Özgürlükler Arttıkça Din de Özgürleşecek

İslam dini insanlara özgürleşmeyi mi yoksa köleleştirmeyi mi getirdi? Oysa İslam düşüncesinin en önemli özelliği, özgürlükçü olmasıdır. Hz. Muhammed’in mesajı insanları en başta ‘azad’ olmaya çağırır. Nitekim özgürlük, Allah’ın insanlara bir lütfudur. Çünkü o imanın bir özelliğidir. İman etmek, İslam inancının merkezini oluşturur. Öyle bir özgürlük ki doğrudan ‘iman’ ile ilişkilidir. Ne kadar mükemmel bir imanımız var ise o derece hürriyet parlar ve o da İslam’a inkılap eder. O iman ki, baskı ve zorbalığa karşı zillete düşmemeyi ve zalimlere diz çökmemeyi beraberinde getirir.
Özgür olmak, Allah’a karşı sorumluluk sahibi olmayı ve O’ndan başka hiçbir otoriteye boyun eğmemeyi gerektirir. Özgürlük başıboşluk değil, hiç kimsenin alanına müdahale etmemek demektir. Ayrıca sadece başkasına zarar vermek değil, kendine dahi zarar vermemeyi ifade eder.
Özgürlüğün bir de siyasal ve toplumsal karşılığı vardır. O da referansınıza göre şekillenir. Kur’an’ın hükümleri burada nitelik kazanıyor. Bugün dünyada insanların hak ve hürriyetlerini güvence altına almak için çeşitli evrensel beyannameler ve demokratik anayasalar vardır. Amaç keyfi ve cebri uygulamalar yerine adil ve ahlaki normları referans alarak sabit tutmaktır. Bugün memlekette yaşanan haksızlık ve hukuksuzluklar temelde neyi referans aldığımızla ilgili sorunu teşkil ediyor. Bu da özgürlük ve demokrasinin gerekliliğinin anlaşılmasına engel oluyor.
“Müslüman bir toplumda yaşıyorsak, referansımız Kur’an olsun” diyoruz, kabul eden yok, “evrensel hak ve hukuk ilkeleri olsun” diyoruz kabul eden yok, “mevcut anayasa” olsun diyoruz onu bile tanıyan yok. Hukuk tanımamak kendi içinde en büyük tutarsızlıktır. Bugün milletler ve devletler muharebesinde keyfi muamelelere engel olmak için ortak referansta buluşmak gerekmektedir. Ancak bunu kabul etmeyen bir taraf olunca işte orada adaletten, haktan ve özgürlükten bahsetmek mümkün değildir. Mesela basın özgürlüğünde son sıralarda ve AİHM’de en çok ifade özgürlüğü ihlali veren ülke olmamız halimizi özetliyor.
İslam’ın özgürlükçü yönü unutularak bu mukaddes din iktidarlar için bir ideoloji haline dönüşmüştür. İslam’ın hak, hukuk, adalet ve özgürlüğe dayalı mesajı yerine incir çekirdeğini doldurmayan lüzumsuz sorularla dini tahrif ediyorlar. Magazin ve şov nitelikli programlarda hocalara sorulan sorular topluma servis edilen dinin afyon yüzüdür. Oysa İslam’ın özü; özgürlükçü, adil, demokratiktir.
Bugün de "İyilikler Allah’tan, kötülükler ise kendinizdendir" ayetine muhalefet ederek iyiliklerle başa kalkmak, kötülüklerde ise Allah’ı günahlarımıza ortak etmekteyiz. İşte iktidarlar "Allah bizden yana" diyerek suçlarına Allah’ı da ortak etmek istiyorlar. Tüm bu kötülükler insanların özgürlük arayışına karşı tahakkümden kaynaklanıyor. Allah insanı hür yaratmış ise, hürriyetinde ısrar etmesi Sünnetullah’ın gereğidir.
İşte "ifade özgürlüğü" gibi evrensel normlarda bile bugün hukuksuzluk yaşanıyorsa, gelinen noktada İslam’ın da temel öğretileri ayaklar altına alınmıştır. Allah bizzat Şeytan’a ifade özgürlüğü vermiş ve Kur’an’da Firavun’a dahi söz hakkı ve yine Allah, insana kendisini inkâr etme özgürlüğü bile vermiştir. Bugün dünyamızda insan hakları ve ahlaki ilkelerin artık tartışılmaz bir hal aldığını tartışıyor olmak, İslam’ın özgürlükçü mesajı adına oldukça üzücüdür. Peygamber'in de kendi davasına düşman olanlarla geliştirdiği diyalog, onlara sınırsız ifade özgürlüğü tanıdığına delalet eder.
İşte iktidara ve devletçiliğe bulaşmış bir dinî algıya imanın özelliği olan özgürlüğü anlatmak zor. Dinde zorlama olmaması ve kimsenin inanç, düşünce ve yaşam biçimine müdahale etmemesi gerektiği ortadadır. Kimse başkası adına düşünemez. Referansımız ister Kur’an olsun ister evrensel ahlaki değerler olsun, durum değişmez. Bugün muktedirler savaş isteyebilir, ama dinimiz barışı emreder. Bugün muktedirler köleleştirebilir, ama dinimiz özgürlük dinidir.
İmam-ı Azam Hanife’nin zindanda dahi olsa davasından vazgeçmediği gibi, hakiki iman edenler, sonu zindan veya ölüm dahi olsa cesaretle özgürlükten vazgeçmeyeceklerdir. Özgürlük ve adalet herkes içindir. En büyük özgürlük mücadelesini de inançlarının gereği olarak dindarlar vermelidir. Önce dini özgürleştirmeli, sonra kendimizi!
Sefa Mehmetoğlu

Hiç yorum yok: