Mesele Güvenlik Değil Hak ve Adalet

“İç Güvenlik Yasası” dedikleri tasarı, eskisini yeniden üreten yeni bir vesayet rejimini tesis etmeye dönük bir adımdan başka bir şey değil.
Aralarında “Sık ulan sık!” diye birbirlerini esnafa saldırtanların, aralarında sokakta çocuklar infaz edebilenlerin bulunduğu polislere dilediğini yapma yetkileri veren bir yasa bu. İyi düşünün, polisler çevrenizde sokakta trafikte gördüğünüz toplumun içinden çıkıyor. Kapılarınızı niye kilitlediğinizi düşünün.
Karakola gelen şikâyetçi kadınlara tecavüz edebilenlerin de polis olduğu bir ülkede polisleri ucu açık yeni yetkilerle donatan bir yasalar paketi düşünün. Meclisi bir serseri mayınlar kahvehanesine döndürenlerin, geçsin diye aralarında bir kadının da bulunduğu milletvekillerine saldıranların çıkarmak istediği bir reform paketi bu.
Yeni İç Güvenlik Yasa Tasarısı'nın tasarladığı bazı sözde reformlar şunlar:
·         Mahkeme, hâkim, savcı kararı olmadan polis dilediğini dilediği zaman 2 gün 2 gece boyunca kimseye haber vermeden, dilediği gibi gözaltına alabilecek,
·         Dilediğini dilediği yerde arama yetkisi kazanacak, hukukî süreçler devre dışı kalacak,
·         Muhalif sesler polis terörüne maruz bırakılacak,
·         Terörle mücadele kılıfı altında hükümeti eleştiren döviz taşıyanlar bile 1 yıl hapsedilebilecek,
·         Tüm telefon dinlemeleri tek hâkimin kontrolünde olacak. (Fizik kanunlarına bile aykırı bir hukuk biçimi)
·         Polis protesto eylemlerinde “cebinde bilye vardı” diyerek silah kullanabilecek,
·         “Cumhurbaşkanına hakaret” gibi tamamen yoruma açık kavramlar dâhil, sayısız yeni ve ağır hapis cezaları getirilecek,
·      Valiler sıkıyönetim ilan edebilecekler, seçilmiş belediye başkanı üstüne atanmış valiler savcılık yetkilerine sahip olabilecekler,
·         Tüm araç kiralama bilgileri bile, araçların rotaları dâhil, polisler tarafından anında görüntülenebilecek,
·         Yeni nüfus cüzdanları ile “biyometrik veri” adı altında herkesin parmak izi ve damar izi vermesi zorunlu olacak, böylece polisler veya polisleri etkileyebilenlerin, kontrol edebilenlerin, mesela polis akrabası olanların bile, diledikleri herhangi bir kişi aleyhinde diledikleri herhangi bir suç için delil üretmeleri son derece kolaylaşacak…
“Ak Parti’den iyisi yok” diyenlerin cevaplaması gereken soru şudur: Ak Parti’nin bir zorbalık düzenine dönmesini ister miydiniz? Hukuksuz, kontrolsüz, sorumsuz bir sistem kurulmasını ister miydiniz? Sonuçta elinde güç tutan insanlardan oluşan Ak Parti tamiri imkânsız hatalara kalkıştığında durdurabilme imkânına sahip olmak istiyor musunuz, istemiyor musunuz? Bir zamanlar Milli Şef adına ya da Atatürk fotoğrafları, ülkenin bölünmez bütünlüğü, Laiklik gibi bayraklar sallanarak ülkede ayrıcalıklı bir azınlık hariç hiç kimsenin nefes alamadığı o eski Türkiye’ye dönmek istiyor musunuz? Allah’ın adını ağzından düşürmeyen, Reis, dış mihraklar gibi bayraklar sallayarak dilediğini yapmak isteyenlere dilediğini yapmak gücü verilirse varılacak yer orasıdır.
Kızınıza tecavüz eden polisin cezalandırılacağından emin olmak ister misiniz, istemez misiniz? Soma ve Ermenek katliamlarının geleceğini görseydiniz, iş güvenliği ve ihale kanununu değiştirmek gücünüz olmasını istemez miydiniz? İyi düşünün, desteklemekle gurur duyduğunuz Ak Parti’nizin Egemen Bağış gibilerle dolmasından ne kadar rahatsız olduğunuzu hatırlayarak düşünün. Herkese eşit mesafede adil bir hukuk sisteminin halkın yöneticilerin haksızlıklarıyla mücadele etmesinin en güzel yolu olduğunu hatırlayarak düşünün. Ak Parti, tamiri imkânsız hatalar yaptığında durdurabilme imkânına sahip olmak istiyor musunuz, istemiyor musunuz?
Partinize düşüncesiz goygoycular gibi değil; aklı, hesap gününe inancı, vicdanı olan insanlar gibi sahip çıkın. Gidişatı iyi düşünün. İnsanların çoğu hüsrandadır, hayal kırıklığına uğratırlar, hatırlayın. Er ya da geç herkesi etkileyen bir şeydir devlet, polis ve yasa. Bu insanlara bu kadar keyfi bir güç teslim etmek istiyor olamazsınız.
Sizin vekilleriniz olduğunu iddia edip, efendiniz olmaya çalışanlara, “çantada keklik”ler olmadığınızı ne zaman hatırlatacaksınız?

Hiç yorum yok: