Mevlana Başlar Cümlesine

Mevlana başlar cümlesine Bismillahirahmanırrahim diye...
Bende cümleme “selamın aleykum” diye başlamak istiyorum. Selam olsun işçiye, selam olsun öğrenciye, selam olsun köylüye, selam olsun Alevi’ye, selam olsun Kürd’e, Türk’e, siyaha, beyaza, erkeğe, kadına, selam olsun halkıma. Benim halkım bir bütün ve eşit olmalı. “Olmalı” diyorum, olmasını istiyorum ve inanıyorum. Uzak günler değil kastettiğim, çok yakın, çok yakın günler. Birleşen kalplerde çoğalan sevdayla coşan yürekler ulaşacak elbet doruklara ulaşacak elbet özgürlük denen o sevdaya.
Bugün kapitalist dünyanın birer kölesi durumundayken tanrıyı kapitalizm ilan etmiş, ona secde eder olmuşken, birilerinin bu durumu fark etmesi ve bir şeyleri değiştirmek için çaba sarf etmesi daha bugün bizler için büyük adımlardır. Asgari hedefimiz, eşitliğin, özgürlüğün, adaletin olduğu bir ülkedir. Bizler bastırılmaya, sindirilmeye çalışsak da, Kürt halkının haklı isteklerinin arkasında, her türlü dine sahip olup ibadet etmek isteyen her milletin yanında ve ten rengi fark etmeksizin kadın-erkek gözetmeksizin insanın mazlumun yanındayız, yanında olacağız. Bizler yokluğun ne demek olduğunu bildik, gördük ve tattık. Her gün bulgur çorbası da kaynattık, soğuktan uyuyamadığımız günler de oldu ama helal lokmayla nefes aldığımızı bilmek her zaman bizim vicdanımızı doyurdu. Babam eve geceleri geç gelirdi, yollarını beklerdik. Gözleri kan çanağına donmuş gelirdi, göstermezdi, saklamaya çalışır hatırımızı sorardı. Hz. Muhammed (sav) efendimizin dediği gibi, nasırlı ele ateş dokunmazdı. O emekçiydi. Emeğinin karşılığını hiçbir zaman alamadı. Ama dediği bir şey vardı, yanacak olan işçiler değil, patronlardı. Bu halk savaşında emperyalizme karşı durmak şarttır, bu kavgada faşizme boyun eğmemek farzdır, bu kavgada kapitalist güçlere karşı koymak zorunludur. Bu birlik nasıl sağlanacaktır? Belki de en büyük hatamız budur. Şimdiye kadar bir şeyleri elde edemediysek doğru yolda yanlış adımlar atıyoruzdur veya yanlış yolda doğru adımlarla ilerliyoruzdur.
Genel sol hareket, kendi içinde çatışırken, çelişkiye düşerken dini, mezhebi, rengi ayırmaya başlamışken hangi halklar bir olabilir -hangi fikir bu zulmü yıkabilir? Ermeni’nin de Alevi’nin de haklı olduğu davada bizler, Kürd’ü, Türk’ü ayırmazken, siyahı-beyazı görmezken, bu güçler bizlerin akıllarına bu fikirleri sokmuş ve bizi içten fethetmeyi başarmışlardır. Bizler Allah’ın diğer tüm canlılardan farklı yarattığı ve verdiği en büyük nimet olan akılla bunu göremez hale getirildiğimizi, nasıl da farkına varamıyoruz bir düşünün. Kapitalizm insanları öldürürken, faşizm insanları başlarından vururken, analar ağıtlar yakarken, çocuklar ağlarken, neden hâlâ farkında değiliz?
Gün bir olma günüdür, gün düşünme günüdür, gün farkında olmanın günüdür, gün, düşünmenin günüdür. Bizleri yetiştiğimiz yerden başlayıp sisteme boyun eğen insanlar hâline getirmeye çalışan iktidara susup oturmak mıdır çözüm? Düşünün, hadi söyleyin bana, kapitalizme boyun eğerek susup oturmak mıdır çözüm?
Ne demiş Mevlana, “gel gel gel ne olursan ol yine gel.” İstanbul’dan Anadolu’ya, Anadolu’dan Mezopotamya’ya, Mezopotamya’dan Dünya’ya azınlığınla gel, sevdanla gel, yüreğinle gel, sen ne olursan ol gel. Eşitliğe, adalete, özgürlüğe yürüyelim el ele. Artarak yürüyelim kadınlarla, erkeklerle, çocuklarla, alkışlarla. Ekmeğimizi bölelim, ateşimizi paylaşalım. Ve değiştirelim dünyayı. Unutmayalım ki bizler tek kanatlı melekleriz ve ancak birbirimizi kucaklarsak uçabiliriz.

Hiç yorum yok: