Demokratik Özgürlükçü İslam

17.01.2015 tarihinde Adana TÜYAP Kitap Fuarı’nda İhsan Eliaçık’ın “Demokratik Özgürlükçü İslam” adlı söyleşisinden alıntılar:
“Hocam namaz kılarken ‘Allahu ekber’ demesem olur mu?” diye bir soru aldım. “Neden?” diye sorduğumda; “IŞID’i izledim tekbir sesleri ile kafa kesiyorlar, ben de ‘Allahu ekber’ dediğimde kendimi kötü hissediyorum” cevabını aldım. Toplumda İslam buysa “bana eyvallah” duygusu gelişiyor. Bizse var gücümüzle İslam’ın bu olmadığını anlatıyoruz. Kur’an’ın ve Peygamber’in özünde adam öldürmek, kelle kesmek, kadınları satmak, cariye yapmak yoktur.
Kur’an’da namaz, oruç, başörtüsünün cezası yok; gönüllü tercihe bırakıyor ama öldürme, çalma, iftira ve zinanın cezası var. Kur’an’da insan hakları dışında ceza yoktur. İslam’da birbirimizle olan ilişkiler önemlidir. Müslüman barışsever demektir; mümin ise güvenen ve kendisine güvenilen demektir.
Eski çağlarda krallar “ben tanrının oğluyum”; seçilmiş kavmim” derlerdi; bunlara itaat etmek tanrıya itaat etmek anlamına gelirdi ki İhlas suresi ile bu çürütüldü. Şu halde başa geçen kişi halkın rızasını almak zorundadır
Yönetimin başında geçen kişi eğer “beni tanrı seçti bu sebeple bana itaat edeceksiniz” diyorsa buna teokrasi diyoruz. Uzun çağlar boyunca yeryüzü böyle yönetilmiştir.
Şu an Türkiye teokrasiden (yani padişahlıktan) “ben tanrının yeryüzündeki oğluyum” demese bile “halifesiyim” diyen kişiden Cumhuriyet’e geçti. Türkiye’de yöneticiler beş yılda bir seçiliyor ancak halk yönetime katılmıyor. Bu sebepten ötürü cumhuriyetten demokrasiye geçişte bocalama yaşanıyor.
Padişahlık sistemi dört şeyin hesabını veremez:
1. Yönetimin babadan oğla geçmesi;
2. Evladın katledilmesi;
3. Devşirme sistemi;
4. Cariye sistemi.
Saltanat sistemi Kur’an’a terstir. Peygamber’in istediği bu değildi. Peygamber’in istediği elli yıl içerisinde aşağıdaki maddeleri içinde barındıran sistemin kurulmasıydı.
1. Efendilik-kölelik sisteminin kalkması;
2. Çokeşlilikten tekeşliliğe geçilmesi;
3. Kız çocukların diri diri gömülmesi;
4. Zengin ve fakir arasında uçurum olmaması.
Rızaya, istişareye dayalı seçimle gelen, halkın yönetime katıldığı, özyönetimci; kendi özerk bölgelerinden herkesin kendini ifade ettiği, bir arada yaşadığı sistemin kurulması gerekiyordu ancak bunların hiçbiri İslam tarihinde olmadı; yani İslam tarihinde demokrasi ve özgürlük gelişmedi.
Biz özgürlükten insanların üzerindeki baskıların kalkmasını anlıyoruz. Bugün IŞİD zihniyetinde olup insanların kafasını kesenler tek tipçi insanlardır. Onlara göre gökteki Allah tekse; devlet, lider, bayrak, yorum, görüş de tektir. Oysa Kur’an’a bakıldığında “Allah tektir tabiat çoktur” diye bahseder. Bakın tabiata hiçbir şey birbirine benzemiyor, her şey farklı. İnsan hayatında da çoğulculuk olmalı; bir sürü parti, yorum, fikir, görüş olmalı. Aklı, fikri, vicdanı olanlar bu seçme zenginliği içinde doğru ve güzel olanı almalıdır.
Herkes sözünü söyleyecek, susturulmayacak, bastırılmayacak, İslam ülkelerinde Allah’a inanmayanlar düşüncelerini özgürce söyleyebilecekler; Kur’an böyle söylüyor.
Allah ve Peygamber alay konusu oluyorsa (Peygamber’in karikatürü çiziliyorsa) Kur’an buna değinmiş. Kur’an; “Allah ile, Peygamber’le alay edenlerin yanında oturma, oradan uzaklaş” diyor, “orada konu değişince geri dön, o insanlarla da ilişkini koparma” diyor. Bunları yapanlara ceza vermek, zarar vermek, öldürmek yoktur. Ama gel gör ki bu tek tip kafalar, “yukarıda Allah tek aşağıda her şey tek” diyenler alıyor eline silahı “Peygamber’le dalga geçiliyor” diyerek insanları öldürüyorlar. Dinî görüşle hareket ediyorlar ama yaptıklarının dine uygun tarafı yoktur. Allah’tan fazla Allah’çı, dinden fazla dinci, kitaptan fazla kitapçı olunca dindar olunmuyor. Dindar; kitaba göre hareket eden adamdır.
Yeryüzünde İslam iki şekilde katlediliyor.
1. Irak ve Suriye’de kafa kesmek;
2. Ankara da saray yaptırmak;
Aramız da sarayda oturan var mı?; ben dâhil olmak üzere çoğumuz 2 veya 3+1 evlerde oturuyoruz. “Saray itibardır” diyen zat bize hakaret ediyor. Saray itibarsa bizde 2+1 ya da 3+1 evlere tıkış tıkış olmuşsak, biz itibarsızız. Bu zihniyete göre, toprak damlı evinde yaşayan, Medine’nin yoksulları gibi yaşayan ve onca varlık içinde bunu bilinçli yapan Peygamber dünyanın en itibarsız kişisidir. Adam “saray itibardır” diyor; bu dindar gibi görünüp İslam’ı içerde yıkmak demektir.
Biri çıkıyor, “Allah’ın vasıflarını taşıyan lider” diyor, diğeri “bakara makara” diyor. “Peygamber’e hakaret ediyorlar” sözünü seçimde de kullanacaklar; bu enfes bir malzemedir. Sen Peygamber’e saygılı isen “bakara makara” diyen bakanın elini havaya kaldırmayacaksın; sen Allah’a, Peygamber’e saygılı isen, “Allah’ın vasıflarını taşıyan lider” dendiğinde; “ananı da al git” dediğin gibi “otur yerine edepsiz” diyeceksin. Başka biri diyor ki, “evet, ben akrabalarımı işe aldım” diyor; “Cenab-ı Hak akrabalarınızı kayırın diyor bende kayırdım.”
Benim anlattığım devrimci peygamberlerin, ulu ozanların, Anadolu erenlerinin anlattığı İslam’dır. Dinî cemaat ve kurumların anlattığından farklıdır. Onlar ritüel ve inancı din haline getiriyorlar. Burada ise “eline beline diline sahip ol” diyen; “çalmayacaksın, öldürmeyeceksin, iftira etmeyeceksin” diyen; temel insan haklarını dindarlığın göstergesi olarak gören bir anlayış var. Bu ikisi birbirinden farklıdır.
Mehmet Elibol

Hiç yorum yok: