Zeki Müren de Hamdiye’yi Görecek mi?

Sağlık Bakanı’nın, kameralar eşliğinde yılın ilk doğan bebeğine ve ailesine hastanede baskın verip, “3. çocuk demek, söz dinliyorsunuz, aferin. Zaten kadının tek kariyeri de annelik olmalı.” diye şovunu yapması üzerine; haliyle pek çok tepki geldi. Ne beklersiniz, tepkilerin Sağlık Bakanı’nın saçmalamalarını eleştiriyor olmasını değil mi? Ama burası Türkiye! Suçu sadece suçluya yükleyen makul bir eleştiri dışında ne ararsanız var; seçin, beğenin, alın.
Ne vereyim ablama? Mesela fotoğraftaki anneyi göremeyen muhalif abimizin twiti nasıl?

Ya da, kadınların sözü olmayı vaadeden bir sitede yayınlanan habere ne dersiniz: Gölge Hamdiye!

Sağlık Bakanı’nın açıklaması o kadar tepki aldı ki; bunlar ve benzerleri, “like”lara, paylaşımlara, retweetlere boğuldu. Sağlık Bakanı o kadar saçmalamıştı ki, bu kadıncağızın hali yürekleri buruyordu. Sağlık Bakanı’nın söylediklerine öfkelenmemek mümkün değildi, o yüzden resimdeki adamın tipiyle dalga geçen bir yorum yapmadan gitmek ayıp olurdu. Sağlık Bakanı’nın açıklamasına karşı eylem bile yapmak gerekirdi, o yüzden fotoğraftaki “siyah şey”den bahsetmeye devam. Sağlık Bakanı’nın dedikleri… (Sahi, ne demişti Sağlık Bakanı?)
Bir yandan bunlar olurken diğer yandan, eleştirilerini çarşaflı kadının aşağılanması üzerinden kuranlara tepki gösterenler ise ya Sağlık Bakanı’nın açıklamalarını eleştirmemekle (çünkü kendileri tam da bunu yapmışlardı!) ya da çarşaflı kadını aşağılayan twitin yazarını “sokakta gezerken dikkatli olsun” şeklinde hedef gösterenlerin “yanına düşmek”le itham edilmekteydi. Tarafınızı seçecektiniz: AKP’yi eleştirip dindarları mı aşağılayacaksınız yoksa AKP’yi arkanıza alıp tek kariyerleri annelik olsun diye dindar kadınları mı savunacaksınız? Tahmin edeceğiniz üzere AKP’nin kadınlara kuluçka makinası olarak muamele etmesine hem de AKP’ye muhalefetin dini pratikleri aşağılamak üzerinden yapılmasına karşı olmak diye bir seçenek mecut değil.
Yılın ilk bebeği tartışmasında da, kendilerine bu iki taraf dışında hakkaniyetli bir yer seçenler için cevap hazırdı: Çok safsınız! Çünkü eleştirileri anlamamışız, çarşaflı kadını asıl aşağılayanın bu “mizansen” olduğunu görememişiz. Her yıl tekrarlanan “yılın ilk bebeği” şovu için aşağı yukarı aynı anda doğmuş olan bebeklerden anne babası dindar olanın tercih edilmiş olabileceğini kabul ederim; fakat AKP’nin ideal kadınının çarşaf giymediği ortadayken, çarşaflı kadının mizansene özellikle dahil edildiği gibi kör bir iddianın tek bir izahı olabilir. Bu kare (Doğan Haber Ajansı’nın çarşaflı kadını bir köşeye itilmiş şekilde itina ile fotoğrafladığı kare), birilerinin kafasındaki mizansene cuk oturmuş: “Kadınları kapatıyor, kapatıyor, kapatıyorlardı…[1]
Uzunca bir süredir, AKP’nin suç ortağı olarak görülen dindarların hayat tarzlarına muhalefet etmek (ama mümkünse bunu esprili bir üslupla yapmak), “AKP karşıtı muhalefet”in alamet-i farikası haline geldi. AKP eleştirisi kılıfında dindarlara ve dindarlığa olan öfkenizi kustuğunuzda, anlayış kapıları size ardına dek açılıyor. Sonuçta ortada AKP iktidarından nemalanan dindarlar var (!) ve onlara karşı biraz nefret suçu işlemenin fazla mahzuru olmasa gerek. AKP’ye muhalefet eden dindarların da var olduğunu, hatta AKP’ye oy verenlerin dahi AKP’nin her icraatını desteklemediğini unutabilir, tüm dindarları aynı çuvala doldurabilirsiniz. Göreceğiniz destek de cabası…
Nitekim, geçtiğimiz iki günde “Yılın ilk bebeği” haberinin fotoğraflarında bebeğin annesi Hamdiye’yi göremeyenler[2]; beğeni ve paylaşım rekorları kırarak yıldızlarını parlattı. Olmayan Hamdiye üzerine yapılan esprilere kahkalar patlatanların 32 dişi, macun reklamlarındaki gibi ışıldadı. Hamdiye’yi el birliğiyle silikleştirdikçe, ışıltılarına ışıltı kattılar. Haydi şimdi gölgede bıraktığınız, görüp de göremediğiniz Hamdiye’nin omzuna acıyarak dokunup, onu ne kadar düşündüğünüzü belli eden titrek bir sesle deyin ki: “Işılda Hamdiyeciğim, yoksa bir hiçsin!



[1] Başörtülülerin başörtülülük tanımı bir başka yazının konusu olmalı gerçekten, fakat nacizane benim gözlemim şu şekilde: “Dışarıdan” bakılınca çarşaflılar, başörtülülerin bir üst versiyonu olarak görülüyor, lakin “içeride” işler pek öyle değil. Çarşaf, makbul örtü tipinin dışında kalan bir aşırılık olarak görülüyor. Başörtüsü yasağını tetikleyenin bile okullara çarşafla girilmeye çalışılması gibi “aşırılıklar” olduğunu düşünler de hiç az sayıda değil. Çarşaf, AKP’nin görsellik algısında hiç bir zaman makul bir kıyafet olmadı. AKP tabanında da uzun bir süre başörtülülerin bile illa görünür olmasına gerek olmadığı (“fikirlerimiz zaten iktidarda”) algısı hüküm sürdü. Kaldı ki çarşaflı bir yüz ile temsil edilmek istesinler… Başörtüsüne dair yakın zamanda elde edilen konforun, çarşaf gibi bir aşırılık uğruna eleştiri malzemesi haline getirilmesi hiç de istenmiyor. (Yine mesela dışarıdan bakınca, aynı çuvalda görülen “başörtülü tekstil işçileri” kategorisi de bizim başörtülüler açısından farklı bir yerde durur. Başörtüsünün sınıfsal bir anlamı da var yani. Bu da eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürsün, olur da yazmak isteyen çıkar.)
[2] Yukarıda Lady Gaga’yı görebiliyor musunuz? Hayır, merak ettim de…

Hiç yorum yok: