Devrimcilerin Grup Yorum’a Bir Borcu Var

Son günlerde Grup Yorum’a yönelik bir boykot, daha doğrusu bir linç kampanyasının örgütlenmeye çalışıldığını görüyoruz.
Özellikle sosyal medyada #GrupYorumBoykot ve #VandaGrupYorumaBoykot etiketleriyle yaygınlaştırılmak istenen bu kampanyanın gerekçesini ise, 7 Mart’ta Tekirdağ Belediyesi Kültür Merkezi’nde düzenlenen bir panelde, Grup Yorum’un, Rojava ve Kobanê’de yaşananlara dair dile getirdiği düşünceler oluşturuyor. Daha doğrusu asıl neden, Grup Yorum’un bir soruyu yanıtlarken, “orada olanları devrim olarak görmüyoruz” cümlesinden duyulan rahatsızlık.
Sonrasında ise Van Gençlik İnisiyatifi, bu cümleyi ön plana çıkararak, Grup Yorum’un 15 Mart’ta Van’da vereceği konseri iptal etmesine ve Kürt halkından özür dilemesine dair bir açıklama yaptı.
Grup Yorum’a dönük boykot kararının alınmasının temelinde, aslında iç içe geçmiş olan iki farklı sorunun gün yüzüne çıktığı görülüyor: Bunlardan biri farklı bir düşünceye gösterilen tepkilerin niteliği, diğeri ise devrimden ne anlaşıldığı.
Burada Grup Yorum’un öne çıkarılan cümlesi nedeniyle hedef gösterilmesine dair birkaç noktaya değinmek gerekiyor.
Öncelikle devrimci ve sosyalist bir müzik grubu olan Grup Yorum’un, 30 yıllık mücadele tarihini ve ödediği bedelleri bir çırpıda değersizleştirme çabası, devrimci bir tavır değildir. Eğer Grup Yorum’a bir eleştiri yapılacaksa ki hiçbir şey eleştiriden muaf değildir, bunun etik ve devrimci ilkeler göz önünde bulundurularak yapılması daha yararlı ve geliştirici olurdu. Böyle bir tavır aynı zamanda demokratik bir öz taşırdı.
Bununla birlikte, Grup Yorum’un sahip olduğu ideolojik yaklaşım nedeniyle, Kobanê’deki gelişmeleri bir devrim olarak değerlendirmemesi, Grup Yorum’un (bir anda) Kürt halkının düşmanı ve karşıtı olduğu yönlü bir propaganda malzemesine dönüştürülmesine de yol açmamalıydı. Unutulmamalıdır ki, Grup Yorum, tarihi boyunca her daim Türkiye ve Kürdistan halkları ile dayanışma içinde olmuştur.
Dolayısıyla, Grup Yorum’un Kobanê’deki gelişmelere dair Kürt halkından ve siyasi kurumlarından farklı olarak kendi düşüncelerini öne sürmesi neticesinde gösterilen tepkilerin içeriği böyle olmamalıydı.
Bu gibi konularda teorik ve ideolojik tartışmalar dışında farklı çözüm yollarına başvurmak, tarihi ile kendisini ispat etmiş devrimci bir müzik grubuna yönelik karşıt kampanyalar örgütlemek, ne yazık ki daha büyük yanlışlara yol açabilir. Dolayısıyla kabul edilmeyen bir düşünce karşısında ki burada her iki taraf da devrimcidir, hücuma geçmek ve karşıtını karalama çabası içine girmek yerine, politik tartışma kanallarının açılması daha uygun olacaktır. Zira aksi bir tutum, önyargıları çoğaltmaktan başka bir sonuca yol açmaz.
Gelelim Grup Yorum’un kendisine yöneltilen soruya verdiği cevaba.
Anlaşılacağı üzere, Grup Yorum’un boykot edilmesinin ve Kürt halkından özür dilemesinin istenmesine kadar varan tepkilere yol açan temel mesele, devrimden ne anlaşıldığı konusunda düğümleniyor.
Grup Yorum, söz konusu panelde Kobanê’de yaşananları neden bir devrim olarak görmediğinin altını doldurabilseydi, bu tatsız gelişmeler yaşanmayabilirdi. Zira “bu bir devrim değildir” demekle, “bu bir devrim değildir çünkü…” demek arasında ciddi bir fark vardır. Dolayısıyla Grup Yorum, Rojava ve Kobanê hakkında nitelikli bir açıklama yapsaydı, daha doğrusu öne sürdüğü iddiayı kavramsal olarak temellendirip “bu sebeplerden dolayı Kobanê’deki gelişmeleri bir devrim olarak nitelendirmiyoruz” gibi ikna edici bir yaklaşım sergileseydi, belki yine bir tartışma yaşanırdı ama bu denli şiddetli olmazdı. Tepkilerin boyutu, boykot gibi anlamsız bir sonuca varmazdı.
Hem böyle yapılmadığı için hem de Halk Cephesi ile Kürt Özgürlük Hareketi arasında geçmişte yaşanmış ve bir çözüme kavuş(a)mamış sorunların yarattığı gerilim nedeniyle, ister istemez böyle bir kriz gündeme gelmiştir.
Gerçi daha sonra, yani Grup Yorum’a dair boykot ve karalama kampanyasının yayılmasından sonra, Grup Yorum, Kobanê ve devrim konusunda daha doyurucu bir açıklama yaptı:
“(Kobanê direnişinin) Sınıfsal bir niteliği yoktur. Ekonomik, politik, siyasi, kültürel, ideolojik olarak, eski toplumu değiştirip, yeni bir toplum kurma iddiası taşımamaktadır. Yani emperyalizme karşı bağımsızlık, kapitalizme karşı sosyalizm iddiası taşımamaktadır. Ki Kobanê’de de, Rojava’da da savaşan ve yöneten örgütlerin böyle bir iddiaları yoktur. Sosyalizmi kurma iddiaları yoktur. Bu nedenle bu direniş Marksizm-Leninizm’e göre ‘devrim’ olma özelliği taşımamaktadır.”
Böylece Grup Yorum, (biraz geç kalan) bu açıklaması ile tartışma yaratan iddiasının gerekçelerini kamuoyu ile paylaşmış oldu. En azından, Kobanê’deki gelişmeleri neden bir devrim olarak değerlendirmediği bir netlik kazandı.
Esasen Grup Yorum’un açıklamasında bir yanlışlık yok. Burada sosyal devrim, yani mevcut sosyo-ekonomik yapının devrimci bir müdahale ile yıkılarak yerine farklı bir sosyo-ekonomik yapının getirilmesi / inşa edilmesi kastediliyor. Bu, özünde sınıfsal olan ve Marxist-Leninist’lerin kabul ettiği genel bir devrim tanımıdır. Eğer Rojava ve Kobanê’deki gelişmelere bu genel perspektiften bakılacak olursa, doğal olarak orada bir devrimin yaşanmadığı iddia edilecektir.
Zaten tartışmalar da tam olarak bu yaklaşımdan kaynaklanıyor.
Çünkü Grup Yorum, (yaptığı açıklama göz önünde bulundurulduğunda) devrim kavramında hem sosyal yani sınıfsal devrim, hem de zorunlu olarak sosyalist bir devrim görüyor. Fakat devrim kavramı bunu içermekle birlikte politik devrim, toplumsal / ulusal devrim ve kültür devrimi gibi içeriklere de sahiptir. Ve bu içeriklere sahip olan devrimlerin illa ki sosyalist bir devrim niteliğine sahip olması gibi bir zorunluluk yoktur. Böyle olmasını istemek farklı ama böyle olmaması farklıdır.
Rojava ve Kobanê’de sosyal ve (bilinen anlamıyla) sosyalist bir devrim olmadı. Bununla birlikte Rojava ve Kobanê bir devrim yaşıyor, bir devrimi inşa ediyor; politik, toplumsal ve kültürel bir devrim. Bir halkın kendi varoluşunu, değerlerini ve coğrafyasını korumak, yaşatmak ve yaşanabilir bir hale getirmek için örgütlenmesi, ordulaşması, savaşması; kadınların toplum içindeki konumlarının sarsıcı bir şekilde değişmesi; IŞİD barbarlığına ve faşizmine karşı yürütülen laik ve özgürleştirici mücadele; öz yönetimlerin / komünlerin oluşturulması ve yaşatılması; her türlü dilin, kimliğin ve inancın eşit bir şekilde bir arada yaşamasının olanaklarının yaratılması ve bütün bunların teoriden pratiğe bir geçiş yapılarak somutlaşması, elbette bir devrimdir.
Devrim, Mao’nun da belirttiği gibi, parça parça ilerleyen bir süreçtir; dinamiktir, oluş halindedir; geriletilebilir fakat durdurulamaz. Devrim, bir momente sıkıştırılacak bir atılımdan ziyade, her gün ve her saat, her bireyin hem kendi benliğinde, hem de toplumsal yapıda kollektif olarak gerçekleştirdiği gelişim, dönüşüm ve mevcut olandan ileriye doğru bir sıçramadır. Bütün bunlar Rojava ve Kobanê pratiğinde yaşanmış ve yaşanmaktadır.
Bu nedenle bugün Rojava, Baas rejimi koşullarından tamamen farklı koşullara sahiptir. Kürt halkı, Suriye’de hiçbir hakka sahip değilken, şu anda kendi kaderini tayin etme aşamasındadır.
Devrimcilerin, sosyalistlerin ve komünistlerin Rojava ve Kobanê’ye dair eleştirileri, olması istenilenin (sosyalizmin) şu anda olmayışına yönelik değil, olması istenilenin gerçekleşmesi için şu anda olanın desteklenmesi yönünde olduğu takdirde, yapılan eleştiriler daha faydalı olacaktır. Zaten Rojava Devrimi ve Kobanê Direnişi’nin enternasyonal karakteri de bu düşünceyi ispatlar niteliktedir.
Grup Yorum’un Kobanê’de yaşananlara ve devrim olgusuna dair yaklaşımı bu yönde olmayabilir. Sırf bu nedenden dolayı, Grup Yorum’un boykot edilmesine hak vermek ve desteklemek başlı başına yanlış bir tutumdur. Hatta buradan yola çıkarak Grup Yorum’un devrimci niteliğine dair bir suçlamaya girişmek ve bunun için çabalamak, gülünç bir duruma düşmek demektir.
Hatırlanması ve hep akılda tutulması gereken şu ki; bu toprakların devrimcilerinin her şeyden önce Grup Yorum’a bir borcu vardır!
Ödenemeyecek bir borçtur bu!
Nice insanı devrim ve sosyalizm fikri ile Grup Yorum tanıştırmıştır; her mücadelede, direnişte ve kavgada türküleri, ağıtları, marşları ve halayları ile hem devrimci bir birikim yaratmıştır, hem de yürünecek yolu açmıştır; tam da bu yüzden Grup Yorum bir kar makinesidir!

Hiç yorum yok: