Halkın İradesine Kelepçe Vurulmasın

Bizler, hakça üretim, adilce paylaşım esasıyla emek alanında mücadele veren, halkların, kimliklerin eşit ve özgürce yaşadığı bir ülke için gayret eden Emek ve Adalet Platformu bileşenleriyiz. Biliyoruz ki ülkemizde emeğin ve ezilenlerin gündemi, yaşanan savaştan bağımsız ve bağlantısız değildir. Bunun için bizler, elimizden geldiğince barış mücadelesinin, siyasetinin, sözünün yanında saf tutmaya gayret ediyoruz.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin Demokratik Bölgeler Partisi’ne mensup eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde haklarında açılan terör soruşturması sebebiyle tutuklandılar. Halkın kendi iradesiyle seçtiği, siyasal tercihiyle belirlediği temsilciler, bir kere daha tanımı muğlak, tarifi belirsiz, tasnifi karmaşık bir suç ile siyasal alanın dışına itiliyorlar.
Dünya ve Türkiye tarihi, siyasal alanın daraldığı her dönemin, çatışmanın, şiddetin ve en mühimi insan kaynaklarının yitirildiği, ağır hak ihlallerinin, kayıpların yaşandığı süreçleri beraberinde getirdiğini gösteriyor. Türkiye geçtiğimiz kırk yıldır bunu acı ve ağır bir şekilde tecrübe etse de, yönetici akıl aynı hatayı tekrarlamakta sakınca görmüyor. 15 Temmuz’da ciddi bir darbe teşebbüsü, halkın iradesiyle savuşturulmuşken, Kürt halkının siyasal iradesi, meşru yerel ve genel siyasal aktörleri tutuklanarak cezaevine yollanıyor.
DBP ve HDP yöneticilerinin, ilçe belediye başkanlarının ve nihayetinde Diyarbakır Büyükşehir Belediye eşbaşkanlarının tutuklanmaları, kaldırılan milletvekili dokunulmazlıklarıyla beraber düşünüldüğünde, bu dalganın HDP vekillerinin tutuklanmasıyla sonlanacağı aşikâr gözüküyor. Biz ise bu gidişatı tehlikeli ve geri dönülemez buluyoruz. Zira biliyoruz ki, eğer temsili demokrasi diye bir şey varsa, halkın iradesinin seçilmiş temsilcileri siyasal rejimden dışlandığında, siyaset dışı araçlar devreye girer. Çatışma derinleşir, kan dökülür ve halklar kaybederler.
Bizler emeğin ve adaletin savunucuları, barış yolcuları olarak Kürt sorununun demokratik çerçevede, halkların âdem-i merkeziyetçi yönetim anlayışı temelinde, eşit ve özgür temsiline dayanan çözümünü savunuyoruz. Kürt halkının seçilmiş siyasetçilerinin tutuklanarak tasfiye edilmelerinin savaşı daha da derinleştireceğinden, ülkemizi duygusal, toplumsal ve siyasal manada parçalayacağından, nihayetinde Kürt meselesinin çözümsüzlüğe itileceğinden endişe ediyoruz.
Hükümeti bir an önce bu hatadan müzakere sürecine dönmeye, haksız uygulamaları terk edip adaletle hükmetmeye davet ediyoruz. 15 Temmuz’da darbecilere karşı nasıl halk iradesinin yanında saf tuttuysak, iradesi gasp edilen Kürt halkının da yanında durduğumuzu, demokratik mücadelelerinde omuz omuza verdiğimizi beyan etmek istiyoruz. Zira biliyor ve inanıyoruz ki “kendin için istediğini kardeşin için de istemedikçe inananlardan olmazsın.”

Hiç yorum yok: