Tevbe

Tevbe 34. ayet ne kadar da popülerdi sosyal adaletçi ilahiyatçılar arasında...
Hemen cümleler kuruluverirdi çarşaflı bir kadının kolundaki bilezikler üzerinden. “Kolunda o kadar bilezikle Allah’ın huzuruna çıkacak ve o kolundaki bilezikler ateş olarak alnına çalınacak” diye fetvalar verilirdi. Bunu söyleten, hem dindarlığı hem kapitalizm karşıtlığıydı.
Oysa hiç düşünmüyordu, kapitalizm koşullarında zenginler değil yoksullar biriktirir. Çünkü zenginler fazlalılığı olduğu an da hemen bunu piyasada kâra dönüştürür. Yoksulların piyasada bir yeteneği ve nüfuzu olmadığı için maaşlarından kıt kanaat arttırdıklarını anca kolunda birkaç altın olarak biriktirebilir. Sorsanız ya çocuğu asker ve döndüğünde bir iş bulana kadar ihtiyacı karşılanması gerekecektir ya da kızı evlenme çağında ona çeyiz düzülecektir.
Oysa ki Tevbe 34 35. ayetler dinden para kazanan sınıf için indirilmiştir. Şimdi bu profesyonel ilahiyatçılar, kendi sınıfsal konumlarını ilgilendiren ayeti çarpıtıp kendilerinden uzaklaştırarak bu ayetleri kapitalizm içerisinde kendi çocuklarını korumaya çalışan yoksul dindarlara yöneltmişlerdir.
Sosyal adaletçi din anlatısı, Türkiye’de orta ölçekli bir patron sınıfının itikadıdır. Patronlar adına yoksul dindarlar bu ilahiyatçılar tarafından sürekli dövülür. Biraz dikkatli baktığımızda bu net bir şekilde görülecektir. Hurafe karşıtlıkları da bu itikadın bir gereğidir.
İşte bu ilahiyatçıların atası Yaşar Nuri Öztürk’tür. Onun izinden gidenlerin ona rahmet dilerlerken hiç de akıllarına Tevbe 34-35 gelmemektedir.
Allah da sizi hem dinden para kazanmanız hem de bu ikiyüzlülüğünüzle dağlayacaktır.
“Sizden hiçbir ücret istemeyen elçilere uyun.” [Yâsin:21]
Sedat Doğan

Hiç yorum yok: