suçluluğuyla saldırıyorlar.
Saldırsınlar. Onlar suçlarını örtmek için saldırıyor, ben de suçlarını yüzlerine çarpmaya devam edeceğim. Her gün “İşimi istiyorum!” demek için o anıtın önüne gideceğim.
Anadolu halkının öğretmenlerine, akademisyenlerine Kemal Özer’den bir selamla bitireyim. “Kendi yangınımızın küllerinden doğma” iddiasını hiç kaybetmeyelim diye.
Kıyılan Öğretmene
Bil ki kendi yazgın değil, bu kıyımlar,
Bu sürgünler, bu acıya dönüşmesi yaşamın
Güne açıyorsun ya sınıfın kapısını,
İşleyişini öğretiyorsun ya doğa’nın,
Doğru yargılasınlar diye bulundukları zamanı
Gösteriyorsun ya doğru bakmayı tarihe,
Geçmesin istiyorlar bu bilinç yalımı
Bir hızır gibi Anadolu topraklarından;
Açmasın, bir kitap gibi dünyayı,
Gözleri önüne yurt çocuklarının.
Öyleyse bütün köprüleri atacaksın,
Yenilsen de yürüyeceksin, dönüş yok;
Doğacaksın kendi yangının küllerinden,
Değiştirinceye kadar bu yurdun yazgısını.
[Kemal Özer]
Nuriye Gülmen

Hiç yorum yok: