Solun Linç Kültürü ve Nureddin Yıldız

Sağ AKP basınının Kabataş başlıklı saldırısı ne ise sol basının Nureddin Yıldız’a yönelik saldırısı da odur. Bu linç kültürü, solun artık Twitter ve Facebook’a kapanması, ancak orada nefes alıp verebilmesiyle ilgilidir. Halktan kopukluk, hareketi ve çoğalmayı da sekteye uğratmaktadır.
Bugün [18.03.2015] ortalığı, aynı mahfillerden türeyen, Nureddin Yıldız’a karşı açılan davanın “takipsizlik”le sonuçlandığı haberleri kaplamıştır. Aynı linç kampanyasının bir uzantısı olarak bu sefer de Nureddin Yıldız, hukuk sisteminin AKP’nin egemenliğinde olduğu tespiti üzerinden, karşı-propagandanın konusu hâline getirilmiştir.
Ekte verilen metinde ve iliştirilen video bağlantılarında görüleceği üzere, Nureddin Yıldız, 6 yaşında kızların evlendirilmesine karşı olduğunu, para, mal, mülk için küçük çocuklarını evlendiren ailelerin hapse girmesi gerektiğini, bunların “cehennemlik” olduğunu söylemektedir.
Söz konusu linç kampanyasının asıl müellifi ve sahibi, Cumhuriyet gazetesidir. İlgili videodan cımbızla çekilen bir-iki cümle üzerinden AKP aleyhine bir çalışma yürütülmüştür. Bugün de mahkeme haberi, bırakın kendisini, çelengi Said-i Nursi ile yan yana geldi diye feveran eden Evrensel gazetesi üzerinden servis edilmektedir. Ama öte yandan bir-iki milletvekili koltuğu için İslamcı çevrelerle işbirliği yapmış/yapan, bu yönde adaylar belirleyen HDP’nin koltuğu altına girmekte bir beis görülmemektedir.
Esasen Said-i Nursi, bir milletin kuruluşunda, mayasında belirli bir yer tuttuğu için anılmaktadır. Evrensel çevresinin bu kuruluşa ve mayaya düşman olduğu açıktır. O, bu saldırıyla aslında göz kırptığı, iyi görünmeye çalıştığı Alevîlere hücum etmektedir. Gayretleri, Alevîliği İslam’dan, tek tek kimi Alevîleri de Alevîlikten koparmakla ilgilidir. Sol, kendi kuruluşu ve mayası itibarıyla burjuva değerleri, ilkeleri kendisine temel aldığından, tek ülkü olarak o temele, burjuva değer ve ilkelere herkesi kapatmak derdindedir. “Emek ve demokrasi” bu gayretin zarfından ibarettir. Sol, burjuvazi gibi kolektif, çoğul, kütlesel olana asla tahammül edememektedir.
Sağın Kabataş saldırısında ana figür, başörtülü kadındır. Sola karşı kendi kitlesini belirli bir kalıba dökmek isteyenler, başka günahları, suçları ve ihaneti örtmek derdindedirler. Bir cinayet veya tecavüz zanlısı kişinin kasaba halkı tarafından linç edilmesi vak’asında saldırıya, esas olarak tek tek kişilerin kendi özel cinayetlerini ve tecavüzlerini gizleme arzusu eşlik eder. Kabataş saldırısında da sağın gizlediği, o başörtülü kadınların 28 Şubat sonrası sermayenin ucuz işçisi kılınıp köleleştirilmesi ya da zenginleşen adamlar eliyle ikinci-üçüncü eş olarak cariyeleştirilmesi gerçeğidir. Solun söz konusu linç kampanyasında da gizlenen, sendika ağalarının safını tutarak işçilerin satılması, Haziran Kıyamı’nın basit seçim çalışmalarının sosu hâline getirilip iğdiş edilmesi, gündelik şahsî çıkarların halkın çıkarlarına galebe çalması, hazcı bireylerin kolektif olanı ezmesi gerçeğidir.
Nureddin Yıldız konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yapmaktadır: “Bugün Diyanet İşleri Başkanımız, ‘Çık bizzat kendini müdafaa et. Ben yanındayım.’ dedi. ‘Asla olmaz Hocam. Kürsüler Allah'ı ve Peygamber’i anlatma yerleridir. Özel halimiz her ne kadar İslam adına olsa bile biz hâlâ İslam'ın böyle kürsülerde şahıs kavgalarının yapıldığı zamanını yaşamak istemiyoruz.” dedim. Bu nedenle kendimi müdafaa etmiyorum. Müdafaa yerim burası değil.”
Burjuvazinin kendisine bahşettiği kürsüleri kendi kişisel çıkarları için kullananların, davayı kişisel hevâ ve heveslerine kurban edenlerin, halkın mücadelesini o çıkarlar lehine parçalayanların bu cümlelerdeki ahlaktan nasiplenmesi şarttır.
Sinan Doğançay
Sosyal Doku Vakfı Onursal Başkanı Nureddin Yıldız, toplam 116 dersten oluşan “Kadın Fıkhı Okulu” üst başlıklı sohbet serisinin “Çocuk Evliliği İstismardır” bölümü, bazı yayın organlarınca tamamen yanlış anlaşılabilecek şekilde cımbızlanarak haber yapılmış ve kamuoyu yanlış bilgilendirilmiştir. Her ne kadar sohbetin devamını izleyenler ve konuyu araştıranlar, gerçeğin tamamen farklı olduğunu görmüş olsa da kamuoyunu doğru bilgilendirmek için bu açıklamayı zaruri görmekteyiz.
Konuyla ilgili sorulan sorular ve cevapları:
Dersin konusu “Çocuk evliliği istismardır”
Soru: Nureddin Yıldız Hoca böyle bir sohbeti neden yapmıştı?
Cevap: İslam tarihinde ve fıkhında bir şekilde yer almış ancak sonradan istismar edilmiş birçok mesele gibi erken evlilik konusu da istismar edildiği için, günümüz İslam Âlimleri bu suiistimale karşı mücadele etmektedirler. Nureddin Yıldız Hocamız da bu mücadeleyi destekleyip diri tutmak için “Çocuk Evliliği İstismardır” başlıklı sohbeti yapmıştır.
Nureddin Yıldız sohbetinde, çocuk istismarını teşhir ve tenkit ediyor.
Soru: Nureddin Yıldız Hoca sohbetin bir bölümünde “henüz akil baliğ olmayan kız ya da erkek çocukların evlenmesi fıkhı açıdan caizdir” diyor. Neden?
Cevap: Sohbet iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde durum tespiti, ikinci bölümde ise bu konuda yaşanan suiistimalin teşhir ve tenkiti vardır. Medyada yer alan kısım “durum tespitidir”. Evet, İslam tarihinde ve fıkhında böyle bir durum vardır ve Nureddin Hoca da bunu dile getirmiştir. Ki bu konu dört mezhep âlimleri dâhil herkes tarafından ortaya konulan ve teşvik edilmeyen fıkhî bir durumdur. Ancak sohbetin ikinci bölümü yani devamında ise bu meselenin nasıl suiistimal edildiği teşhir edilmekte ve tenkit edilmektedir. Maalesef sohbetin devamındaki bu bölüm, çarpıtma amacıyla yapılan haberlerde kesilerek yayınlanmamıştır. Oysa sohbetin amacı zaten bu konuda yaşanan suiistimal ve istismarı tenkit etmektir.
Soru: Sohbetin devamında Nureddin Yıldız Hoca ne demiştir?
Cevap: Sohbetin devamının özeti linki: Youtube
Özet metin: “[…] Şeriatımız İslam’ın evliliğe ruhsat vermesi, yaş sınırı olmadan küçük çocukların da evliliğine (evlilik akti) izin vermesi ve ya velilerinin onları evlendirebileceğini söylemesi, tavsiye niteliğinde değildir. Aksine kerahetle (tiksinme düzeyinde hoş karşılanmamakla) beraber izin verdiği bir şeydir.[…]”
Muasır âlimler, çocuk istismarına karşı harekete geçmiştir
“[…] Bu hususta dinlediğimiz gibi, Kur’an’ın çok açık bir hükmü var. Hadisi şerifler var. Fukahanın bu konuda ciddi ittifakı var, mezheplere göre farklı denecek bir durum yok.
Ama muasır ulemamız bu hususu tartışmışlardır, farklı meclislerde. Bu dersi hazırlarken, kimin ne dediğine, muasır derken son elli yıl içinde yazan, çizen, konuşan ulemayı kastediyorum. Ciddi bir şekilde araştırmışlar, çalışmışlar, dikkat çeken bir husus, bu asırda yaşayan ulema bu asrın suiistimallerine dikkat ederek, evliliğe bir alt yaş sınırı getirmenin, ciddi bir şekilde bir fitneyi önleme, laçkalığı önleme olacağını düşünüp ‘uygundur, getirilebilir, bu şeriatın hükmünü değiştirmek değildir. Bilakis çocukların heder edilmelerini, çocukların mal uğruna, şu uğruna ve ya işte, cinsel ihtiraslar uğruna heder edilmelerini engeller’ diye bir tedbir önerisinde bulunmuşlar. Buna bağlı olarak da, halkı Müslüman olan ülkeler fetva aldık diye, böyle bir genelge çıkarmışlardır.[…]”
İnsan kendi doğurduğu çocuğu 8-10 yaşında zifaf odasına nasıl koyar ?!
“[…] Yani Müslüman insanlar eğer, 7 yaşında 10 yaşında küçücük çocuklarını zifaf odalarına koyuyorlarsa, âlimler ve devlet erbabı önce, anaların ve babaların şefkat ve merhametlerinin nereye gittiğini araştıran bir kanun çıkarsınlar o zaman. Kendi doğurduğu çocuğu insan kurda yem eder de, 8 yaşında zifaf odasına nasıl koyar?!..”
“[…] Şimdi buradaki bu hassasiyeti suiistimal ediyorsa Müslümanlar, babalar sırf 5-10 kuruş elde etmek için, zengin bir damat, zengin bir kayınpeder, yahut ta işte evde yeniden yüzümüz mal görsün biraz, para bizde kalsın gibi, yani 3 kuruşluk dünya menfaatine, doğurduğu kızını feda ediyorsa anneler-babalar, Müslümanlar küçük yaşta çocuk evlenmesi caiz mi, değil miden önce ‘bunlar ana mı? Bunlar baba mı’ diye soru sormalıdırlar.
Bunlar baba mı bunlar ana mı? Bunların hepsi zindanlara alınsın teklifine de sıcak bakarız.
Önce halledilmesi gereken budur. Çocuğunun üzerinden para kazanıyor olduktan sonra bir Müslüman, bunları konuşmaya gerek yok artık. O zaman bu iş bitti! Çocuğunun üzerinden para kazanan bir anne-babadan her şey beklenir demektir…”
“[…] Bunlar baba mı? Bunlar ana mı? ‘Bunların hepsi müşahede altına alınsın, zindanlara alınsın’ diye bir teklife de sıcak bakarız. Bu kadar evladına merhametsiz olan, evladının üzerinden servet kurmaya çalışan bir insanı da, nasıl Müslüman olarak, sen Müslümanların camisine geliyorsun diye tenkit ederiz herhalde.
***
Kolay anlaşılması için soru ve cevap şeklinde özetlediğimiz bu açıklamamızı; konuyla ilgili haber yapan ya da konuyla ilgili bizden bilgi isteyen basın-yayın kuruluşlarına göndermekteyiz. Bizim görevimiz yanlış anlaşılmaların önüne geçmek, din gibi hayati bir meselede kamuoyunu doğru bilgilendirmektir.
Bilindiği üzere daha öncede medyada benzer haberler çıkmış ve Nureddin Yıldız Hocamızın sözleri çarpıtılmıştı. Medyada yer alan her çarpıtmaya, art niyetli her habere karşı bir basın açıklaması ile cevap verecek imkân ve zamanımızın olmadığını bildirir, medyada sürekli gündem olmak gibi bir düşünceden de Allah’a sığınırız. Hatırlatmak isteriz ki Nureddin Yıldız Hocamızın bu sözleri daha önce, muhtelif zamanlarda yapılan sohbet ve derslerinden kesilerek gündeme getirilmiştir.
Bize düşen, yanlış anlaşılmaların önüne geçmek için bu açıklamayı siz değerli basın mensuplarına ulaştırmaktır.
Gayret bizden yardım Allah’tandır.
(10.12.2014)
SOSYAL DOKU VAKFI

Hiç yorum yok: