Ne Yapmalıyız?

Özgecan Nuh Köklü, Meclis’te Linç ve Sıkıyönetim Yasası: Ne Yapmalıyız?
Halklarımıza, Kadınlara, Yoksullara, Ezilenlere Sesleniyoruz:
“İç güvenlik” adı altında getirilmek istenen sıkıyönetim yasası, Özgecan’ın katli, gazeteci Nuh Köklü’nün öldürülmesi, Meclis’te muhalefet milletvekillerinin linç edilmesi vb. gelişmeler bir biri ile bağlantısız değildir. Ülkemizde bir haftadır yaşananlar, hemen gerekli önlemler alınmazsa önümüzdeki uzun yıllar boyu yaşayacaklarımızın bir fragmanı olarak yüzümüze çarpmış durumdadır.
AKP Hükümeti, Devlet ve sermayenin geldiği nokta, toplumsal bir cinnet halinin eşiğidir.
Kadının hiçleştirilmesi, toplum hayatından dışlanması; Devlet’in tüm unsurları ile erkeğe verdiği güvenin sonucu kendini bir kez daha Özgecan’ın katli ile göstermiştir. Özgecan’ı katleden kişi bu cinayeti, kadının giyimi, hamileliği ya da kahkahası nedeni ile onu suçlu bulanlara, sürekli ve her şeyden tahrik olan erkek için cezai indirim uygulayanlara vekâleten işlemiştir. Olay münferit değildir, sorun cezayla-hukukla çözülemez.
Dün, gazeteci Nuh Köklü’nün, kartopu oynarken camına kartopu gelen bir esnaf tarafından katledilmesi de münferit bir olay değildir. Sırıtarak ve “ben ceza almam, elimi kolumu sallayarak gezerim” diyerek cinayeti işleyen “esnaf”; “Vatandaş nasıl sabrediyor anlamıyorum”, “esnaf polistir” diyenlere; Gezi Eylemleri’nde pala ile protestocu kovalayıp sonra da kaçan “esnafı” serbest bırakanlara, Muş’ta pompalı tüfekle protestocu öldüren “esnafı” helikopter ile kaçıranlara vekâleten işlenmiştir. Nuh Köklü, gazetecidir, yandaş medya oluşturma sürecinde işten atılan arkadaşları ile birlikte grevcidir, Gezi dayanışmacısıdır, hepimize vekâleten öldürülmüştür.
AKP Hükümeti, Devlet ve sermaye, bozuk düzenlerine karşı yükselen tüm sesleri bastırmak; bozuk düzenin üzerine kurulduğu mülkiyetçi, erkek egemen temelleri sarsacak her türlü eylem ve örgütlenmeyi yok etmek için yeni baskı yasaları çıkartmaktadır. İşçileri birleştirecek her grev, kadını özgürleştirecek her hareket AKP/sermaye düzeni için ciddi bir tehdittir. Devletin; yoksulların, kadınların, gençlerin çoğunluğunu oluşturduğu halkları “zapt edebilmesi” için polisin sorgusuz-sualsiz gözaltına alma yetkisine ihtiyacı var; polisin yetmediği yerde, “makbul vatandaşların” içeriden müdahalesine ihtiyacı var. Tüm bunların olabilmesi için de polisin ve “makbul vatandaşların”, ceza almayacaklarına dair kesin bir inanca ihtiyaçları var.
Bu nedenle yasaya karşı duran vekiller kapalı oturumlarda darp edilmekte; bu vesileyle AKP, yakında polis ve yandaşları eli ile sokakta sınayacağı gücünü önce bizzat uygulamaktadır. AKP, polise nasıl yapması gerektiğini göstermekte, gaz sıkmaktan, cop sallamaktan, vurmaktan çekinmemesini garantilemek istemektedir.
Yaşadıklarımız kötü günlerden bir gün değildir. Küçük bir sömürücü azınlığın dışında çoğumuzun mahvına neden olabilecek büyük bir kötülüğün eşiğinde, hepimize sorumluluklar düşmektedir.
İşçiler, kadınlar, Kürtler, gençler, engelliler, çevreciler örgütlenmeli, var olan örgütlerini büyütmeli ve yaklaşan topyekûn saldırıya karşı kendilerini savunmak ve saldırıyı savuşturmak için dayanışma içinde olmalıdırlar.
Çağdaş Hukukçular Derneği olarak, kendimize karşı işlendiğini kabul ettiğimiz bu cinayetlerin hesabının sorulması için elimizden geleni yapacağımızı ilan ediyoruz. Çözümün, yasaların ve yargının çok ötesinde, ezilen tüm kesimlerin kendini ve birbirlerini savunma çabalarından geçtiği bilinci ve mücadeleyi birlikte yükseltme isteği ile ilerici, devrimci, demokrat, yurtsever tüm çevreleri acilen sesimizi daha çok ortaklaştırmaya ve çoğaltmaya çağırıyoruz.
Zafer direnenlerin olacaktır.

Hiç yorum yok: