İslam Denen Yükten Kurtulmak

Kimin neyi düşündüğü ve niçin düşündüğü kısmında değilim. Herkes layık ettiği şeyi düşünür, herkes layık olduğu şeyi düşünür. Bir başka ifade ile Allah kişiye layık olduğu biçimde ve şekilde düşünmeyi nasip eder. Olan her şey olması gerektiği için olmuştur. Ne olanlardan ne de olup bitenlere dair kimin ne düşündüğünden şikâyetim var.
Kişisel düşüncem o ki; olup bitenler, bu topraklarda "İslam" denen din ile sahici/varoluşsal bir ilişki imkânının neredeyse tümden yok edildiğini hem gösterdi hem de buna olanak verdi. "Millet" olmak ile en son vasıflanacak kalabalıklardan "millet" çıkarsama, siyasetin doğasının zaten silaha dayandığı ve modern devletin bizatihi zaten bir darbe olduğu gerçeğinin insanlar tarafından bile isteye gözardı edildiği günler geçirdik. Vallahi kimseye hakaret olsun diye demiyorum; insanların en çok aptal numarası yaptığı, birbirine bu denli aptal muamelesi çektiği bir başka zaman dilimini kendi hayatımda hatırlamıyorum.
Artık iyice gördüm ki muhafazakârların ve sekülerlerin kesiştiği önemli bir nokta var: İslam denen yükten kurtulmak. Daha net yazayım; olup bitenler; müslümanlık ile malum çevrelerin İslam'ı ne denli bir yük olarak gördükleri ve de ondan kurtulmak için bol paye vatan-millet yanılsamalarını nasıl iştiyak ile inşa ettiğini gösterdi.
Bu toplumun kahır ekseriyetinin kendisi ile varoluşsal bir ilişki kurduğu bir dini yoktur ve bu toplum hiç olmadığı kadar son 15 yılda sekülerleşmiştir...
Bu yüzden esasa ilişkin ciddi şeylerin olup bittiğini sanan herkes hapı yutmuştur. Hepimiz helaka koşar adım gidiyoruz ve koşar adım yürüyüşümüze büyük bir yanılsama yaratılmış oldu.
İsmet Özel bir zamanlar şöyle bir şey demişti:
"Komünist olamadan Müslüman olmuş bir insanın ümmete veremeyeceği zarar yok".
Adnan Fırat Bayar

Hiç yorum yok: