Olmayanların Şehri

çıkardım defterimi,
bir iki sözcük aradım,
yollar bozuk sallanıyoruz ikide bir,
bir sokak lambasına dalıyorum,
uzun uzun bir kadını düşünüyorum,
olmayan saçlarını,
dudaklarını,
ve tabi ki boynunu.
alçaklık mı oldu bu?
olmayanların şehrinde,
yalnız bir yakışıklıydım.
düşlenmemse henüz suç sayılmamıştı.
aslında olmayanların şehrinde,
henüz hiçbir şey suç sayılmamıştı.
kimseler yokken olmayanların şehrinde,
ben en güzeldim.
ve adıma daha hiçbir kanunda yasak konulmamıştı.
bende bunu fırsat bildim,
boynunu düşündüm.
kulaklara fısıldamalık şiirler biriktirmiştim.
komik oldu sanki bu!
bir şiirde olmamalı bunlar diye düşündüm.
ama kim dedi ki bu yazdıklarım bir şiirdir?
yüreğe dokunmayan ve
bir kulağa fısıldanmayacak kadar kötü sözcükler!
ama hani o sevmelerin vardı ya
rengârenk çiçekler ekiyorum,
olmayanların şehrine,
birkaç yere.
mavi bulutlar çiziyorum
bembeyaz gökyüzüne.
ama daha yasaklanmamıştı hiçbir şey
hem de hiçbir şey
ben de senli hayaller kuruyordum.
sokak ortasında vurulması yasaklanıyor sonra çocukların.
vurulacak tek çocuk kalmamışken.
yasaklar başladı böylece.
mesela gülmek yasaklandı.
kimseler kalmamışken şehirde.
ben yasakları görür görmez sana koşmaya başladım
koşmamla yıldızlar kaymaya başladı gökyüzünde.
şairler artık söz söylememeye yemin etti
bağırdım.
sussam da zaten haykırdı diyorlar!
sonra bir kirpi görüyorum
bir deliğin içinde dikenlerini bırakıp
bir tavşana sarılıyor.
ben sana koşuyorum.
olmayanların şehrinin en yakışıklısı
en sakallısı, ben
sana koşuyorum.

köstebek görüyorum birkaç tane,
dedikodusunu yapıyorlar kirpi ile tavşanın.
bir köstebek neden kötü konuşun ki?
soracak kimse bulamıyorum olmayanların şehrinde.
gittikçe alıştığım yalnızlığımı,
                                        unutuyorum.
*
kanın damardan çıkması yasaklanıyor.
bu yasak beni daha da korkutuyor.
sana daha hızlı koşuyorum.
senle aramızdaki mesafeyi ise
ölçecek ne bir tanım,
                   ne de kimse vardı,
olmayanların şehrinde.
seni de düşünmem yasaklanır diye korkuyorum,
tanımlanmamış bir mesafeyi
ölçülmemiş bir zaman aralığında bitirmek için daha hızlı koşuyorum.
boynunu düşünmem de yasaklanırsa,
özgürlüğüm alınmış gibi kalırsam,
annemin sevda kelimeleri yabancı bir dilmiş gibi gelirse bana
o zaman nasıl severim
nasıl severim saçlarını.
yasaklar artıyor olamayanların şehrinde.
kimseler yokken ben sana koşuyorum.
Ali Eren Demir

3 yorum:

resul demir dedi ki...

Edip cansever gibi adamsin begendim helal

Adsız dedi ki...

Saolasın kiwram

la tahzen dedi ki...

teşekkürler