Zerdüştleştiremediklerimizden misiniz!

Müslümanlığın inanç esaslarını kabul eden herhangi bir birey için, “İslâm, Allah tarafından tamamlanmış, son mükemmel dindir.”[1] Bu önkabul, İslâm’dan önce nazil olmuş dinlerin süreç içerisinde gelişerek olgunlaştığını ve en nihayetinde de İslâm’a zemin hazırlayan bir arkaplanı oluşturduğu düşüncesine dayanır. Zira peygamber[2] gönderilmeyen hiçbir kavim yoktur.
Allah’a, peygamberlere, meleklere, ahiret gününe ve kader-kazaya inanmak, yani dinin inanç boyutu akîdeyi oluşturur ve ilk insandan beri bu anlayış değişmeden günümüze gelmiştir. Şeriat ise, ibadet hükümleri ve toplumsal ilişkileri düzenlemesi açısından ibadat ve muamelat olmak üzere ikiye ayrılır. Bunlar dönemlere göre farklılık gösterir. Örneğin, Hz. Nuh, şeriatında domuz yemek serbest iken bu, Hz. Musa şeriatında yasaklıdır.
Bu uzun girizgâhtan sonra şunu net olarak söyleyebiliriz ki, Allah tarafından yeryüzüne binlerce peygamber gönderilmiştir. Biz, insanoğlu olarak bunların bir kısmını Kur’an-ı Kerim’in bildirildiği üzere biliyor iken, diğer bir kısmını da ancak birtakım benzerlikler yoluyla tahmin edebiliyoruz. Dolayısıyla hak peygamber olduğunu düşündüğümüz kişilerden biri de, “Zerdüşt’tür”.
Zerdüştlük, diğer adıyla Parsisizm. Müslümanlara göre[3] Mecusilik. Desatir ve Zend Avesta olmak üzere ikiye ayrılan bu dinin dili, Kürd lehçeleri arasında Zazacayla büyük benzerlikler gösterir. Zerdüştlük, “misyoner bir din olmadığı için” kendi bölgesiyle sınırlı kalmıştır. En eski monoteist inançlardan biri olmasının yanında tanrısını da Ahura Mazda -bilge önder- olarak isimlendirir.
Zerdüşt doktrini Kitab-ı Mukaddes ve Kur’an-ı Kerim ile de benzerlikler gösterir. Örneğin, evrenin altı günde yaratılması, Ahura Mazda’nın ilk olarak gökleri, sonra suyu, yeri, bitkileri ve en son ise insanı yaratması… Bunun yanında bütün insanlığın Maşaya ve Maşayana adıyla bilinen bir çiftten dünyaya gelmesi gibi.
Öte yandan bizzat Zerdüşt tarafından dile getirilen ve Hz. Peygamber tarafından teyid edilen birtakım hususlar da söz konusudur. Sözgelimi, Allah’ın birliği, doğmaması ve doğurmaması, yaratılmışlara benzememesi, kadir-i mutlak olması, fiziksel olarak algılanamaması ve cehennem tasviri... Yinr Zerdüşt, kendisinden sonra birinin geleceğini söylemiştir. Onun adı, “Şoişgant”tır. Bu isim, “âlemlere rahmet” manasına gelir.
Tüm bunları yan yana koyduğumuzda Zerdüşt’ün geçmişteki ümmetlere yollanan hak peygamberlerden biri olduğunu söyleyebiliriz. Zira, birçok yönüyle tevhidî unsurları kendisinde barından bu din, daha sonra sapmaya uğramış ve tahrif edilmiştir. Dolayısıyla hükmü kaldırılmıştır.
Müslümanların üzerine düşen, İslâm’dan önceki dinin mübeşşir ve nezirlerine[4] saygı duymak ve onları sevmektir. Örneğin, kişi İsevî olduğu için aşağılanıp hor görülemez. Hz. İsa’nın ismi meydanlarda yuhalatılıp siyasi rant aracı olarak kullanılamaz. Bunu yapan kişi, dinen hoş karşılanmaz. Hatta o kişi ta’zir cezasına tabi tutulur.
İşte Zerdüşt de bu hükme tabidir. Dünyalarını ahiretine tercih edenler[5] tarafından neredeyse her geçen gün siyaset malzemesi yapılan, meydanlarda yuhalatılan, tahkir edilen Zerdüşt, Müslümanlar için ağızlarına aldıklarında, dillerinden çıkan her kelimede dikkat edecekleri biridir. Ancak, İslâm’ı kendi şahsi menfaat ve iktidarları için bir manivela yapanlar[6] bunu anlamaktan fersah fersah uzaklar. Mesele, kendi çıkarları olduğunda en uç kesimlere dahi kur yapmaktan çekinmeyenler, yine kendi menfaatleri söz konusu olduğunda dinî açıdan mukaddes bir şahsiyete dahi dil uzatmaktan beri durmuyorlar. Denilebilir ki, Zerdüşt’ün peygamberliği kesin olarak ortaya konulmamıştır. Ancak, İslâm’daki temel düsturlardan biri de hakkında temel bilgiden yoksun olduğunuz bir konuda yargıdan kaçınmaktır. Zira, bilmediğiniz bir şeyin üzerine bodoslama giderseniz, helak dahi olabilirsiniz.
Son olarak, Hz. Peygamber (s.a.v.)’in bir hadisi şerifiyle şöyle buyurmuştur: “Benim hikâyem, bir ateşi tutuşturan adamın (Zerdüşt) hikâyesi gibidir.” -Buhari-
Behzat F. Çözer
Dipnotlar
[1] “Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı seçip beğendim.” [Kur’an-ı Kerim 5:3]
[2] “Andolsun, biz her ümmete: ‘Allah'a kulluk edin ve tağuttan kaçının’ (diye tebliğ etmesi için) bir elçi gönderdik.” [Kur’an-ı Kerim 16:36]
[3] “Gerçekten iman edenler, Yahudiler, yıldıza tapanlar (Sabii), Hristiyanlar, ateşe tapanlar (Mecusi) ve şirk koşanlar; şüphesiz Allah, kıyamet günü aralarını ayıracaktır. Doğrusu Allah, her şeyin üzerinde şahid olandır.” [Kur’an-ı Kerim 22:17]
[4] “O'nun elçileri arasında hiç birini (diğerinden) ayırdetmeyiz. İşittik ve itaat ettik.” [Kur’an-ı Kerim 2:285]
[5] “Şüphesiz senin için son olan, ilk olandan (ahiret dünyadan) daha hayırlıdır.” [Kur’an-ı Kerim 93:4]
[6] “Aldatıcılar da sizi Allah ile (affına güvendirerek) aldatmasınlar.” [Kur’an-ı Kerim 35:5]

Hiç yorum yok: