6/7 Eylül Kırımının Çağrıştırdıkları

Çuvaldızı kendimize…
Kimi büyük(!) devrimci-sosyalistler diyorlar ki,
“HDP, milletvekillerini, yöneticilerini tanıtırken şu kadarı Türk, şu kadarı Kürt, şu kadarı Ermeni, şu kadarı Çerkes, şu kadarı Süryani, şu kadarı Alevi… vs.” diyormuş. “Eskiden biz arkadaşlarımızın kimliklerini merak bile etmezdik, kim Alevi, kim Kürt, kim Ermeni bilmezdik, gelinen noktaya bak”mış... “Vatan elden gidiyor”muş. Ya da “enternasyonalizm” nerede kalmışmış?
Merak etmiyordun da bir marifet mi yapıyordun, diye sormazlar mı adama...
Sen merak etmiyordun diye insanlar kimliklerinden dolayı baskı görmüyorlar mıydı?
Ermeni sıfatı alelade bir küfür halinde değil miydi, Ermeni çocuklarına “okulda o ismini söyleme, Türk ismini söyle”, diye tembih edilmez miydi, ebeveynler bebeklerine Ermeni ismi koymaya çalışan çocuklarına kızmazlar mıydı?
Aleviler inanç ritüellerini gizlice yerine getirmiyorlar mıydı? “Bunlar mum söndü yapıyorlarmış” vb. türünden iğrenç dedikodulara muhatap olan onlar değil miydi? Tarihin derinliklerinde ve Maraş'ta, Çorum'da katledilenler onlar değil miydi?
Kürtçe konuşmak, kaset dinlemek, yasak değil miydi, Kürtçe yer isimleri değiştirilmemiş miydi? Onlara “kıro” demezler miydi? Onlar asimile edilmeye, zorla Türkleştirilmeye çalışılmadı mı?
Süryaniler bir avuç kalana kadar azalmamış mıydı? Rumlar, defalarca baba ocaklarından sürülmüş ve korku içinde yaşar olmamışlar mıydı?
Bütün bunları HDP mi uyduruyor, Yoksa sen deliksiz bir kış uykusunda mıydın? Devekuşu politikası mı izliyordun? Üstelik “emekçileri kurtarma” misyonunu üstlenmiş bir devrimci olarak... Üstelik her türlü mağduriyet ve ezilmişliğe karşı çıkması gereken sosyalistler olarak.
Sen tamamen yanlış anladığın, algıladığın “sınıf mücadelesi” reçetesinin peşinde hülyalara dalmışken, Ermeni, Rum nasıl görünür olmadan yaşamayı becerebileceğini düşünüyordu.
Süryani, İsveç’te vatanını özlüyordu, Rum, bahçesine ağaç dikmiyor, mevsimlik sebzelerle idare ediyordu, geleceğinden emin olmadığı için! Daha onlarca örnek sayılabilir, çeşitli kimliklerin sıkıntılarına ve gördükleri baskılara ilişkin.
Ayrıca sen, etnik ve inanç kimliklerinin farkında değildin, halk da mı değildi sanıyorsun? Hiç de böyle olmadığını artık senin de anlamış olman gerek. “Yahu bir aymazlık içerisindeymişiz” diye özeleştiri yapacağına, müthiş bir rahatsızlık duyuyorsun. Akıl alır gibi değil!
Hem bir insanın kendini kimliğiyle ifade eder olması niye ayıp, niye günah olsun! Utanılacak bir şey midir? Bunda ne var? Önemli olan, kendi kimliğine bir üstünlük ve ayrıcalık atfetmemek, değil midir? Önemli olan, kimliğine bir üstünlük ve ayrıcalık yakıştırarak, o kimliği başka kimliklere karşı bir baskı aracı olarak kullanmamak değil midir?
Egemen ulus olarak Türkler, yani bizler, kimliğimizi ifade ederken sorun yok. Ne zaman ki, baskı altındaki kimlikler kendilerini ifade eder oldular, birileri zıvanadan çıktı. İnsanın kendi kimliğini saklamaması neden bölücülük oluyormuş? Neden sosyalizme aykırıymış, anlamak mümkün değil! Aslında anlaşılmaz olan, böyle düşünülüyor olması!
Aslında açık olan mesele, kimlikler üzerinden tanıtıma karşı duyulan infial değildir. Mesele, ezilen ve baskı altındaki kimliklerin hak talebinde bulunması, eşitlik istemesi. Korkulan budur.
Ve memleketi bölünmenin ve maazallah iç savaşın eşiğine getirecek olan da bu inkâr, yok sayma ve mezarlıktan geçerken ıslık çalmaya benzeyen görmezlikten gelme politikalarıdır.
Yanlış olan, kimlik sahibi olmak değil, bir toplumda, baskı altında, yok sayılan ya da yok edilmek istenen ikinci sınıf ve ezilen kimlikler olmasıdır. Ve bu olgu, sosyalistlerin en temel gündem maddelerinden biri olmak zorundadır, her zaman…
Cengizhan Güngör
06.09.2016

Hiç yorum yok: