Güven İnşası ve Yas Yönetimi

Geçen Salı gününün devasa gerçeklik dozu ile kamusal şahsiyetlerin ve TV yorumcularının tecime sunduğu kendini beğenmiş saçmalar ve sınırsız aldatmacalar arasındaki tutarsızlık sadece şaşırtıcı değil, aynı zamanda iç karartıcı. Olay hakkında söz söyleme izni olanlar, toplumu çocuk yerine koymak konusunda topluca bir kampanya yürütüyor gözükmektedir. Bunun “uygarlık” ya da “özgürlük” ya da “insanlık” ya da “özgür dünya” karşıtı “korkakça bir saldırı” değil de kendini süper güç olarak vehmedenlere karşı, Amerika’nın belirli ittifak ve eylemlerinin bir sonucu olarak gerçekleşmiş bir saldırı olduğunu kabul eden yok mu? Irak’ta devam etmekte olan Amerikan bombardımanlarından kaç yurttaşın haber var? İlle de “korkakça” olarak nitelendirilmesi gereken bir şey varsa, diğerlerini öldürmek için ölümü göze alanlardan ziyade, mukabele menzilinin çok ötesinden, yüksek irtifalardan insan öldürenler için kullanılması gerekmez mi bu nitelemenin? Salı günkü katliamı gerçekleştirenler hakkında, (ahlaken tarafsız bir meziyet olarak) cesaret konusunda söylenebilecek son söz, onların “korkak” olarak nitelendirilmesidir.
Liderlerimiz her şeyin iyi olduğuna bizi ikna etmeye kararlı. Amerika korkmuyor. Böyle rezil bir gün yaşamış olsak da maneviyatımız sarsılmadı. Amerika artık savaşta. Ama her şey yolunda değildir. Ve bu bir Pearl Harbor değil. Bir robot gibi Amerika’nın ayakta olduğunu söyleyen bir Başkan’ımız var. Bu Yönetim’in yurtdışı faaliyetlerine şiddetle karşı çıkan gerek görevli gerekse görevde olmayan bir sürü kamusal şahsiyet, Başkan Bush’un arkasında olduklarını söylemekten fazlasını yapamıyor gibidir. Amerikan istihbarat ve karşı-istihbaratının yetersizliği, Orta Doğu başta olmak üzere Amerikan dış siyasetinin olası diğer seçenekleri ve akıllı bir askerî programın unsurları konusunda düşünmek gerekiyor. Belki de Washington’da düşünülüyordur. Ama toplum, hakikatin yükünü sırtlamaya davet edilmiyor. Sovyetlerin Parti Kongreleri’nin kendini olumlayan, oybirliği içinde tebrik edilen beylik lafları her fırsatta hor görülüyor. Ama olgun bir demokraside, Amerikan yetkililerinin ve medya yorumcularının son günlerde ağzından fışkıran mutaassıp ve gerçeği gizleyen belagati, alçakça değil midir?
Devlet görevlileri manipülatif bir işle iştigal ettiklerini gözümüze sokmuşlardı zaten: güven inşası ve yas yönetimi. Siyaset, —anlaşmazlık doğuran ve dürüstlüğü yücelten— demokratik siyaset, yerini (psikolojik) terapilere bıraktı. Hadi, hep beraber, her açıdan, yas tutalım. Ancak hep beraber ahmak olmayalım. Biraz tarihsel farkındalık, çok yakında ne olduğunu ve neyin olmaya devam edeceğini anlamamıza yardımcı olabilir. Sürekli “ülkemiz güçlüdür” deyip duruyorlar. Ben ise bilhassa bunda teselli edici bir yan görmüyorum. Amerika’nın güçlü olduğundan kimin şüphesi var? Ama Amerika sadece bu olmak zorunda değil.
Susan Sontag
The New Yorker, 24 Eylül 2001

Hiç yorum yok: