Unutulan Mektup

Daha önceki iki yazımızda [Unutulmuş Köylüler, İşçiye Pasaport] Çarlık Rusya'sını hafızalarda tazeleyerek, dönemin koşullarını anlamaya ve hatırlamaya çalıştık. Aynı süreçte siyasi ortam nasıldı ve Marksistler ne konuşuyor, ne tartışıyordu?
Bu tartışma günümüz bakış açılarını da etkilediği için bu konuyu seçtik. Bu dönem aynı zamanda K. Marks’ın fikirlerinin Rusya'ya ulaşmaya başladığı yıllardı. Kapital’in ilk Rusça çevirisi 1872 yayımlandı ve tartışmalar da yoğunlaşmıştı. O dönem en çok tartışılan konu, Marksın önsözünde yazdığı “Değişmez bir zorunlulukla […] sanayi açısından daha gelişmiş bir ülke, az gelişmiş olana, ancak onun kendi geleceğinin bir resmini sunar."[1] tespitiydi.
Bu çok ciddi tartışmalara neden olmuştu ve bu tespite göre, sosyalist bir topluma ulaşmak için kapitalizmin bir ön aşama olarak zorunlu olduğuydu. Üretim araçlarının hızla gelişmesine bakarak, en az çalışmayla yeterli yaşam araçlarını sunan yeni bir toplum için gerekli olan nesnel temelleri kapitalizmin sunduğunu gösteriyordu. Böyle olması, özellikle Narodnikler açısından tam bir hayal kırıklığıydı. Bu Sosyalist toplumun ahlaki temelleri ve kurumlarını, Rus köylüsünün eşitlikçi ve kolektivist değerinde görmeyen ve yok sayan bir anlayıştı.
Eski bir Narodnik ve Çerny Peredel lideri olan G. Plehanov’un İsviçre'ye 1880 yılında gelmesiyle eski fikirleri de değişmeye başladı. Arkadaşı Vera Zazuliç'le Zemlya i Volya grubuna katıldı. Bu grupla 'şiddet' konusunda farklı düşünerek ayrıştı ve obşçina'nın toprağın paylaşılmasını talep eden Çerny Peredel grubunu kurdu.
K. Marks’ın fikirlerinden etkilenerek 1883 yılında bu grubun adını da değiştirerek Emeğin Kurtuluşu yaptı. Bu değişim sadece adla sınırlı değildi. Program da temel bir değişiklik gerçekleştirdi. Eşit toprak dağıtımını desteklemek yerine, tarımın sanayileşmesi ve devletleştirilmesini savunarak köylülüğü değil, az sayıdaki proleteryanın rolüne vurgu yaptı. Bu değişiklik Plehanov'un bir uçtan bir uca savrulmasıydı.
Bir süre K. Marks’ın Fransa köylüsünü önemsemeyen bakışını mekanik bir indirgemeci anlayışla Rusya koşullarına uygulamaya çalıştı. Sonra Plehanov, Rus köylü sınıfının küçük burjuva ve baştan aşağıya gerici bir sınıf olduğunu ve toptan yok edilmesi gerektiği kanısına vardı. Burada bir kez daha bu kanıya nasıl gelindiğinin devrimci hareketler açısından öneminin altını çizmek gerek.
Tartışmamızın esasını bu değişikliğe neden olan olguları incelemek ve yorumlamak teşkil edecektir. Birinci yazımızda Fransa köylüsünün özel mülkiyetçi olduğunu ve bununla Rus köylüsünün aynı kefeye koymanın yanlış olacağına değinmiştik. Katıksız kolektivist bir köylüyle özel mülkiyetçi köylüyü aynı kefeye koymak, iki farklı karakteri ve kültürü görmemektir. Ayrıca bu küçük bir ayrıntı değil, aksine tartışma da çok önemliydi.
Plehanov; Avrupalı sosyalistler arasında etkisi hızla yayılan ve K. Marks, F. Engels ve K.Kautsky'yle birlikte önde gelen önemli bir Rus teorisyeniydi. Bu durumu II. Enternasyonal'de saygınlık kazanmıştı. Plehanov temel tezini; Marksın o küçük alıntıdaki değerlendirmesine dayandırarak; Rusya’da sosyalist bir toplumun maddi ve kültürel temellerinin geliştirebilmesi için uzunca bir zamana ve kapitalist gelişme aşamasından geçmeye ihtiyaç ve böyle bir aşamanın yaşanması gerektiği olarak belirliyordu. Bu bakış II.Enternasyonal’i fazlasıyla etkilemişti. Bu kadar etkili olmasını sağlayan ise Plehanov ve Kautsky'nin ortak bir bakışa sahip olmasıydı.
Halbuki toplumsal süreçleri ekonomik ve kanunsal kalıplara sokmak hem dogma ve indirgemeci anlayışı geliştirmekte hem de Marksizmi kısırlaştırmaydı. Hal böyle olunca her yeni gelişme ve olguları yok sayarak bu dogmanın içine sokmaya çalışmak kanımca bugünümüze çok büyük bir zarar verdi.
"Plehanov çok sayıda Marksçı düşünceyi katı olduğu kadar basit de olan kaba formüllere indirgemiştir."[2] Yıllar sonra tarihsel bir olayı tekrar tartışmak durumundayız. Bu nedenle en ufak bir yanılsama ve önyargı yaratmamaya ve eldeki verileri objektif koşullarda ele almaya ve sormak istediğimiz soruları daha cesur sormaya ihtiyaç olduğu kanısından hareketle, devam edelim.
Plehanov’un geçmişte savunduğu görüşlere karşı bu kadar acımasızca saldırması doğru değildi, “bunu neden yapıyor?” sorusunu sormak gerekiyordu. 1884 tarihli "Fikir Ayrılıklarımız" adlı broşüründe Rusya'nın sosyalizme ulaşabilmeyi umut edebilmesi için önce kapitalizmin obşçina'yı ortadan kaldırması gerektiği ve öfkesini küçük burjuva ve idealist bulduğu Narodniklere yöneltmesi oldukça düşündürücüydü.
Tarihsel bir vaka da "Mektup" olayıdır. O tarihsel koşullarda bir fikrin daha da gelişmesi ve olgunlaşmasına yardımcı olmak varken, tam tersine dünya devrimci hareketini olumsuz anlamda etkiledi. Bu etkinin hâlâ kalıcı izler bıraktığına inandığım için bu konuyu tekrar gündeme taşıyarak, olayın tüm detaylarını verileriyle ele alarak objektif olmaya çalışacağız.
K.Marks, -ironiktir- söylenenin tam tersinin kastedildiği ifadesiyle, Rus Marksistlerin Rus köylü sınıfını ve obşçinayı küçük gören görüşlere katılmıyordu. Marks, Rusya'daki taraftarların Narodonik nefretini de paylaşmıyordu. Avrupa'daki kapitalizmin gelişmesi hakkındaki tahminlerinin mekanik olarak Rusya'ya uygulanabileceğine kesinlikle inanmıyordu.
Marks ölmeden iki yıl önce 1881 yılında Vera Zasuliç'e yazdığı bir mektupta, kapitalizm tam olarak ortaya çıkması için son derece gerekli olan' tarımsal üretimin' kamulaştırılmasının 'radikal bir şekilde' sadece İngiltere'de, bir ölçüde batı ülkelerinde gerçekleştiğini söyler. Mektubun devamında; "Dolayısıyla bu sürecin 'tarihsel kaçınılmazlığı' kesinlikle Batı Avrupa ülkeleriyle sınırlıdır. […] Bu yüzden Kapital’de sunulan çözümleme kırsal komünün -obişçinanın- sürüp süremeyeceği konusunda nedenler göstermez, ama bununla ilgili yaptığım özel çalışma ve özgün kaynaklardan elde ettiğim veriler, bu komünün Rusya'da toplumsal canlanmanın dayanağı olduğuna beni ikna etmiştir, fakat böylesi bir işlev görebilmesi için en başta her taraftan ona hücum eden zararlı etkilerin ortadan kaldırılması gerekir, ancak o zaman onun için gerekli olan içsel gelişmenin normal şartları sağlanmış olur."[3]
Marks'ın daha ayrıntılı açıkladığı bu görüşe göre, toprağın ortak mülkiyetine dayanan yeni toplum özünü oluşturabilir ve obşçina başlangıç noktası olabilir diyor. Bu fikri kabul etmeyen Plehanov ve Kautsky, ısrarla "tarihsel kaçınılmazlığı" İngiltere ve gelişmiş Avrupa ülkeleri için söylenmesine rağmen katı ekonomik şemada ısrar etmiş, hatta bu ısrarlarını tamı tamına 43 yıl sürdürmüşlerdir, tam 43 yıl Marks’ın fikirlerine sansür uygulamışlardır. Rus devriminde bu katı bakışın zararı oldukça net olarak ortaya çıkacak mıydı? Bu soruyu kısaca ele almaya ve tartışmaya devam edelim.
Rus Marksistleri bu şematik aşamacı ve kalkınmacı anlayıştan oldukça etkilendi ve buna göre şekillendiler. Köylülüğe bu önyargılı katı bakış hem var olan obşçina köy komün potansiyelini doğru ve kendine özgü değerlendirmeyi engelledi hem de işçi sınıfının en yakın temel müttefiklerinden biri olan köylülüğü ve Narodnikleri yok saydı.
Tek bir ülkede yeni bir toplum deneyi daha baştan kendi içinde zaaflarıyla yol almak durumunda bırakıldı? 3 Mart 1918[*] tarihinde Almanlarla Brest-Litovsk Antlaşması imzalandı, buna karşı olan Sol Sosyalist Devrimciler-SR Bolşeviklerle ittifaktan çekildi. Akla devrimin temel gücü köylülüğü temsil eden sol sosyalist devrimcilerin böyle kolayca kaybedilmesi devrim güçlerini zayıflatmış ve yeni toplumun inşa süreçlerinde sosyalist topluma dayanak olan köylülük tam tersi 'küçük burjuva' ve 'yok edilmesi gereken düşman' görülerek çok ciddi bir yanılsama ve hata yapılmıştı.
Zaten bir zaman sonra bu bakış Stalin'in hızlı kollektivizasyon politikasıyla hayata geçirildi ve köylülük bir şekilde ezilerek sanayi toplumu kuruldu.
Tevfik Özkorkmaz
16.10.2016
Dipnotlar
[*] 3 Mart 1918 tarihinde Rusya ile Almanı İmparatorluğu, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Osmanlı Devleti ve Bulgaristan Krallığı arasında imzalanmıştı. İttifak Devletleri yenilmesi üzerine geçersiz kalmış bir barış antlaşmasıdır.
[1] Devrimci Halk Hareketleri Tarihi / 1905-1917'ye Rus Devrimleri, s. 57, Murray Bookchin. Dipnot Yay.
[2] A.g.e., s. 60.
[3] A.g.e., s. 61.

Hiç yorum yok: