The Economist Mısır’ı Değerlendiriyor

Lenin, The Economist dergisini “İngiliz finans kapitalin borazanı” olarak nitelemişti. Bu dergi, 6 Ağustos sayısının önemli bir kısmını Mısır'a ayırmış ve oldukça ilginç değerlendirmelerde bulunuyor.
Öncelikle, derginin ülkedeki sorunları gayet güzel anlattığını belirtmemiz gerekiyor. Bu sorunların anlatıldığı bölümleri alıntılayalım:
“Arapların nüfusu özellikle hızlı artıyor. 2010 yılında nüfusun 15-24 yaşları arasındaki kesimi 357 milyonluk toplam nüfusun %20’sini oluştursa da, 2010 yılında sayıları 46 milyonu bulan bu genç kesim 2025 yılında 58 milyon kişiden olacak.
Rejim çökmüş durumda, Körfez devletlerinden gelen parayla (ve biraz da Amerika’dan gelen askeri yardımla) ancak ayakta duruyor. Milyarları bulan petrodolarlara rağmen, Mısır’ın bütçe ve cari açığı artıyor. Bütçe açığı milli gelirin yaklaşık %12’sini, cari açık ise %7’sini oluşturuyor. Bay Sisi milliyetçi pozlar verse de, elinde şapkası IMF’ye gidip 12 milyar dolarlık bir kurtarma paketi talebinde bulundu.
Gençlerin arasındaki işsizlik %40’ın üzerinde. Hükümet boş boş duran memurlarla dolup taşıyor. Mısır’ın katı, devletçi ekonomisi içinde özel sektör her yıl iş piyasasına katılan yeni işçi kitlelerine yeterli iş veremiyor. Başka yerde olsa, bu kadar çok genç nüfus ekonomik bir avantaj olarak görülürdü. Ama Arap dünyasında gençliğe, yok edilmesi gereken bir lanet olarak bakılıyor. Bugünlerde genç Araplar için ülkelerinde yoksulluk, göç ya da sıra dışı durumlarda cihat gibi rezil seçeneklerden başka bir şey yok. Gerçekten de, Suriye gibi yerlerde en iyi para kazandıran işler arasında eline bir tüfek almak da var.”
Görüldüğü gibi, sistemin gençliğe verebildiği hiçbir şey yok ve Mısır patlamaya hazır bir bomba. Derginin bu sorunları tespit etmesi, onun çözüm arayışında olduğu anlamına gelmiyor. Tersine, derginin yazarları, bu sorunların savundukları kapitalist sistem içinde çözülemeyeceğini çok iyi anlıyorlar ve bu yüzden çözüm konusuna hiç kafa yormuyorlar. Yazarlar, bu sorunları böylesine nesnel bir biçimde tespit ediyorlar, çünkü bu sorunların "iyi yönetilmediğini" düşünüyorlar ve bu durumun bir tehlike oluşturduğunu görüyorlar. İşte bu yüzden Başkan Sisi'yi eleştiriyorlar:
"Bay Sisi işleri daha kötüye götürüyor. Mısır parası poundu korumakta ısrar ediyor, böylece enflasyonun ve açlık isyanlarının önüne geçiyor. Poundu güçlü tutarak, çoğu ithal edilen gıda maliyetlerini kontrol edebileceğini düşünüyor. Ama sermaye denetimleri dolar alınıp satılan kara borsanın ortaya çıkmasını engelleyemedi. Mısır poundu kara borsada üçte iki fiyatla satılıyor. Ayrıca bu denetimler yedek parça ve makine kıtlığına yol açtı. Bu da enflasyonu yükseltiyor (şu anda %14 ve artmakta). Bu durum sanayiye de zarar veriyor ve yatırımcıları kaçırıyor.
Ama belli ki, Sisi'ye henüz bir alternatif çıkaramadıkları için onun hemen yerinden edilmesini tavsiye etmiyorlar. Amaçları onu orta vadede değiştirmek:
"Mısır’ın stratejik önemi o kadar fazla ki dünyanın Bay Sisi’yle idare etmekten başka şansı yok. Ama Batı ona karşı pragmatizm, ikna ve baskıdan oluşan bir politika izlemeli. Mısır’a ihtiyacı olmayan ve bütçesini de aşan Amerikan F-16’ları ya da Fransız Mistral helikopter taşıyıcıları gibi pahalı silahları satmamalı.
Şu anda başka bir ayaklanma ya da hatta başka bir darbe ihtimalinden çok söz edilmiyor. 2011 yılında gafil avlanan gizli polis, yükselen muhalefetin kokusunu alma yeteneğini artırdı. Ama Mısır’daki demografik, ekonomik ve toplumsal baskılar büyük bir hızla artıyor. Bay Sisi sonsuz istikrar sağlayamaz. Mısır’ın siyasal sistemi yeniden ele alınmalı. Bay Sisi’nin 2018 yılındaki seçimlere aday olmayacağını açıklaması fena bir başlangıç olmaz.”
Emperyalizm, tıpkı Mübarek döneminin sonunda olduğu gibi, bekçi köpeğinden pek memnun değil. Bu bekçi köpeğinin kaynayan devrimi engelleyemeyeceğini biliyor.

Hiç yorum yok: