Tabuta Çakılan Son Çivi

Devrik otokrat Hüsnü Mübarek’in beraatını protesto etmek için Kahire merkezinde toplanan göstericilerle Mısır güvenlik güçleri arasında Cumartesi günü yaşanan çatışmalarda iki gösterici öldürüldü, 14 kişi yaralandı.
Kahire’nin merkez meydanında binlerce gösterici, Mübarek’e ve onun ardından iktidara gelen Muhammed Mursi ile Abdulfettah Sisi aleyhine, “kahrolsun askerî yönetim” ve “çeteler içimizde” türünden sloganlar attı.
Sağlık Bakanlığı’nın bildirdiğine göre, güvenlik güçleri, göz yaşartıcı gaz, saçma ve basınçlı su ile saldırdı, iki kişi öldü, 14 kişi yaralandı.
Mısır Independent gazetesine göre, 85 gösterici gözaltına alındı, aralarında en az dört gazeteci var.
İnsan hakları avukatı Rami Ganim’in bildirdiğine göre, 85 kişinin sadece dördü tutuklandı.
Ayrıca ayaklanma sürecinde ilk ölümün gerçekleştiği Süveyş kentinde kararı protesto etmek için onlarca genç toplandı. Ama güvenlik güçlerinin ilettiği kadarıyla, grup çok kısa süre içinde polis tarafından dağıtıldı.
Geçen Cumartesi günü Mısır mahkemesi, 2011 ayaklanması esnasında göstericilerin öldürülmesi üzerinden Mübarek’e aleyhine açılan adam öldürme davasını reddetti. Yeni bir politik açıklık ve hesap verebilirlik döneminin başlayacağına dair umudu sembolize eden bu isyan, Mübarek’in onlarca yıllık yönetimine son vermişti.
Hâkim Mahmud Kamil Raşidî, aralarında eski içişleri bakanı Habib Adlî’nin de bulunduğu Mübarek’e bağlı yedi komutanın da ölümler konusunda “suçsuz” bulunduğunu söyledi.
2012’de Mübarek, 2011’de on sekiz gün süren isyan esnasında katledilen 800’ü aşkın göstericinin 239’unun katlinde parmağı olması sebebiyle ömür boyu hapse mahkûm edilmişti. Ancak temyiz mahkemesi, davanın yeniden görülmesi talimatını vermişti.
Destekçileri Cumartesi verilen kararı sevinçle karşıladılar. Müdafî taraf, suçlamaları reddetti.
Mahkeme dışındaki Mübarek yandaşları, 30 yıl boyunca en yoğun nüfusa sahip Arap toplumuna hükmetmiş eski hava kuvvetleri subayının resimlerini taşıdılar, bölge genelinde Arap Baharı ayaklanmalarının yaydığı umudu kucaklayan Tahrir Meydanı’nda katledilen göstericilerin aileler ise sayıca daha azdı.
Hâkim, Mübarek aleyhine herhangi bir suçlamanın kesinlikle yapılmaması gerektiğini söyledi.
Ayrıca mahkeme, Mübarek ve eski petrol bakanına yönelik, İsrail’e gaz ihracıyla ilişkili rüşvet suçlamalarını da ortadan kaldırdı.
Ayrı görülen diğer bir yolsuzluk davasında ise Mübarek ile oğulları Alâ ve Cemal’e isnat edilen suçlar da düştü. Hâkim Raşidî, mahkemenin hükümde bulunabilmesi için, işlendiği iddia edilen suçlarla ilgili olarak, aradan çok zamanın geçmiş olduğunu söyledi.
Devlet televizyonu, Cemal ve Alâ’nın babalarını kararın açıklanması sonrası alnından öperken gösterdi. Ayrıca görüntülerde Cemal’in gözyaşları içerisindeki eski içişleri bakanı Adlî’ye sarıldığı görüldü.
Otuz yıl Mısır’ı yöneten Mübarek’in askerî hastanede kalması ve burada Mayıs ayında kendisi hakkında zimmetine para geçirme suçuna istinaden verilen üç yıllık cezasını çekmesi bekleniyor.
Ama avukatı Ferid Dîb’in Pazar günü söylediğine göre, 86 yaşındaki Mübarek, cinayet suçlamalarının düşmesi ardından, söz konusu cezanın üçte ikisini çektikten sonra serbest bırakılabilir.
Dîb’in dediğine göre, 2011’deki tutuklama sonrası geçen ön gözaltı süresi dikkate alındığında, “Mübarek cezasının üçte ikisini zaten çekmiş” oluyor.
“Yeni kanun değişikliği üzerinden bir kişi cezasının üçte ikisini çektikten sonra serbest bırakılabiliyor.” Avukatın tespiti bu yönde.
Devrimin Tabutuna Çakılan Son Çivi
Mübarek’in iktidardan zorla uzaklaştırılmasına dek geçen haftalar boyunca güvenlik güçleriyle yaşanan çatışmalarda yüzlerce insan öldü.
Ölen göstericilerin ailelerini temsil eden avukat Osman Hefnavî’ye göre, verilen karar şu soruyu açıkta bıraktı: Eğer 239 göstericinin ölümünden Mübarek, içişleri bakanı ve güvenlik güçleri sorumlu değilse, kim sorumlu?
Mübarek dönemini yaşamış birçok Mısırlı, bu dönemi otokrasi ve ahbap-çavuş kapitalizmi olarak değerlendiriyor.
Mübarek’in devrilmesi, Mısır’da ilk özgür seçimlerin yapılmasını sağladı. Ama seçimleri kazanan Mursi de geçen yıl İslamcıların bir yıllık idaresine karşı gerçekleştirilen kitlesel gösteriler sonrası, ordu tarafından devrildi.
Mayıs ayında cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Sisi, Mursi ve Müslüman Kardeşler destekçilerini ezdi.
O günden beri devlet, yüzlerce insanı katletti, binlercesini hapse attı, yüzlercesine uluslararası planda eleştirilere yol açan, ölüm cezaları verdi.
Seküler ve solcu eylemciler de es geçilmedi, onlarcası gösteri yapma hakkını sınırlayan o tartışmalı yasayı ihlal ettikleri için hapse atıldı.
Aksine Mübarek dönemine ait isimler adım adım kendilerine isnat edilen suçlamalardan kurtuldular. Politik özgürlükleri kısıtlayan bir dizi kanun çıkartıldı ve bu gelişme, eski yönetimin yeniden nüfuz sahibi olmaya başladığına dair korkulara yol açtı.
Cumartesi günü açıklanan karar, 2011’de kazanılan hakların yitirilmeye başlandığına dair en son işaret olarak görüldü.
Mevcut başbakan İbrahim Mahlab, Mübarek’in bugün dağıtılmış olan partisinin üst düzey yöneticilerinden biriydi. Oysa bu, Mübarek’in devrilmesini takip eden aylar içerisinde hiç de akla getirilemeyecek bir gelişmeydi.
Mübarek’in 2011 ayaklanmasını bastırma emrini verdiği polis kuvvetleri, bugün hükümet yanlısı medyada baş üstünde tutuluyor ve Mursi yanlısı İslamcı göstericilerle militanları ölümlerle sonuçlanacak biçimde bastırmak için kullanılıyor.
“Bu, politik bir karar. Yargıçlar kararı dört yıl geciktirdiler ki tüm umutlar yitirildikten sonra Mübarek’i temize çıkartabilsinler.” Bu, mahkeme salonu dışında muhabirlere konuşan, 2011’de 19 yaşındaki oğlu Ahmed Halife’nin babasının sözleri. Baba devamında şunu söylüyor:
“Karar kurşun gibi delip geçti bizleri. Bence oğlum Ahmed asıl şimdi öldü.”
Reuters, AFP, Ahbar

Hiç yorum yok: