BHH'ye Gezi'den Bakmak

Birleşik Haziran Hareketi, birlik süreçlerinin sancılı ve bol eleştirili geleneğinden nasibini alarak doğdu.
“HDP dururken, Haziran da neymiş?” kapısına çıkan sığ eleştiriler ve buna karşılık “bizi kıskanıyorlar” tavrında verilen geçiştirme cevaplar… Hiçbir anlam taşımayan söylem yarıştırmaları…
Aslında, Türkiye’de Gezi sonrası kurulmuş en güçlü birlik olan Haziran Hareketi’ni eleştirirken, yola çıktığı argümanı pek de hafife almamak gerek.
Bugün, Türkiye devrimci-demokrasi güçlerinin kaçı çıkıp da Gezi’yi örgütlemekten bahsedebiliyor; ya da kaçı bunu kuru bir ajitatif söylemden öteye taşıyabilmiş. Hiç değilse bu yüzden bile, BHH üzerine yazılan eleştirilerin önemi büyük.
BHH’yi tartışırken, Gezi’de açığa çıkan yeni toplumsal dinamikleri ve o dinamikleri örgütleme araçlarını, bu dinamiklerin hangi stratejik hedefe doğru yönlendirilmesi gerektiğini ve o hedefe yürüyüşün gereksindiği devrimci pratiği tartışabiliriz.
Bu yüzden, şöyle bir Gezi işgali günlerine dönüp hafıza tazelemekte fayda var.
Gezi parkı işgali devam ederken, bir grup devrimci demokrat güç, hayatın günlük akışının rasyonalitelerini ayaklarıyla ezip geçerek ayaklanan kitlenin karşısına dikilip; önce “meydan işgalini hemen kaldırmak” ve 2 hafta sonra da “parktaki işgali  tek bir çadır altında toplamak ve boşaltmak” gibi en “dâhiyane” fikirlerini ortaya attıklarında yıl 2013’tü. Anlaşılan, “isyanın rasyonalitesi” yerine “günlük-normal yaşantının rasyonalitesi” tercih ediliyordu.
Şimdi yıl 2015 ve 2013 yılında Gezi kitlesi içinde en gerici tutumu almayı başaran bu çok “rasyonel” gruplar ortaklaşıp BHH oluşumunu kuruyor.
O zaman biz de çok “rasyonel” bir soru sorabiliriz: Direnişin en güçlü zamanlarında böyle teklifler yapmaktan kaçınmayanlar, Gezi’nin mirasına nasıl sahip çıkacaklar?
Başka bir şey yok, ama “gericilik” var
Hadi diyelim “dönülmez akşamın ufkundan” döndü bu arkadaşlar. Gerçekten istenirse, vakit çok da geç değil.
Ama programlarına baktığımızda, bu kadar güçlü bir iddiayı karşılayan argümanlar henüz yazılıp çizilmemiş. “Yeni bir cumhuriyet söylemi” ve onun altında sıralanmış bir dizi genel geçer söylem dışında elle tutulur bir şey yok.
İyi niyetli bir yorumla, “Demokratik cumhuriyet” programına benzer yönleri mevcut. “Halk meclislerini örgütlemek” gibi… Fakat gericilikle savaşmak dışında hiçbir eylem planı konulmamış. Asgari bir “demokratik cumhuriyet” programına bile ulaşamamış bir “yeni cumhuriyet” programı olmuş.
Gerici rejime tepki duyan yurttaşlarımızın umutla sarılabilecekleri biricik toplumsal örgütlenme olarak Birleşik Haziran Hareketi’nin Türkiye gündeminin en acil sorunu olan gericiliğe karşı seferberlik” ilan etmesi, BHH’nin Gezi’den ne anladığının somut göstergelerinden bir tanesi.
AKP’nin kurmaya çalıştığı yeni rejimi sadece “gerici” unsurlarla tariflerseniz, karşısında da “laik devlet” mücadelesini yükseltirsiniz. O “laik devlet” söylemi de, tek başına sivriltildiğinde, CHP’de toplanmış ve eski Kemalist rejime geri dönmenin hayalini kuranların güç alanına hizmet etmekten öte gidemez.
O zaman; neoliberal politikalar yüzünden artan iş cinayetleri, patriarkal kapitalizmin işlediği kadın cinayetleri, yanı başında o “gericiliğe” karşı elde silah savaşırken her gün öldürülen Kürt halkı, emperyalist güçlerin AKP eliyle Ortadoğu halklarını soktukları savaş cehennemi senin için “gericilikten” daha acil sorunlar olmaz.
Kendini “Gezi’yi örgütlemek” şiarıyla var eden bir örgüt, Gezi’nin tarihsel olarak en önemli ittifakı olan Rojava Devrimi’ni ve onun yaratıcı güçlerini görmezden gelme lüksüne sahip olabilir mi?
AKP ve onun kurduğu “gerici rejimle” mücadele etmekte samimi misiniz? O zaman, Kobanê’de gericiliğin en vahşi yüzü olan DAİŞ ile savaşan kadınları hiç olmazsa anlamaya çalışabilirsiniz.
Ayrıca, Gezi’yi ve Rojava’yı aynı odakta toplamadan AKP’yi yıkmaktan bahsetmek ve bu uğurda en sert mücadeleyi veren Kürt Özgürlük Hareketi’ne uzak durmak; AKP’yi yıkma isteğini, gerçek güçlerin gerçek ilişkilerine dayandırmayan içi boş bir aydın hevesine indirgeyiverir, kendinizi yapmak istediğinizin tam tersine AKP’ye yardım eder konumda buluverirsiniz.
“Boş ve hoş” söylemlerle yürütülen ve isyan halindeki Kürt halkından uzak durarak dar bir aydın alanına sıkıştırılmış bir “muhalefet”, inanın ki en çok AKP kurmaylarını keyiflendirecektir.
Seçimler BHH İçin Bir Eşik
Kendilerinin de çokça ifade ettiği gibi; seçimlerde alacakları tavır BHH için kritik bir eşik olacak.
Neden mi?
Seçimler yaklaşıyor ve Haziran içindeki bileşenlere Kürt Özgürlük Hareketi’nden çağrılar gelmeye başladı. 2015 seçimleri, özgürlük mücadelesiyle kurulacak olan ilişki açısından BHH için önemli bir eşik olacak.
Geçen seçimlerdeki gibi ortalama pozisyon alışlar, bugünün gerilimli ortamında, ne kitleleri konsolide etmeye ne de güncel politikadaki varlığını sürdürmeye yetecektir.
HDK ve BHH, en asgari zeminde birleşik mücadeleyi önüne hedef koyabilirse ve seçimler öncesi böyle bir bloğu oluşturabilirse ne âlâ…
Fakat, allem kalem edilip CHP’nin arkasına dizilme hedefleniyorsa, çok kötü. CHP’nin bile kendinden bu kadar umudu kalmamışken, “inadına Kemalizm, inadına CHP!” demenin altında yatan gerçekler çok net görünüyor artık.

Hiç yorum yok: