İslam’a Savaş Açmış Müslümanlık

Şüphesiz İslam dini ile Müslümanlık birbirinden farklı şeylerdir. İslam dini, Allah’ın yarattığı şu koca kâinatı içine alan “zamanüstü evrensel sistem ve düzen”dir. Müslümanlık ise daha çok örf ve âdetlere dayanan, din bilgisinin eksiğiyle, bildiklerini anladığı kadarıyla değerlendirip, bilmediklerini anlamadığı şekliyle yaşamayı ifade eder. Öz’ünde tam ‘İslam’ olmuş kimseye Müslüman denilmesi beklenirken, günümüzde ise Müslümanlık, geleneksel ve toplumsal bir kimlik halini almıştır.
Dolayısıyla Müslüman kimliği, tam anlamıyla İslam’ı temsil etmediği gibi, bazen de bilerek ya da bilmeyerek karşı İslam’ı ifade eder. Bu hâl, siyasi görüşlerin dinin bir parçası veya dinin siyasi görüşler uğruna feda edilmesiyle başlayan “İslam’a savaş açma” durumuna kadar gidebiliyor. Daha çok kendilerini Allah’a adayan, Allah’a satan kimse olmak yerine, yanlış bilgi üzerine kurulu Müslümanlık uğruna, her şey için Allah’ı satan konumuna düşülmüştür.
“Neo-haricilik” diyebileceğimiz bu Müslümanlık, “Hüküm ancak Allah’ındır” ayetini bile aslında “Bizim verdiğimiz hüküm Allah’ın hükmüdür” anlayışı üzerinden okumaktadır. Bugün İslam coğrafyasında Radikal İslam ile sözde Ilımlı İslam’ın bileşkesi olan Siyasal İslam’ın iflasına şahit oluyoruz. Bu kaos ortamının sorumlusu da yine Müslümanlardır. İslam, Müslümanlar eliyle dünyada itibarını kaybediyor. İktidar, güç, otorite, şiddet ve hatta terör ile özdeşleşen bir algının tek müsebbibi dış güçler olmasa gerek.
Gelinen noktada ‘dış güçlerin’ eliyle kapitalist modernitenin ortaya çıkardığı ulus-devlet anlayışı, İslam milletlerinin yeni dini haline gelmiştir. Dış güçler, bu faşist soykırımcı anlayış, imanın bir parçası halini almış. Asya’nın manevi dinamikleri, batının maddi ve seküler anlayışına peşkeş çekilmiş. Zaten bir süre sonra bu, dinin kendisi olarak görülmeye başlıyor.
Eğer eleştirilecekse, en başta iktidar hegemonyaların başat unsuru olan milliyetçiliğin, din ile soslanmış haline karşı çıkılmalıdır. Sadece iktidarlarda değil, taassuba sebep olan ve inandığı dinin cahili, Kur’an’a bütüncül olarak bakamayan Müslümanlık anlayışı, toplumun tamamına sirayet etmiş durumdadır. Gittikçe İslam yerine Müslümanlık bir din haline gelmeye başlıyor. Burada, yanlış ameller üzerine yeni bir itikad inşa ediliyor. Bu anlamda dinî söylemler çok tehlikelidir.
Bugün bu coğrafyanın kanayan yarası olan Kürt sorunu hâlâ yerinde duruyor. Suriye ve Irak’tan, Afganistan ve Mısır’a kadar İslam coğrafyası birbiri içinde binlerce sorunla boğuşuyor. İslam’ın medeniyet şehirlerinde her gün bombalar patlıyor. Kürt şehirleri başta olmak üzere İstanbul, Bağdat, Şam ve şimdi de Medine’de bulutlar yükseliyor. Müslüman toplumların İslam ile arasındaki makas gittikçe açılıyor. Kur’an’ın adalet ve barış mesajı ve Peygamber’in toplumsal iradesi göz ardı ediliyor.
Bu Müslümanlığın en güncel halini temsil eden IŞİD ise aslında sadece bir örgüt değil, Müslümanların büyük çoğunluğunun zihinsel altyapısını oluşturan hastalıklı bir ruhtur. Bedir Savaşı gibi İslam’ın en kritik zaferinden sonra bile Hz. Muhammed ‘büyük cihad’a çağrı yapmıştır. O da kendi nefsimizle beraber inşa ettiğimiz şehirlerde ortak yaşamın mücadelesidir. Bugün ise cihad ve şehitlik gibi kavramlar, İslam’a karşı olarak şiddetin ve savaşın meşruiyet aracı olmuştur.
Üstünde insanların öldüğü, kan gölüne çevrilmiş toprağa vatan denmez, İslam memleketi hiç denmez, tam tersi, adaletin ve barışın tesis edildiği, ölümün değil yaşamın olduğu her yer insanlığın vatanıdır. Müslümanların kanla karışmış bu zihniyetine karşı en büyük cihad, Doğru İslam’ı müdafaa etmektir.
Kendisi gibi düşünmeyenlerin canını, malını ve her şeyini mubah görenler, İslam’a savaş açmışlardır. Yüz binlerce Kürd’ü ve mülteciyi yurdundan edip ardına yıkılmış şehirler bırakmak, savaşta ısrar edip şehirlerde bombalar patlatmak insaniyet ve İslamiyet adına utanç vericidir.
Tüm bunlara rağmen zalimin zulmüne rıza gösteren ve iktidara ve güçlüye göre saf tutan, kralın soytarısı olmak için yarışanlar bilsin ki küfür devam etse dahi zulüm devam etmez. Müslüman olup da, İslam adına yine İslam’a savaş açanlar hiç şüphe yok ki kaybedecektir.
Sefa Mehmetoğlu

Hiç yorum yok: