Açın Hâlinden Anlamak!

“Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.” [2/183]
“Açların hâlinden anlamak” düşüncesi, orucun üstündeki koca bir perde ve bugün ramazanları bir festivale dönüştüren en önemli bilinçaltı etkenlerinden biri hâlinde. Günün sonundaki iftar menüsünü seçebilme lüksü olan ve karnının hangi saatte tekrar doyacağını bilen insanın, açın hâlinden anladığı karın gurultusundan başka bir şey olamaz. Oruç sadece açın hâlinden anlaması gerekenlere değil, bizatihi açlığı yaşamış olanlara da farz kılınmıştır.
Ramazan orucunun farz kılındığı nüzul ortamı, orucun müslüman zihinde oturması gereken yeri göstermektedir. Hicretten evvel Mekke'de başlayan ve hicretle birlikte Medine'de ortaya konan sosyoekonomik yapı, müslümanlar arasındaki muâhât (kardeşlik) anlaşmasıyla oluşmuş ve Allah tarafından ramazan orucunun takdir edileceği ortamı açığa çıkarmıştır. Muahat anlaşması ana hatlarıyla mülkiyet sahibi Medineli Ensar toplulukla, mülksüzleşmiş Muhacir topluluk arasında “kan bağından daha sahih bir kardeşliği” tesis etmiş, mücadelenin rotasını ortak mülkiyetçi müslüman topluluğun varoluşuna doğru ilerletmiştir. Muahat anlaşması ile birlikte müslümanların sosyoekonomik yapısı belirlenmiş olsa dahi, imanın gereği olarak Rabbe teslim olmuşların bunu içselleştirmesi gerekli idi ve oruç hicretin ikinci yılında daha önceki topluluklara takdir edildiği gibi onlara da takdir edildi. Allah, bir kez daha tüm çağlara ve toplumlara kadim dersi öğretti.
Mealen, “hep birlikte yemeyi, içmeyi, kötü söz söylemeyi, cinsel hazları terkedeceksiniz. Açlıkta, yoklukta eşit hâle geleceksiniz ve akşam olduğunda yine hep birlikte terkettiğiniz ihtiyaçlarınıza geri döneceksiniz. Aman ha! Evvela orucunuzu açın sonra namaza durun! Eşlerinizle yakınlaşmak size helal kılınmıştır. İşte bu talimi 30 gün boyunca tekrar edin. Bakın, yoklukta eşitlendiğiniz günün sonunda, hepiniz ayakta kaldınız ve aranızda kısa çöp-uzun çöp kalmadı. Herkes birbirinden ve Allah’tan razı oldu. Şimdi, Medine’de kurmaya niyet ettiğiniz medeniyetin temel esasını anladınız. Alın, size bayram. Birbirinizi ziyaret edin, dargınlar barışsın, küsler helalleşsin, sofralar bereketlensin ve Ramazan şuuru o 11 aya sultan olsun.”
Son birkaç ramazanın en mühim tartışma meselesi “Sahur Vakti” konusu olmuş durumda. Oysa birbirinden farklı saatlerde oruca başlayan müslüman topluluğun oruçtan nasıl bereketleneceğini kimse konuşmuyor. Bir bilimsel analiz tufanı ortalığı kasıp kavuruyor.
Bu oruçlar, Allah'a ulaşır mı, ümmete ulaşmadan? Bu ramazanlar bayrama çıkar mı ortaklaşmadan? Sözün özü, Ramazan açın hâlinden anlamak değil, bilakis açlığı göze almaktır. Bireysel açlığını, toplumsal tokluğa şefaatçi kılmaktır.
Bizler, bugün bu yazıları yazmaya ve okumaya yetecek zamanı ve keyfiyeti olanlar içinse hesap günü çok daha çetin olacak, Allahualem...
Fatih Yerli

Hiç yorum yok: