Sel Dağı

“Binalar Sel Dağı’na ulaştığı zaman, sen Medîne'den ayrıl!” demişti Peygamber efendimiz Ebu Zerr'e.
Ebu Zerr ki halife Hz. Osman'a “bu refah nedir, neden biriktiriyorsunuz, halka dağıtsanıza” diyen, ardından Medine'den ayrılan kişi, fakir bir çoban.
Şehadetini Kâbe'de bağıra bağıra getirip müşriklerden ölümcül dayak yemiş zat, zahit.
Acı da olsa, acı çekecek de olsa doğru sözü haykırmaktan çekinmeyen insan.
Şöyle demişti Peygamberimiz: “Allah Ebû Zerr’e rahmet eylesin! O yalnız yaşar, yalnız yürür, yalnız başına vefât eder ve yalnız başına haşrolunur.”
Yalnız da öldü Ebu Zerr ve hak söylemekten çekinmedi. Kimseden ve de kendimden Ebu Zerr'lik beklemiyorum. Ama Allah aşkına istikrar ve refah uğruna daha ne kadar zulüm göreceğiz?
Bizim binalarımız Sel Dağı'nı deldi de geçti.
Görüp de susanlar, susup da susturanlar, ahlakçı ahlaksızlar, hakkı bilip de Emevi tapıcılığı yapanlar, ne âlemdesiniz?
Söylediklerim önce kendime ve sonra Kitap ehline. “Sırat Köprüsünden Jeep'le Geçilmez” yazısını okuyun Dücane Cündioğlu'nun.
Kapitalizm zaten vahşiydi de, İslamî kapitalizm aynı zamanda iğrençmiş de.
Müslüman hak-hayır söyleyense, biz neyiz?
Ferhat Taşdemir

Hiç yorum yok: