Son Tango

Tezgâhçı usta(!) derdin nedir? Ne yapmak istiyorsun?
Bu topraklar; Ermeni'yi kırdınız öksüz kaldı, şimdi kadîm Kürt halkını yok ederek yetim mi bırakmak istiyorsunuz? Halkların lanetini yaşamak istemiyorsanız, kırım planından vazgeçin.
Bu coğrafyada Kürtlere onlarca yıl kültürel asimilasyon tüm zalimliğiyle uygulandı ve hâlâ yapılmaya devam ediliyor.
30 Kasım seçiminden sonra, Kürdistan’da başlatılan yıkım politikasının devamı topraksızlaştırma ve fizikî bir Kürt soykırımıdır.
Tezgâhçı ustanın yeni planı budur. Bölgesel dengenin kendisini rahatsız etmemesi için şantaj dâhil her türlü diplomatik çabayı hızla yürütmektedir. MGK'da yapılacak toplantıda büyük bir ihtimalle bu planın detayları masaya yatırılacak ve uygun zaman kollanacaktır.
Rusya ve İran görüşmeleri hızlandı ve bu müttefikleri memnun edecek bir girişimde olunacağı çelişkili bir şekilde ifade edildi. TV ve gazetelerde altı aya kadar Suriye ile sorunlar biteceği ve daha aktif bir rol alacaklarını Başbakan Binali Yıldırım açıkladı.
Diplomasinin altın kuralı, bir taşla aynı anda birbirine bağlı birçok sorunu çözme yeteneği ve iradesidir.
Suriye iktidar kuvvetlerinin Kürtlere ilk defa saldırması ve MGK toplantısının ardından Gaziantep’te düğüne yapılan bombalı saldırı sonucu çok sayıda insanımızın hayatını kaybetmesi planın uygulamaya konulduğunu göstermekte.
“Türkiye’ye güçleri yetmeyenlerin, etnik ve mezhep temelli hassasiyetler üzerinden vatandaşlarımızı birbirlerine karşı kışkırtma senaryoları tutmayacaktır.”[1] diyor Erdoğan. Olayın yapıldığı yerden hareketle, provokasyondan bahsediliyor olması oldukça dikkat çekici.
“Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan bu yana ilk kez doğrudan iç savaşla, işgalle tehdit edilmektedir. Tehdit, açıkça, hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde Türkiye'nin müttefiklerinden gelmektedir. Tehdit doğrudan Washington merkezlidir, Brüksel merkezlidir.”[2] Sürekli bir “iç savaş ve işgal” söylemi bunun gerçekçi, mevcut duruma uymadığı ve esas planı gizlemeye yönelik olduğu kanısındayım.
Sözde darbe girişimi bastırılıp “Feto” şahsında kamuoyu yönlendirilerek tarihsel bir adım atıldı. Bu adımın devamında planladıkları fizikî Kürt soykırımıdır. Bu kırımın sonuçlarına karşı hem ülke içinde hem de bölgesel ve uluslararası kamuoyu nezdinde çıkabilecek tüm sorunların nasıl tolere edileceği detaylarına kadar planlanıyor. Tabii ki yaşam planlardan ibaret değildir, evdeki hesap çarşıya uymaya bilir.
15 Temmuz darbe girişimi farklı değerlendirildi ve çeteci güçlere milli beraberlik adı altında destekler sunuldu.
Sözde darbe girişimi bastırılıp “Feto” şahsında kamuoyu yönlendirilerek tarihsel adımın-soykırımın-psikolojik zemini hazırlandı. HDP o gece bu oyunu bozabilir ve bu darbenin nasıl bir tezgâhçı usta işi olduğunu kamuoyuna anlatabilirdi.
Tam tersi, dört partinin imzaladığı bildiriyle hem kendi kamuoyuna hem de uluslararası kamuoyuna müthiş bir olumlu tablo sunuldu. Bir araya gelmeyen siyasi parti liderlerinin koşarak büyük bir gayretle imza atmaları bile kimseyi düşündürmedi.
Bu darbenin asıl amacının çok ciddi bir sorun olan Kürt sorununu acilen çözmek olduğu kavranmadı veya görülmedi. Tezgâhçı ustanın “çok acelemiz ve zamana ihtiyacımız var” demesinin altında bu tarihsel olayın planını uygulama heyecanı var. Kızıldereliyi yok eden başkomutan olarak tarihe geçmek istiyor.
Tezgâhçı usta hem kandırılıyor, aynı zamanda kamuoyunu da kendisi bir güzel kandırarak hedeflerine adım adım ilerliyor. Bu iradenin ne yapacağını kavramadan yapılan her hareket, sonuçta gene muktediri güçlendirmekte ve tezgâhını örümcek ağı gibi kurarak tüm siyasi güçleri kendisine bağlamakta ve etkisiz hale getirmektedir. Bakalım bu çekirgenin kaçıncı sıçrayışı olacak?
Defalarca bunu yaparak başarıya ulaşan tezgâhçı usta son hamlesini yapmak istiyor. Bu hamlenin kendi geleceği ve de ülke geleceği açısından ne kadar önemli olduğunun farkında ve sürekli altını kalın çizgilerle çizmekte. Son tango.
Muktedir, önündeki engelleri yıllardır adım adım, tek tek temizleyerek yol aldı. Şimdi önünde sürekli bir engel olan Kürt özgürlük hareketi ve güç birliği yapan devrimci demokratların engelini kaldırmak ve Kürdistan’da fizikî bir soykırım yaparak bölgesel güç konumunu korumak ve büyüterek çıkmanın planı içindedir.
Özgürlük hareketi ve devrimci demokratlar “Erdoğan bu planı yapamaz, uygulayamaz” deyip hafife alırsa, çok ciddi tarihsel bir hata yapar ve siyasi tarihe kara bir dipnotu düşülmüş olur.
Tekerlek kırıldıktan sonra bir şey söylemenin anlamı kalmaz. Meşru zeminde bölgesel ittifakların yeniden gözden geçirilmesi, eksik ve zaafların tespiti yanı sıra en geniş ittifakları sağlamak çok önem kazanmıştır. Zalimin gücü varsa mazlumun da dostları olmalı.
Özellikle Kürdistanî Kürtlerin kendi arasındaki sorunları uzlaşma ve birlik kültürüyle yapması, bu konuda eski hatalardan ders çıkarması, birlikte hareket etmede ısrarlı, birleştirici ve hoşgörülü olması gerekli. Bölgesel bir mücadele içinde Kürtlerin kendi arasında bölünmesi ve çatışması en çok da Kürtlere soykırım planlayanların işine yarar ve onların ekmeğine yağ sürer.
Irkçı bir avuç şovenist hariç herkesin kendi geleceğine sahip çıkması gerek. Patlayan bombalar iç ve dış çatışmalardan bir ekmeği bile bulamayacağımız günleri yaşamamak için, milliyetçisi, ulusalcısı, devrimci ve demokratı inançlarını yaşamak isteyen tüm müslümanların ayrımsız bu planı bozmak için omuz omuza olma ve bu oyunları bozma zamanı. Diktatör istemiyoruz! Savaş istemiyoruz!
Tevfik Özkorkmaz
Dipnotlar
[1] Hürriyet gazetesi. 21.08.2016
[2] Yeni Şafak gazetesi. İbrahim Karagül. 21.08.2016.

Hiç yorum yok: